İzmir Barosu

İzmir Barosu İzmir Barosu Resmi Facebook Sayfasıdır

04.06.2026 tarihinde sosyal medya platformlarında ve basında yer aldığı üzere, Samsun ili Terme ilçesinde Belediye Mecli...
06/06/2026

04.06.2026 tarihinde sosyal medya platformlarında ve basında yer aldığı üzere, Samsun ili Terme ilçesinde Belediye Meclis Üyesi olduğu belirtilen Rümeysa EKER tarafından yapılan sosyal medya paylaşımlarında; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi şahsiyeti, Atatürk ilke ve devrimleri ile bu değerlere bağlı milyonlarca yurttaşımız hedef alınmış; ayrıştırıcı, aşağılayıcı ve nefret söylemi içeren ifadelere yer verilmiştir.

Toplumun belirli kesimlerini sistematik biçimde hedef gösteren, Cumhuriyet değerlerini aşağılayan ve toplumsal kutuplaşmayı körükleyen bu açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Söz konusu paylaşım; demokratik toplum düzenini zedeleyebilecek, toplumsal barışı bozabilecek ve halkı kin ve düşmanlığa sevk edebilecek nitelikte ağır ithamlar ve nefret dili içermektedir.

Mustafa Kemal Atatürk yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu değil; aynı zamanda bağımsızlık mücadelesinin, çağdaşlaşmanın, hukukun üstünlüğünün, laik ve demokratik Cumhuriyet anlayışının simgesidir. Atatürk’e, onun manevi hatırasına ve Cumhuriyet değerlerine yönelen her saldırı; ortak tarihimize, toplumsal birlik ve beraberliğimize ve anayasal düzene yönelmiş bir saldırıdır.

Bizler; hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, laik ve demokratik Cumhuriyet ilkelerini savunan barolar olarak, Atatürk’e ve Cumhuriyetin temel değerlerine yönelik hiçbir saldırıyı kabul etmediğimizi, bu tür söylem ve eylemlere karşı hukuk çerçevesinde mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna açıkça bildiriyoruz.

Barolar olarak; Cumhuriyetin temel değerlerine, hukukun üstünlüğüne, toplumsal barışa ve demokratik hukuk devleti ilkesine yönelik her türlü saldırının karşısında olmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.

Sosyal Hukuk Devleti, Bakım Emeği Ve Dezavantajlı Grupların Korunması Göz Ardı EdilemezAnayasal demokrasilerde sosyal hu...
05/06/2026

Sosyal Hukuk Devleti, Bakım Emeği Ve Dezavantajlı Grupların Korunması Göz Ardı Edilemez

Anayasal demokrasilerde sosyal hukuk devleti ilkesi, yalnızca bireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan pasif bir devlet anlayışını değil; aynı zamanda toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri azaltmayı amaçlayan aktif bir kamusal sorumluluğu da ifade eder. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde güvence altına alınan sosyal hukuk devleti ilkesi, devletin özellikle kırılgan ve dezavantajlı grupları koruyacak sosyal politikalar geliştirmesini, bu kişilerin insan onuruna yaraşır yaşam koşullarına erişimini sağlamasını zorunlu kılmaktadır.

Anayasa’nın 10. maddesi ise çocuklar, yaşlılar, engelliler ve korunmaya ihtiyaç duyan diğer gruplar lehine alınacak özel tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağını açıkça düzenlemektedir. Bu hüküm, yalnızca biçimsel eşitliği değil, fiilî eşitliği sağlamayı amaçlayan anayasal bir yükümlülüğü ifade etmektedir. Bu nedenle, ağır engelli bireylere uzun yıllar bakım veren ve bu sebeple çalışma yaşamına katılamayan ebeveynlerin sosyal güvenlik haklarının güçlendirilmesi, anayasal eşitlik ilkesinin doğal ve tamamlayıcı bir gereğidir.

Özellikle engelli çocuğunun bakımını tek başına üstlenen ebeveynler açısından bakım emeği, yalnızca aile içi bir sorumluluk olarak değerlendirilemez. Bu emek, kamusal yarar üreten ve sosyal devlet ilkesi gereğince kamusal destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi gereken görünmez bir bakım hizmetidir. Aksi yaklaşım, bakım veren bireyleri çalışma yaşamından dışlamakta; ekonomik bağımlılık, sosyal izolasyon ve ileri yaşlarda yoksulluk riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır.

Bu çerçevede, sosyal güvenlik ve bakım emeğine ilişkin uyuşmazlıklarda yapılacak anayasal değerlendirmelerin yalnızca normların lafzıyla sınırlı kalmaması; kararların dezavantajlı gruplar üzerindeki fiilî etkilerinin de gözetilmesi gerekmektedir. Anayasal yargının temel işlevlerinden biri, çoğunluğun iradesi karşısında kırılgan grupların haklarını korumak ve sosyal devlet ilkesinin yaşamın somut gerçekliği içerisindeki etkisini güçlendirmektir.

Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı da devletlerin özel yaşamın ve aile hayatının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu yükümlülük, engelli bireylerin ve onlara bakım sağlayan aile bireylerinin yaşamlarını aşırı derecede zorlaştıran uygulamaların önlenmesini de kapsamaktadır. Benzer şekilde, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, engelliliği bireysel bir eksiklik olarak değil; toplumsal destek mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan bir hak ve eşitlik meselesi olarak ele almaktadır.

İzmir Barosu olarak; yaşı ne olursa olsun engelli evladına bakım verdiği için çalışma yaşamından uzak kalan, yeterli sosyal destek ve sosyal güvenlik güvencesinden yararlanamayan ebeveynlerin anayasal koruma mekanizmalarının dışında bırakılmasının; sosyal hukuk devleti, insan onuru, sosyal adalet ve fiilî eşitlik ilkeleri bakımından ciddi sorunlar yarattığını değerlendiriyoruz.

Sosyal devletin görevi, bakım yükünü tek başına omuzlayan bireyleri yoksullaşmaya ve yalnızlaşmaya terk etmek değil; bakım emeğini tanıyan, destekleyen ve sosyal güvenlik sistemi içerisinde görünür kılan politikalar geliştirmektir. Bu nedenle anayasal denetimin merkezinde yalnızca normatif tutarlılığın değil, alınan kararların dezavantajlı bireylerin yaşamları üzerindeki somut toplumsal etkilerinin de yer alması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.

İzmir Barosu, sosyal hukuk devletinin, insan onurunun ve dezavantajlı grupların haklarının korunmasına yönelik mücadeleyi sürdürmeye devam edecektir.

Çocuğun Ekonomik Sömürüsüne Güncel Bir Bakış: MESEM Örneği🗓️12 Haziran 2026🕐17.30📌İzmir Barosu Av. Tahir Elçi Konferans ...
05/06/2026

Çocuğun Ekonomik Sömürüsüne Güncel Bir Bakış: MESEM Örneği

🗓️12 Haziran 2026
🕐17.30
📌İzmir Barosu Av. Tahir Elçi Konferans Salonu Merkez Bina 3. Kat Alsancak

20 Haziran Mülteciler Günü Vesilesiyle Sığınma Hakkı Ve Yargısal Denetimi Sempozyumu 🗓️13 - 14 Haziran 2026 🕐10.00📌İzmir...
05/06/2026

20 Haziran Mülteciler Günü Vesilesiyle
Sığınma Hakkı Ve Yargısal Denetimi Sempozyumu


🗓️13 - 14 Haziran 2026
🕐10.00
📌İzmir Barosu Av. Nevzat Erdemir Konferans Salonu Barohan 6. Kat - Alsancak

5 Haziran Dünya Çevre Günü: Ekokırım Ve Mekânkırım Kıskacında Yaşamı ve Hukuku SavunmakBugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü....
05/06/2026

5 Haziran Dünya Çevre Günü: Ekokırım Ve Mekânkırım Kıskacında Yaşamı ve Hukuku Savunmak

Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü.

Ancak bugün, yalnızca doğayı hatırlama günü değil; yaşamı, kentleri ve geleceğimizi tehdit eden ekolojik yıkıma karşı mücadeleyi büyütme günüdür.

Yaşadığımız ekolojik kriz, tüm insanlığın ortak sorumluluğu gibi gösterilse de yıkımın asıl kaynağı; doğayı sınırsız bir sömürü alanı olarak gören rant ve sermaye odaklı politikalardır. İliç'te siyanürlü toprak altında kalan yaşamlar, Akbelen ve Kazdağları'nda yok edilen ormanlar bunun en somut örnekleridir.

Bu yıkım yalnızca kırsalda yaşanmamaktadır. İzmir'de Aliağa'nın ağır sanayi ve gemi söküm faaliyetleriyle karşı karşıya bırakıldığı kirlilik, Gaziemir'deki radyoaktif atık sahası ve İzmir Körfezi'nin giderek derinleşen ekolojik sorunları, çevre hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğini göstermektedir.

Doğanın tahribiyle birlikte kentlerin hafızası ve yaşam alanları da yok edilmektedir. Kıyıların, tarım alanlarının ve kamusal mekânların rant uğruna dönüştürülmesi, yalnızca çevreyi değil kent hakkını da tehdit etmektedir. Bu nedenle ekokırım kadar mekânkırım da hukuk ve demokrasi sorunudur.

Ne var ki çevreyi korumak isteyen yurttaşlar ve yaşam savunucuları yalnızca şirketlerle değil, adalete erişim engelleriyle de mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Yüksek harçlar, bilirkişi ve keşif giderleri ile yargılama masrafları, çevre hakkını savunmak isteyenler açısından fiili bir engel yaratmakta; anayasal hak arama özgürlüğünü zedelemektedir. Çevreyi korumanın bedeli yurttaşlara yüklenemez.

İzmir Barosu olarak; doğanın yalnızca korunacak bir kaynak değil, hak sahibi bir varlık olduğunu savunuyoruz.

Bu nedenle;

Ekokırım Türk Ceza Kanunu'nda bağımsız bir suç olarak düzenlenmelidir.

Çevre davalarında yargısal korumaya erişimi engelleyen harç ve yargılama giderleri kaldırılmalı, çevre hakkının korunması için etkili ve erişilebilir hukuki mekanizmalar oluşturulmalıdır.

Yaşam alanlarını, doğal varlıkları ve kent hafızasını yok eden politikalardan vazgeçilmelidir.

İzmir Barosu olarak dün olduğu gibi bugün de; mahkeme salonlarında, yaşam alanlarında ve kamusal alanda doğadan, kentten ve yaşamdan yana olmaya devam edeceğiz.

Çünkü doğa bizim mülkümüz değil, ortak yaşam alanımızdır.

Ekokırıma karşı yaşamı, mekânkırıma karşı kentlerimizi; Meslek Fabrikası, Basmane Çukuru ve Buca Cezaevi gibi kent hafızasının silinmesine yol açan haksız uygulamalara karşı da ortak geçmişimizi ve kamusal değerlerimizi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Kent Konseyi Erişilebilirlik Grubu’ndan Baromuza Ziyaret
05/06/2026

Kent Konseyi Erişilebilirlik Grubu’ndan Baromuza Ziyaret

İzmir Barosu :

04/06/2026

Adalet Zincirinde Anayasa Mahkemesinin süresiz nafakayı iptal kararına da değinen İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz şunları söyledi:

“Bakın bu yılı aile yılı ilan ettiler. Ama az önce ne oldu Anayasa Mahkemesi süresiz nafaka kararını İptal etti. Kadını bir kez daha yalnızlaştıran, yoksullaştıran, sosyal statüsünü biraz daha aşağıya çeken, kadına “evin dışına çıkma, çalışma, kazanma” diyen,” sosyal yaşamını, ekonomik yaşamını, ekonomik özgürlüğünü kazanma” diyen bir anlayış bugün aile yılı ilan etti. Kadını yoksullaştıran bu kararın göreceksiniz yakın zamanda ne kadar olumsuz etkilerinin yaşanmaya başlandığını.”

İzmir Barosu Avukatları Adalet Zincirinde Buluştuİzmir Barosu, hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına ve demokratik d...
04/06/2026

İzmir Barosu Avukatları Adalet Zincirinde Buluştu

İzmir Barosu, hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına ve demokratik değerlere sahip çıkmak amacıyla 4 Haziran 2026 Perşembe günü İzmir Adliyesi önünde “Adalet Zinciri” oluşturdu.

İzmir Barosunun çağrısıyla gerçekleşen eylem öncesi konuşan İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz ülkenin içinden geçtiği sürecin hukuksuzluğun, adaletsizliğin ve güvencesizliğin olağanlaştırılmaya çalışıldığı bir dönem olarak tarihe geçtiğini belirterek, İzmir Barosunun tarihinin hiçbir döneminde hukuksuzluklara ve antidemokratik uygulamalara sessiz kalmadığını vurguladı. İzmir Barosunun daha önce de benzer süreçlerde hukukun üstünlüğünü savunmak için mücadele verdiğini hatırlatan Yılmaz, bugün gerçekleştirilen Adalet Zinciri eyleminin de aynı kararlılığın ve direncin bir sonucu olduğunu ifade etti.

Yılmaz, yargının siyasal bir aparata dönüştürülmesinin toplumun tamamını etkileyen ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek, hukuki güvenliğin ortadan kalktığı, cezaevlerinin hukuka aykırı tutuklamalarla dolduğu ve yurttaşların geleceğe ilişkin ciddi kaygılar taşıdığı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu söyledi. Anayasa ve Anayasa Mahkemesi kararlarının dahi uygulanmadığı bir ortamda adalet, hukuk ve vicdandan söz etmenin mümkün olmadığını dile getiren Yılmaz adaletin olmadığı bir yerde ne temel hak ve özgürlüklerin ne de demokratik yaşamın güvence altında olabileceğine dikkat çekerek, hukukun üstünlüğünün sağlanmasının toplumun tüm kesimleri için yaşamsal önem taşıdığını vurgulandı.

Açıklamasında Adalet Zinciri'nin yalnızca sembolik bir eylem olmadığını ifade eden Av. Sefa Yılmaz, “Bu zincir; hukuka bağlı yurttaşların, demokratik değerlere sahip çıkanların ve adalet talebinden vazgeçmeyenlerin ortak iradesidir. El ele vererek kurduğumuz bu halka, hukukun üstünlüğüne, tarafsız ve bağımsız bir yargıya, adil yargılanma hakkına ve adalete sahip çıkma kararlılığımızın somut ifadesidir.” dedi.

Basın açıklamasının ardından meslektaşlarımız adliye önünde el ele tutuşarak Adalet Zinciri oluşturdular.

İzmir Barosu olarak ülkemizin bu karanlık dönemden çıkacağına olan kesin inancımızla hukukun, adaletin ve demokrasinin galip geleceği günler için mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.

Açlık Grevinin 127. Gününde Olan Tuğçenur Özbay’ın Durumuna İlişkin İzmir Barosu Tarafından Bir Basın Toplantısı Düzenle...
04/06/2026

Açlık Grevinin 127. Gününde Olan Tuğçenur Özbay’ın Durumuna İlişkin İzmir Barosu Tarafından Bir Basın Toplantısı Düzenlendi

İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevinde yaşanan hukuka ve usule aykırı uygulamalar nedeniyle süresiz açlık grevine başlayan ve bugün açlık grevinin 127. Gününde olan Tuğçenur Özbay’ın durumuna ilişkin İzmir Barosu tarafından bir basın toplantısı düzenlendi.

İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz'ın değerlendirmeleri üzerine İzmir Barosu Cezaevi Komisyonu Sorumlu Yönetim Kurulu üyesi Av. Ceren Şen Tosun tarafından açıklama yapıldı.

Av. Sefa Yılmaz değerlendirmelerinde, “Konu yaşam hakkıyla ilgili olduğu için bu konuda hızlı hareket etmek gerekiyor aslında. İzmir Barosu aylardan beri, özellikle ilgili kişinin, açlık grevinde olan Tuğçenur'un da avukatları ve yakınlarıyla yaptığımız görüşmelerde, bu grevin sonlandırılması için ilgili makamları harekete geçirmeye çalıştı gerçekten. Ama ne yazık ki yani sadece yönergede düzenlenmesine rağmen ve taşınmaması halinde disiplin cezasıyla karşılık bulması gereken bir düzenlemeyi, kişinin hayatını tehlikeye atacak, hatta son verecek aşamaya getirecek kadar dayatmak hukuka açıkça aykırı, insan haklarına aykırı, yaşam hakkına aykırı. Hani hep söylüyoruz ya, kutsal olan yaşamdır; kutsal olan yaşamdır ama kutsal olan işte adil bir yaşamdır, kutsal olan adaletli bir yaşamdır, kutsal olan geleceği olan bir yaşamdır. Siz bu uygulamayı devam ettirirseniz o Anayasa'da yer alan yaşam hakkı ya da sağlıklı yaşam hakkını zaten ortadan kaldırmış olursunuz. O yüzden bütün mücadele bununla ilgili.

Başkan Yılmaz'ın ardından söz alan Av. Ceren Şen Tosun "127 gündür bu konuyu protesto ederek açlık grevine devam eden Tuğçenur'un gerçekten hayati fonksiyonlarında azalma meydana geldi, denge kayıpları başladı, vücudunda yaralar, ellerinde morluklar oluşmaya başladı. Daha önceki açlık grevlerinden biliyoruz ki bu süreçten sonra bile dönülmüş olsa vücudunda ciddi, kalıcı hasarların da meydana geleceğini, meydana geldiğini biliyoruz. Ancak ne yazık ki cezaevi idaresi ve ilgili makamlar bu hukuka aykırı durumu gidermek adına hiçbir adım atmıyor."

İzmir Barosu olarak; böyle bir durum devam eder ise ve sonuçları ne yazık ki farklı bir şekilde sonlanır ise hukuka aykırılıkları devam ettiren, buna göz yuman, bununla ilgili gerekli tedbirleri almayan her birim, her kişi, her kurumla ilgili ısrarlı takibimiz ve yasal mücadelemiz başlayacak ve devam edecektir.

03/06/2026

4 HAZİRAN'DA EL ELE

Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, demokratik toplum düzeni, yurttaşların seçme ve seçilme hakkı, halk iradesi ve hukuk güvenliğİ için El ELE ADALET ZİNCİRİ oluşturuyoruz.

Tüm meslektaşlarımızı cübbelerimizle birlikte katılacağımız bu adalet zincirinin parçası olmaya davet ediyoruz.

Tarih: 4 Haziran 2026 Perşembe
Saat: 12.30
Buluşma: İzmir Adliyesi C Kapısı

Address

1456 Sokak No:14 Alsancak
Izmir
35220

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00

Telephone

+90 232 463 00 14

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when İzmir Barosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to İzmir Barosu:

Share