01/11/2022
MENFİ TESPİT DAVALARINDA İLKE KARARLARI -TALİH UYAR
● Yüksek mahkemenin (özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin) son kararlarında) iki konuda (Menfi tespit davaları ile tasarrufun iptali davalarında) “ilke kararı” oluşturduğunu görüyoruz:
a)Yüksek mahkemenin “ilke kararı” haline getirdiği birinci husus (konu); alacaklılar tarafından borçlulara yapıldığı bildirilen ‘elden ödeme’lerle ilgili:
Yargıtay’ın çeşitli daireleri, senet lehtarlarının “senet borçlusuna elden borç olarak verdikleri para karşılığında, bu senedin borçlular tarafından düzenlenip kendilerine teslim edildiği” ş e k l i n d e k i açıklamalarına değer vermemekte “günümüzde, bir kimsenin başka birisine elden para vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, her türlü ödemenin ticari teamüller uyarınca bankalar vasıtasıyla yapılması gerektiğini” ifade edip,
-“Elden ödeme karşılığında düzenlenip takibe konulan senetlerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi istemiyle, borçlular tarafından açılan menfi tespit davalarının kabulüne” ve
-“Alacaklılar tarafından açılan tasarrufun iptali davalarında, davanın dayanağı olan alacağın borçluya banka vasıtasıyla gönderilmemiş olması nedeniyle, açılan davanın reddine”
karar vermektedirler. Gerçekten, yüksek mahkeme;
√ “…Kendisinden toplam 67.000,00 TL. bedel ile daire satın alan davacıya 900.000,00 TL. gibi, davacının mali durumu ile izah edilemeyecek yüksek meblağı, herhangi bir teminat olmaksızın elden verdiği iddiasının hayatın olağan akışına (genel hayat tecrübelerine) aykırı olduğu, hayatın olağan akışına dayanan kişinin, artık iddiasını ispatla yükümlü olmadığı, senedin tanzim edildiği 2009 tarihi itibariyle 900.000,00 TL. miktarında bir paranın genellikle banka aracılığıyla el değiştirdiği...Mahkemece, eldeki menfi tespit davasının kabulüne yönelik önceki kararda direnilmesi yerindedir.(HGK. 18.06.2019 T. E: 2017/19-827, K: 689 (www.e-uyar.com) (EK-3)
Eserde, 2003 yılından beri uygulanmakta olan ‘iflâsın ertelenmesi’ kurumunun kaldırılması ile ortaya çıkan boşluğun doldurulması amacıyla 7101 ve 7155 sayılı kanunlarla İİK’nda yapılan değişikliklerle yeniden düzenlenen konkordato kurumu ayrıntılı biçimde incelenmişti...