İzmir Miras Avukatı

İzmir Miras Avukatı Miras hukuku kapsamında yer alan mal paylaşımı/izale-i şuyu davaları, tenkis davaları,vasiyetname,mirasçılık belgesi konularında bilgi içermektedir.

03/07/2023

İzmir Miras Avukatı

Miras Nedir?
Miras; muris yani miras bırakanın yasal ve varsa atanmış mirasçılarına kalan mal varlığı ve hakların bütünüdür. Murisin tasarrufta bulunmadığı tereke mallarının alacak ve borçları yasal mirasçılarına geçer.

Yasal Mirasçı Kimdir?
Türk Medeni Kanununda Kan hısımları ( alt soy, ana ve baba, büyük ana ve büyük baba, evlilik dışı hısımlar), sağ kalan eş, evlatlık ve Devlet yasal mirasçılar olarak tanımlanmışlardır.

Miras bırakanın alt soyu çocuklarıdır. Eğer murisin çocukları ondan önce ölmüş ise onların yerini kendi çocukları alır. Her çocuğun miras payı eşittir.

Alt soyu bulunmayan miras bırakanın yasal mirasçıları ana ve babasıdır. Anne ve baba eşit paya sahiptir. Anne ve baba miras bırakandan önce ölmüş ise miras bunların alt soylarına geçer yani murisin kardeşlerine eşit olarak paylaştırılır.

Alt soyu , ana ve babası ve onların da alt soyu bulunmayan durumlarda murisin yasal mirasçıları büyük anne ve büyük babadır. Miras bunların arasında eşit olarak paylaştırılır. Yine büyük anne ve büyük baba miras bırakandan önce ölmüş ise onların yerini kendi alt soyları alır.

Eğer murisin evlilik dışında doğan ancak kanuni olarak soy bağı kurulmuş olanlar babaları yönünden evlilik içi hısım gibi mirasçı sayılırlar.

Murisin ölümünden sonra sağ kalan eş miras bırakanın alt soyu ile birlikte mirasçı olursa mirasın 1/4 ü, murisin ana ve babası ile birlikte mirasçı olursa yarısı, büyük anne ve büyük baba ve onların alt soyu ile birlikte mirasçı olursa 3/4 ü, bunlarda bulunmadığı takdirde mirasın tamamı sağ kalan eşe kalmaktadır.

Murisin evlatlığı ve bunun çocukları murise kan hısımları ile aynı derecede mirasçı olurlar. Evlat edinilenin kendi ailesindeki miras hakları ayrıca devam etmektedir.

Eğer yukarıda sayılan mirasçılardan hiçbiri yok ise miras Devlete geçer.

Ölüme Bağlı Tasarruflar

Ölüme bağlı tasarrufların yapılmasında vasiyetname ve miras sözleşmesi olmak üzere iki şekil şartı vardır.

Vasiyetname
Ayır etme gücüne sahip 15 yaşındakiler veya ergin kılınan kişiler vasiyetname düzenleyebilirler. Vasiyetname kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan düzenleyen kişinin velisi ya da vasisinin rızasını aranmaz.

Miras Sözleşmesi
Miras sözleşmesi düzenlenebilmesi de kişinin ayırt etme gücüne sahip olması ve kısıtlı olmaması şartına bağlanmıştır.

Vasiyetname ve miras sözleşmesi arasındaki en büyük fark; vasiyetnameden tek taraflı olarak dönülebilirken, miras bırakan miras sözleşmesinden istediği zaman geri dönememektedir.

Mirasçılık Belgesi ( Veraset İlamı) Nedir?
Mahkemeden veya noterden alınan miras bırakanın yasal mirasçılarının paylarını gösteren resmi belgedir.

Veraset ilamı Sulh Hukuk Mahkemelerinden veya noterlerden mirasçılardan herhangi birisinin başvurusu ile çıkartılabilmektedir.

Ancak mirasçılar içinde yurtdışında yaşayan ya da yabancı uyruklu olanlar var ise veya herhangi bir anlaşmazlık oluşmuşsa, veraset ilamı noterden değil Sulh Mahkemelerinden talep edilmedir.

Veraset İlamında Yasal Mirasçı Olmayanlar Neler Yapabilir?
Yasal mirasçı olmayan atanmış mirasçılar da hak sahipliğini öğrendiklerinden 1 ay içerisinde bu haklara itiraz olmadığı takdirde veraset ilamı talebinde bulunarak miras hakkı talep edebilmektedir.

Reddi Miras ( Mirasın Reddi) Nedir?
Mirasçıların muristen intikal eden mal veya borçlarından yani terekeden kendi payına düşen kısmını reddetmesidir. Mirasçılar bu reddi mirasın tümüne yönelik yapabilmektedir. Sadece borçların reddedilip mallardan pay almak mümkün değildir.

Mirasın reddi iki şekilde yapılmaktadır. Mirasın gerçek reddi mirasçının murisin ölmeden önceki yerleşim yeri Sulh Hukuk mahkemesine yazılı veya sözlü beyanla mirastan vazgeçtiğini belirtmesiyle yapılabilirken, tereke mallarının borçlarını ödemeye yetmeyecek miktarda olduğunun tespit edilmesiyle beyana gerek olmaksızın miras hükmen reddedilmiş sayılmaktadır.

Mirasın reddi davası 3 ay içerisinde murisin son ikamet yeri Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.

Yargısal Süreler ve Ertelenen Duruşmalar hakkında..
30/04/2020

Yargısal Süreler ve Ertelenen Duruşmalar hakkında..

Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasa da Adalet Bakanlığınca 13/03/2020 tarihinden itibaren yargılamalara ...
25/03/2020

Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasa da Adalet Bakanlığınca 13/03/2020 tarihinden itibaren yargılamalara ilişkin süreler 30/04/2020 tarihine kadar durdurulduğu bildirilmiştir.

İcra İflas Kanunu Madde 330: Fevkalade Hallerde Tatil - İcra Takiplerinin Durdurulması Halleri: Salgın hastalık,umumi bi...
22/03/2020

İcra İflas Kanunu Madde 330: Fevkalade Hallerde Tatil - İcra Takiplerinin Durdurulması Halleri: Salgın hastalık,umumi bir musibet veya harb halinde Cumhurbaşkanı karariyle memleketin bir kısmında veya bazı iktisadi zümreler lehine muayyen bir müddet için icra takipleri durdurulabilir. Hükmü çerçevesinde Cumhurbaşkanı kararıyla nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere, tüm icra ve iflas takipleri 30 Nisan 2020 tarihine kadar durduruldu.

Karşıyaka Adliyesinde Bulunan Bazı Mahkemeler Taşınacaktır!Aile, Sulh Hukuk, Asliye Hukuk, ve Asliye Ticaret Mahkemeleri...
05/02/2020

Karşıyaka Adliyesinde Bulunan Bazı Mahkemeler Taşınacaktır!

Aile, Sulh Hukuk, Asliye Hukuk, ve Asliye Ticaret Mahkemeleri 10.02.2020 (Pazartesi) tarihinde Ek Hizmet Binası'nda (Ataşehir mahallesi Anadolu cad. no:951 kat:5 Çiğli (Çiğli belediyesi yanı) hizmete başlayacaktır.

T.C.YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ 2017/2066 2017/2960 29.5.2017MURİS MUVAZASI ( Pay Oranında Tapu İptal ve Tescil – Davacı Ol...
03/05/2019

T.C.
YARGITAY
1.HUKUK DAİRESİ
2017/2066
2017/2960
29.5.2017

MURİS MUVAZASI ( Pay Oranında Tapu İptal ve Tescil – Davacı Olmayan Mirasçıları da Kapsayacak Şekilde Taşınmazın Tapu Kaydının İptali İle Veraset İlamında Belirtilen Payları Oranında Mirasbırakanın Mirasçıları Adına Tesciline Karar Verilmesinin Doğru Olmadığı/Yalnızca Davacı ve Birleştirilen Davada Davacının Miras Payları Oranında İptal ve Tescile Karar Verilmesi Gerektiği )TALEPLE BAĞLILIK / TASARRUF İLKESİ ( Davacı Olmayan Mirasçıları da Kapsayacak Şekilde Taşınmazın Tapu Kaydının İptali İle Veraset İlamında Belirtilen Payları Oranında Mirasçılar Adına Tesciline Karar Verilmesinin İsabetsizliği – Yalnızca Davacı ve Birleştirilen Davada Davacının Miras Payları Oranında İptal ve Tescile Karar Verileceği/Muris Muvazasına Dayalı Pay Oranında Tapu İptal ve Tescil )

PAY ORANINDA TAPU İPTAL VE TESCİL ( Muris Muvazasına Dayalı – Davacı Olmayan Mirasçıları da Kapsayacak Şekilde Taşınmazın Tapu Kaydının İptali İle Veraset İlamında Belirtilen Payları Oranında Mirasbırakanın Mirasçıları Adına Tesciline Karar Verilmesinin Bozma Nedeni Olduğu/Taleple Bağlılık ve Tasarruf İlkesi )

TAPU İPTAL VE TESCİL ( Muris Muvazasına Dayalı Pay Oranında – Yalnızca Davacı ve Birleştirilen Davada Davacının Miras Payları Oranında İptal ve Tescile Karar Verileceği/Davacı Olmayan Mirasçıları da Kapsayacak Şekilde Taşınmazın Tapu Kaydının İptali İle Veraset İlamında Belirtilen Payları Oranında Mirasbırakanın Mirasçıları Adına Tesciline Karar Verilmesinin Doğru Olmadığı )
6100/m.24/1,25,26,119/1-e

ÖZET : Dava; muris muvazaasına dayalı pay oranında tapu iptal tescil istemine ilişkindir. Eldeki davada davacı olmayan mirasçıları da kapsayacak şekilde çekişme konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile veraset ilamında belirtilen payları oranında mirasbırakanın mirasçıları adına tesciline karar verilmesi doğru olmamıştır. Hâl böyle olunca; yalnızca davacı ve birleştirilen davada davacının miras payları oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken talep aşılmak suretiyle ve tasarruf ilkesi de gözardı edilerek hüküm kurulması isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasında görülen tapu iptal tescil davası sonunda davanın kabulüne dair verilen karar davalının temyizi sebebiyle Dairenin 20.11.2012 gün, 2012/6076 Esas, 2012/13428 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine, verilen direnme kararına dair dava dosyası 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un geçici 4/1. maddesi uyarınca temyiz incelemesi yapılmak üzere Daireye gönderilmekle,dosya incelendi,Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı ve birleştirilen davada davacı, mirasbırakan…’ın 27/08/2007 tarihinde ölümü ile eşi ve kardeşinin mirasçısı kaldığını, mirasbırakanın ölmeden son 8 yılını hastanede geçirdiğini, kullandığı ilaçlar sebebiyle bilinçsizliğinden de faydalanılarak ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile 463 parsel sayılı taşınmazın davalıya temlik edildiğini, mirasbırakanın çekişme konusu taşınmazı davalıya temlik etmesini gerektirir bir durumunun söz konusu olmayıp taşınmazın diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla devredildiğini, devre dayanak vekaletnamenin okur-yazar olan mirasbırakanın parmak bastırılmak suretiyle düzenlendiğini, vekaletnamenin imza atamayacak durumda iken alındığını ileri sürerek 463 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı; işlem tarihinde mirasbırakanın akıl sağlığının yerinde olduğunu, muvazaanın söz konusu olmadığını, mirasbırakanın hastalığı süresince davacıların ilgilenmeyip, bakımının kendisi tarafından yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleştirilen davanın kabulüne dair verilen karar Dairece “davacının ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine birlikte dayandığı, hukuki ehliyetin kamu düzeni ile ilgili olması sebebiyle mahkemece kendiliğinden gözetilerek öncelikle incelenmesi gerektiği, mahkemece ehliyetsizlik yönünden hüküm kurmaya elverişli ve yeterli bir araştırma yapılmadığı, tarafların delilleri eksiksiz toplanmak suretiyle tahkikat yapıldıktan sonra mirasbırakanın ölünceye kadar bakım sözleşmesinin düzenlendiği 30/07/2007 tarihinde hukuki ehliyeti haiz olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı isteğin değerlendirilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir ” gerekçesiyle bozulmuş, davacılar bozma kararına karşı direnilmesini, davalının ise bozma kararına uyulmasını istedikleri, ayrıca davacı vekilinin; bozma sonrası ehliyetsizlik nedenine dayanmadıklarını, ancak bu şekilde yorumlanmış ise ehliyetsizlik ile ilgili taleplerinden sarfınazar ettiklerini, davaya muris muvazaası yönüyle devam edilmesini istemişler, birleştirilen davada davacı vekilinin de davanın muris muvazaası nedenine dayalı bir dava olduğunu, hukuki ehliyet hususunda bir taleplerinin olmadığını beyan ettiği görülmüş, mahkemecede ilk kararda direnilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; bir davanın taraflarının o dava yönünden, mahkemece hangi sebeple haklı veya haksız bulunduklarını anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, kuşkuya yer vermeyecek açıklık taşıyan direnme ya da uyma kararının bulunması zorunludur.
Somut olaya gelince; ehliyetsizlik ve muris muvazaası nedenlerine birlikte dayanılarak pay oranında tapu iptal tescil istemli olarak açılan asıl ve birleştirilen davaların kabulüne dair olarak verilen kararın Dairece, davada dayanılan maddi olaylar bakımından birkaç hukuki nedenin bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığı, hukuki ehliyetin kamu düzenine dair olması ve öncelikle incelenmesi gerektiğinden mirasbırakanın ölünceye kadar bakma sözleşmesinin düzenlendiği 30/07/2007 tarihinde hukuki ehliyeti haiz olup olmadığının saptanması, hukuki ehliyeti haiz olmadığının belirlenmesi durumunda ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı talebin, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde ise muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı isteğin değerlendirilmesi gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş ise de, bozma sonrası davacı vekilinin ehliyetsizlik nedenine dayanmadıkları,talepleri bu şekilde anlaşılmış ise ehliyetsizlik sebebi ile ilgili taleplerinden sarfınazar ettikleri, davaya muris muvazaası nedeni ile iptal davası olarak devam edilmesi, aynı şekilde birleştirilen davada davacı vekilinin de davanın muris muvazaası nedenine dayalı bir dava olduğu,hukuki ehliyet hususunda bir taleplerinin olmadığı yönündeki beyanları karşısında bozma gerekçesinin bir hükmü kalmamıştır.
O halde mahkemece usulünce verilen bir direnme kararından söz etmek olanaksızdır. Zira bozma sonrası verilen karar bir direnme kararı olmayıp yeni bir hüküm niteliğinde bulunduğundan bu husus gözetilerek dairemizce muris muvazaası talebi yönünden yapılan inceleme sonucunda davaya konu 30/07/2007 tarihinde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaalı olduğu saptandığına göre sonuç itibariyle çekişme konusu 463 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile tescile karar verilmesi doğrudur.
Öte yandan; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119/1-e maddesindeki yasal düzenleme gereğince davacı, dava dilekçesinde davanın dayanağını oluşturan tüm olayları ( vakıaları ) bildirmekle yükümlüdür. Aynı Kanunun 25. maddesinin buyurucu nitelikteki düzenlenmesine göre “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz…” hakim açıklanan ayrıcalıklar dışında , davanın sınırlarını çizen bu olaylarla bağlı olup bunlar dışına çıkamaz ve inceleme yapıp karar vermez. Taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. ( 2 ) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına dair kanun hükümleri saklıdır.” Tasarruf ilkesini düzenleyen 24/1. maddesine göre de “ Hakim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın,kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz.” şeklindedir.
Ne var ki; eldeki davada davacı olmayan mirasçıları da kapsayacak şekilde çekişme konusu 463 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile veraset ilamında belirtilen payları oranında mirasbırakanın mirasçıları adına tesciline karar verilmesi doğru olmamıştır.
Hâl böyle olunca; yalnızca davacı ve birleştirilen davada davacının miras payları oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken talep aşılmak suretiyle ve tasarruf ilkesi de gözardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazı açıklanan sebepten ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan sebeple ( 6100 Sayılı Kanun’un geçici 3.maddesi yollaması ile ) 1086 Sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene iadesine, 29.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Miras hukukunda Yasal Mirasçılar kimlerdir?Miras hukukuna göre yasal mirasçılar eş çocuklar, alt soy ve onların alt soyl...
04/04/2019

Miras hukukunda Yasal Mirasçılar kimlerdir?

Miras hukukuna göre yasal mirasçılar eş çocuklar, alt soy ve onların alt soyları, anne baba alt soyları, büyükanne büyükbabalar alt soyları, soy bağı kurulmuş evlilik dışı çocuklar, evlatlık ve alt soy olan kişilerdir.

Miras hukukunda miras pay oranları şöyledir:

– Altsoy için miras hukukuna göre yasal miras payının yarısı,

– Anne ve babadan her biri için miras hukukuna göre yasal miras payının dörtte biri,

– Kardeşlerden her biri için miras hukukuna göre yasal miras payının sekizde biri,

– Sağ kalan eş için, altsoy veya anne ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde, miras hukukuna göre yasal miras payının tamamı,

– Diğer hallerde ise miras hukukuna göre yasal miras payının dörtte üçü miras hukuku mal paylaşımına göre miras kalır.

Miras hukukunda sağ kalan eşin mal paylaşımındaki hissesi şöyledir:

– Miras bırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, miras hukukuna göre mirasın dörtte biri,

– Miras bırakanın anne ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, miras hukukuna göre mirasın yarısı,

– Miras bırakanın büyük anne ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, miras hukukuna göre mirasın dörtte üçü,

– Yukarıda sayılan durumlardan hiç biri yoksa, miras hukukuna göre mirasın tamamı eşe kalır.

Gaiplik Kararı Kişinin ölüm tehlikesi doğuran bir kaybolma vakıası ile karşı karşıya kalması ve uzun süre haber alınamam...
04/04/2019

Gaiplik Kararı

Kişinin ölüm tehlikesi doğuran bir kaybolma vakıası ile karşı karşıya kalması ve uzun süre haber alınamaması halinde ortaya çıkar.

Kaybolma olayı üzerinden en az 1 yıl, bireyden uzun süre haber alınamaması noktasında ise en az 5 yıllık bir zaman dilimi gerekir. Aksi takdirde gaiplik kararının verilmesi hayli zordur.

Gaiplik kararı çıkartılması için ilgili kişilerin gaiplik davası başvurusu yapması gerekir. Aksi takdirde çok uzun süreler geçse dahi başvuru olmaksızın gaiplik kararı verilmez.

Dava süreci başlatıldıktan sonra ilgili mahkeme, kaybolan kişi adına ilan verir ve olay hakkında bilgisi olan vatandaşların görüşlerine başvurur. 6 aylık ilan süresi boyunca kayıp ya da kendisinden haber alınamayan bireyle ilgili herhangi bir gelişme olmaz ise mahkeme gaiplik kararı vererek bireyi deyim yerindeyse hukuken ölü hale getirir.

Miras Kalan Evin Paylaşılması Nasıl Yapılır? Ortaklığın Giderilmesi ve İzale i Şuyu Davası Nedir?Mirasçılar muristen kal...
02/04/2019

Miras Kalan Evin Paylaşılması Nasıl Yapılır? Ortaklığın Giderilmesi ve İzale i Şuyu Davası Nedir?

Mirasçılar muristen kalan ev üzerinde elbirliği ile mülkiyete sahiptir. Tüm mirasçıların rızası ile muristen kalan ev satılabilecektir. Ancak öncelikle daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz üzere evleviyetle mirasçılık belgesi alınmalıdır. Daha sonrasında vergi dairesi ve belediye nezdinde veraset-intikal vergileri ödendikten sonra tapuya tescil yapılabilecektir. Bu işlemlerin akabinde satış kısmına geçilir.
Mirasçıların tamamının rıza göstermesi ile tapudan satış yapılabilecektir. Ancak tüm mirasçılar rıza göstermez ise Sulh hukuk mahkemesi nezdinde Ortaklığın Giderilmesi- İzale-i Şuyu Davası açılması gereklidir. Bu davayı mirasçılardan her biri açabilir. Bu dava ile söz konusu ev satılabilecektir.
Dava sırasında Mirasçılardan bir tanesinin aynen taksim talebinde bulunması üzerine mahkemece inceleme ve araştırma yapılır. Bunun sonucuna göre aynen taksim veya satış yönünde karar verilir. Ancak muristen kalan mirasın 1 tek ev olması durumunda aynen taksim mümkün olmamaktadır. Bu nedenle Satış Suretiyle Ortaklık giderilecektir.
Bu taşınmazın satışı yetkili Satış Memurluğu veya İcra Dairesi tarafından açık arttırma şeklinde yapılır. Satışın yalnız ortaklar arasında yapılabilmesi için mirasçıların tamamının rızası gereklidir.
Ortaklığın Giderilmesi ve İzale-i Şuyu Davalarının hassasiyet gerektiren davalar olması, sonuçları itibari ciddi sonuçlar ortaya çıkması göz önüne alınarak davanın sürüncemede kalmaması ve hak kayıplarının yaşanmaması bakımından alanında uzman bir Miras Hukuku Avukatı aracılığı ile takip edilmesi önem arz etmektedir.

Miras Kalan Evin Paylaşılması Nasıl Yapılır? Ortaklığın Giderilmesi ve İzale i Şuyu Davası Nedir?Mirasçılar muristen kal...
27/03/2019

Miras Kalan Evin Paylaşılması Nasıl Yapılır? Ortaklığın Giderilmesi ve İzale i Şuyu Davası Nedir?
Mirasçılar muristen kalan ev üzerinde elbirliği ile mülkiyete sahiptir. Tüm mirasçıların rızası ile muristen kalan ev satılabilecektir. Ancak öncelikle daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz üzere evleviyetle mirasçılık belgesi alınmalıdır. Daha sonrasında vergi dairesi ve belediye nezdinde veraset-intikal vergileri ödendikten sonra tapuya tescil yapılabilecektir. Bu işlemlerin akabinde satış kısmına geçilir.
Mirasçıların tamamının rıza göstermesi ile tapudan satış yapılabilecektir. Ancak tüm mirasçılar rıza göstermez ise Sulh hukuk mahkemesi nezdinde Ortaklığın Giderilmesi- İzale-i Şuyu Davası açılması gereklidir. Bu davayı mirasçılardan her biri açabilir. Bu dava ile söz konusu ev satılabilecektir.
Dava sırasında Mirasçılardan bir tanesinin aynen taksim talebinde bulunması üzerine mahkemece inceleme ve araştırma yapılır. Bunun sonucuna göre aynen taksim veya satış yönünde karar verilir. Ancak muristen kalan mirasın 1 tek ev olması durumunda aynen taksim mümkün olmamaktadır. Bu nedenle Satış Suretiyle Ortaklık giderilecektir.
Bu taşınmazın satışı yetkili Satış Memurluğu veya İcra Dairesi tarafından açık arttırma şeklinde yapılır. Satışın yalnız ortaklar arasında yapılabilmesi için mirasçıların tamamının rızası gereklidir.
Ortaklığın Giderilmesi ve İzale-i Şuyu Davalarının hassasiyet gerektiren davalar olması, sonuçları itibari ciddi sonuçlar ortaya çıkması göz önüne alınarak davanın sürüncemede kalmaması ve hak kayıplarının yaşanmaması bakımından alanında uzman bir Miras Hukuku Avukatı aracılığı ile takip edilmesi önem arz etmektedir.

Address

Adalet Mahallesi 1593/1 Sk. No. 63
Izmir

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 17:00

Telephone

+902323322208

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when İzmir Miras Avukatı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share