Istanbul hukuk

Istanbul hukuk ist@nbul 24 saat danışma ve çağrı hattı : 0 . 532 . 608 19 80

         8 Mart Dünya Kadınlar Günü
09/03/2016



8 Mart Dünya Kadınlar Günü

10/10/2015

İstanbul Barosu'ndan AKP'li vekile çok sert tepki
16/01/2015

İstanbul Barosu'ndan AKP'li vekile çok sert tepki

AKP Balıkesir Milletvekili Tülay Babuşcu, sosyal medya hesabından yaptığı yorumda "Osmanlı İmparatorluğu'nun 90 yıllık reklam arasının sona erdi" sözlerine tepkiler dinmiyor.

29/11/2014

6552 (Vergi taksitlendirmeleri) Sayılı yasaya başvuru süresi uzatıldı.

41 kişinin öldüğü Hızlandırılmış Tren davasında 10 yıl sonra kararSakarya'nın Pamukova ilçesinde 22 Temmuz 2004'te 41 ki...
24/11/2014

41 kişinin öldüğü Hızlandırılmış Tren davasında 10 yıl sonra karar

Sakarya'nın Pamukova ilçesinde 22 Temmuz 2004'te 41 kişinin hayatını kaybettiği hızlandırılmış tren kazasına ilişkin davada makinistlerden Fikret Karabulut'a 3 yıl 1 ay 15 gün, Recep Sönmez'e 1 yıl 15 gün hapis cezası verildi.

Sakarya'nın Pamukova ilçesinde 22 Temmuz 2004 günü meydana gelen 41 kişinin yaşamını yitirdiği 89 kişinin de yaralandığı Hızlandırılmış Tren kazası davası, Yargıtay'ın bozma kararı sonrasında yeniden karar çıktı.

Davada mahkeme makinistler Recep Sönmez'e 1 yıl 15 gün hapis cezası ve 152 lira paza cezası, Fikret Karabulut'a 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve bin 500 lira para cezası verdi. Makinistlerin bu cezaları ertelendi.

Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde tren kazası sonrasında açılan kamu davası, 7.5 yıllık zaman aşımının 22 Ocak 2012 tarihinde dolması nedeniyle düşmüştü.

Kazada yakınlarını kaybedenlerin itirazları sonrasında Yargıtay zaman aşımının uygulanmaması yönünde karar alarak, davanın yerniden görülmesini istemişti.

Tren Şefi Köksal Coşkun'un beraat kararı ise daha önce Yargıtay tarafından onaylanmıştı Davada makinistlerin avukatı İsmail Güreses kazada bilirkişi raporuyla 8'de 4 TCDD'nin kusuru olduğunu belirterek TCDD sorumlulularının yargılanmasını talep etti.

Mahkeme bu istekle ilgili görüş bildirmedi. Avukat İsmail Gürses mahkemenin bu kararının kendilerine tebliğ edilmediğini söyledi.

Taksim Dayanışması: Adalet istiyoruzGezi Direnişi'nde hayatını kaybedenlerin yakınları ve avukatları, dava süreçlerindek...
24/11/2014

Taksim Dayanışması: Adalet istiyoruz

Gezi Direnişi'nde hayatını kaybedenlerin yakınları ve avukatları, dava süreçlerindeki hukuksuzluğa dikkat çekti. Aileler ile birlikte basın açıklaması yapan Taksim Dayanışması, "Adalet talep ediyoruz" dedi.

Taksim Dayanışması, Gezi eylemleri sırasında hayatını kaybeden ve yaralananların süren davaları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin hazırladığı 2015-2019 Stratejik Planda ve 2015 bütçesinde yer aldığı ortaya çıkan Taksim Meydan düzenlemesi ve Taksim Kışlası Restitüsyon projesi ile ilgili olarak açıklama yaptı. TMMOB Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi'nin Karaköy'deki binasında gerçekleşen toplantıya, Gezi eylemleri sırasında hayatlarını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Hasan Ferit Gedik, Ethem Sarısülük, Medeni Yıldırım, Berkin Elvan, Ahmet Atakan'ın avukatları katıldı. Basın açıklamasını Mimarlar Odası temsilcisi Mücella Yapıcı ile Şehir Plancılar Odası temsilcisi Akif Burak Atlar yaptı.

YARGIYI KONTROL VE BASKI ALTINA ALMA GİRİŞİMİ

Şehir Plancılar Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri Akif Burak Atlar, geçtiğimiz hafta belediye meclisi görüşmeleri sırasında, 2015-2019 Stratejik Plan'da ve 2015 bütçesinde yeniden yer aldığı ortaya çıkan 'Taksim Meydan düzenlemesi ve Taksim Kışlası Restitüsyon projesi' hakkında açıklama yaptı. Gezi Parkı'nın yapılaşmaya açılmasına ilişkin idari işlemin İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, kararın da Danıştay tarafından onandığını hatırlatan Atlar, "Planı iptal edilmiş bir alanda hiçbir hukuki geçerliliği olmayan bir proje için bütçede yer ayırmak hukuka aykırı olduğu halde atılan bu adımın ne amaçlar barındırdığının farkındayız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 19.11.2014 tarihli açıklaması açıkça siyasi iktidarın yargıyı baskı ve kontrol altına alma girişimidir. Bu tür çabalara derhal son verilmelidir" dedi.

HİÇBİR TOPLUM BÖYLESİ BİR ADALETSİZLİĞE TAHAMMÜL ETMEZ

Mimarlar odası eski Genel Sekreteri Mücella Yapıcı ise adalet talep ettiklerini dile getirerek şöyle konuştu:

"Gezi direnişi süresince yaşanan devlet şiddetin uygulayıcısından, emir verenine tüm sorumlulardan hem hukuken hem de toplumsal olarak hesap sorulması düne değil geleceğimize ilişkin bir yükümlülüktür. Hala hiç utanmadan ve sıkılmadan 14 yaşında bir canın anısına dahi saygısızlık edebilenlerin karşısına dikilip Berkin Elvan'ın katillerinin 'cezasızlık' ile ödüllendirilmesine engel olmak görevimizdir. Hiçbir toplumun böylesi bir adaletsizliğe daha fazla tahammül edemeyeceğini biliyor ve uyarıyoruz. Adalet talep ediyoruz."

BERKİN ELVAN DAVASI HALA AÇILMADI

Gaz kapsülü ile vurulmasının ardından 269 gün komada kalan ve hayatını kaybeden 14 yaşındaki Berkin Elvan'ın babası Sami Elvan ile annesi Gülsüm Elvan da toplantıya katıldı. Berkin Elvan davasının 2 yıl geçmesine rağmen halen açılmadığının altını çizen baba Sami Elvan, "O dönemin Başbakanı Berkin'i terörist ilan etti. Teröristliği kabul ediyoruz ama onursuzluğu, hırsızlığı kabul etmiyoruz" dedi.

ABDULLAH CÖMERT DAVASINDA HİÇ TUTUKLU YOK

Abdullah Cömert'in avukatı Hatice Can, dava sürecini 12 Eylül'deki yargılamalarla kıyaslayarak "Bugün Abdullah Cömert davasında hiç tutuklu yok. Bir tek sanık yargılanıyor, o da akrep aracındaki gaz atıcısı" dedi. Can, isimleri bile belli olmayan emniyet yetkilileri ile ilgili takipsizlik kararı verildiğini de hatırlattı.

ALİ İSMAİL KORKMAZ DAVASI

Eskişehir'de polisler tarafından dövülerek hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz'ın avukatı Ayhan Erdoğan, Çarşamba günün Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek davanın hükme en yakın dava olduğunu söyledi. Ali İsmail Korkmaz davasının Aralık ayı içerisinde bir karara bağlanacağı kanatinde olduklarını belirten Erdoğan, "Tek çekincemiz iktidarın yargıya olan müdahalesidir. Kovuşturma aşamasında dosyayı hükme bağlayacak tüm deliller toplanmıştır. Soruşturma aşamasında tüm delillerin karartılma çabalarına rağmen toplanmıştır. Biz sadece bu iktidarın HSYK ve Adalet Bakanlığı üzerinden yargı üzerindeki keyfiyetine karşı bir mücadele yürütüyoruz" dedi.

POLİS 'HAKSIZ TAHRİK' OLUR MU?

Ethem Sarısülük davasının her aşamasının hukuksuzluklarla dolu olduğunu belirten avukat Kazım Bayraktar, davanın Yargıtay aşamasında olduğunu söyledi. Bayraktar, 4 farklı bilirkişi raporunda kasten adam öldürme tespiti yapılmasına rağmen sanığa 7 yıl ceza verildiğini hatırlattı. Haksız tahrik uygulaması yapıldığını hatırlatan Bayraktar, "Polise haksız tahrik olur mu? Toplumsal olaylarda kendisine yasal şiddet uygulama emri verilmişken, polis 'ben tahrik oldum' diyorsa, mahkeme de buna haksız tahrik diyorsa bu bir siyasi tahriktir" dedi.

Gezi eylemleri sırasında gözlerini kaybeden Volkan Kesan Bilici ve Murat Can Top, mücadele etmeye devam ettiklerini ifade ederek "Bedel ödemiş insanlara ikinci bir bedel ödettiriliyor" dedi.

Yargıtay'dan sert tepki: Bu müdahale ne zamana kadar devam edecek ?Yargıtay Başkanı Ali Alkan, yeni yargı paketine ilişk...
24/11/2014

Yargıtay'dan sert tepki: Bu müdahale ne zamana kadar devam edecek ?

Yargıtay Başkanı Ali Alkan, yeni yargı paketine ilişkin olarak yaptığı açıklamada, "Bu müdahale, daha ne zamana kadar devam edecektir? Yürütme bu kurul nasıl oluşursa memnun kalacaktır?" diye sordu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmeye başlayacak olan, “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” başlıklı 2/2418 Esas numaralı teklif ile özetle,
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu seçimlerinin olağan süreleri dışında 3. kez yenilenmesi, Yargıtay'a yeni daireler kurulması, hâkim ve Cumhuriyet savcılarımızın Kurumun muvafakati olmaksızın Yargıtay'a atanması ve bu görevden alınması ile adli yıl açış töreninin kaldırılması öngörülmektedir.

Bu teklif ile ilgili olarak 03.11.2014 tarihli Başkanlar Kurulunda Yargıtay’ın kurumsal görüşü sorulmadığı ve daha önce Yargıtay tarafından bildirilen öneri ve değişiklik teklifleri de değerlendirilmeye alınmadığından bu yasa teklifi ile ilgili olarak Başkanlar Kurulunca görüş bildirilmesine gerek olmadığına karar verilmiştir. Bu gelişmeler, Adli Yargının en sorumlu makamında oturan şahsımı kişisel düşüncelerimi açıklamaya mecbur bırakmıştır.

Bu teklifin öncesinde veya hazırlanması sırasında kurumsal ihtiyaçlarımız ve taleplerimiz sorulmadığı gibi bir istişâre arayışına da girilmemiştir. Bu teklifteki değişikliklerin hangi ihtiyaçlara dayandığı, takvimlere bağlanacak derecedeki aciliyetlerin ne gibi sebeplerden kaynaklandığı bilinmemektedir. Bu teklifle, ileri sürülen değişiklikler, Yargıtay’ın taleplerine dayanmadığı gibi Yargıtay’a, yargısal kültüre, yargı bağımsızlığına ve temyiz incelemesinin mahiyetine ciddi zararlar verebilecek nitelikler taşımaktadır.

Bu kapsamda, aşağıdaki hususları dikkatinize sunmak isterim.

1'inci başkanlık kurulu

Yargıtay'ın, yasal seçim yetkisine dayanarak belirlediği Birinci Başkanlık Kurulunun görevine, hiçbir gerekçe gösterilmeden 6545 sayılı Yasa ile 28 Haziran 2014 tarihinde son verilmiş, bu yasa uyarınca henüz dört ay önce yeni bir seçim yapılmıştır. Tecrübe ve kıdemi önceleyerek seçilmiş bulunan yeni kurulun da görevine bu teklifle son verilmek istenmektedir. Bu müdahale, daha ne zamana kadar devam edecektir? Yürütme bu kurul nasıl oluşursa memnun kalacaktır? Bu kurula 3. kez seçilecek olan yüksek yargı üyelerine bu türden bir memnuniyet yükünü yüklemek onlara da haksızlık olmayacak mıdır?

Anayasamızın 154. maddesi gereğince, Adli Yargının temyiz mercii olarak görevlendirilmiş bir Yüksek Mahkeme olan Yargıtay’ın, işleyiş ve organizasyon olarak da bağımsızlığı korunmalıdır. Zira Yargıtay’ın kuruluşu ve işleyişi de Anayasamızın 154/son maddesi gereğince “mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı” esaslarına tabidir. Yargıtay’ın, yasal seçim yetkisine dayanarak Büyük Genel Kurulu tarafından oluşturulan birimlerine sıkça yapılan bu tür müdahaleler Anayasamızın sözüne ve ruhuna uygun değildir.

Yargıtay'a yeni daireler kurulması

Ülkemizde yargının iş yükü sorunu yapısaldır, Yargıtay'ın tek başına sebep olduğu ve tek başına çözebileceği bir sorun değildir. Yılda bir milyon dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay, dünyanın en büyük temyiz mahkemesi durumundadır. Yapılmak istenen bu düzenleme ile Yargıtay yüzde otuz oranında daha büyüyerek üye sayısı 516’ya ulaşacaktır.

Yargıtay'a gelen dosya sayısı her yıl yüzde on civarında arttığından, bu artışa bağlı olarak gerçekleştirilecek bu türden değişiklikler her üç yılda bir Yargıtay'ın yüzde otuz oranında büyümesi sonucunu doğuracak ve Yargıtay'ın bir içtihat mahkemesi olma özelliğini tamamen ortadan kaldıracaktır. İş yükü sorunu, sadece Yargıtay'ı büyütme anlayışına bağlı olarak çözülmeye çalışılacaksa, bu yöntem hem sorunu çözmeyecek hem de Yargıtay’ı bir Yüksek Mahkeme olmaktan çıkaracaktır.
İş yükü sorununun çözümü, uyuşmazlık nedenlerini azaltan, alternatif çözüm yollarını etkinleştiren, temyiz öncesinde istinaf incelemesi öngören etkin yapısal reformların gerçekleştirilmesi yanında, yasal düzenlemelerde istikrarın sağlanması gibi tedbirlerle mümkün olacaktır.

Türkiye'ye ve Avrupa Birliği’ne yıllardır, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçirileceği vaadinde bulunulmaktadır. Yargısal alandaki pek çok iyileştirici etki, bu mahkemelerin faaliyete geçmesine bağlı olarak ortaya çıkacaktır. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 16.07.2014 Tarih ve 131 sayılı kararında da belirtildiği gibi, Yargıtay daireleri arasındaki iş bölümü düzenlemeleri de, bu mahkemelerin 2014 yılı Kasım ayında faaliyete geçirileceğine ilişkin yetkililerin yaptığı açıklamaya bağlı olarak, 2014 yılı sonuna bırakılmıştır. Eğer istinaf mahkemeleri ileri sürüldüğü gibi faaliyete geçirilecekse, Yargıtay'ın iş yükü yaklaşık yüzde doksan oranında azalacak ve 2015 yılı sonunda arşivde temyiz incelemesini bekleyen dosya kalmayacaktır.

Bir taraftan Yargıtay'ı yüzde doksan oranında küçültecek istinafları faaliyete geçirmeyi vaat etmek, diğer taraftan Yargıtay'ı yüzde otuz oranında büyütmek için teklifte bulunmak çelişkisi, yasa değişikliği teklifinde gösterilen gerekçelerle açıklanamadığı gibi, tutarlı ve makul bir yaklaşım olarak da görülmemektedir. Öte yandan, istinafın kurulmasıyla birlikte öngörülen küçülmenin objektif esasları ile yönteminin ne olacağı şimdiden ortaya konulmalıdır. Bu hususun ortaya konulmaması ve Yargıtay’ın yeniden yapılandırılmasının bir ay sonra faaliyete geçirileceği belirtilen istinaf mahkemeleri ile birlikte ele alınmaması, yasal düzenlemenin amacı konusunda soru işaretlerine neden olmaktadır.

Yargıtay'ın büyüme ve istinaf mahkemelerinin faaliyete geçirilmesine dair görüşleri ilkesel olup, önceki yıllarda da defalarca ifade edilmiştir. Yargıtay, yetkili kurulca seçilecek tüm üyelerini aynı değerde görmekte ve emsalleri içerisinde temayüz ederek seçilecek üyelerinin Yargıtay’a sağlayacakları büyük katkıya inanmaktadır.

Hakimlerin atanması usulü

Yargıtay'da üyeler dışında 1308 hâkim ve Cumhuriyet savcısı görev yapmaktadır. Mevcut düzenlemelere göre hâkimlerimizin ve Cumhuriyet savcılarımızın Yargıtay'a atanması ve ayrılmasında kurumsal muvafakat ve görüş gerekmektedir. Yargıtay tetkik hâkimliği ve Cumhuriyet savcılığının üst düzey bir performans gerektirdiği, yıllar içinde oluşan uzmanlıkları ile kurumsal hafızanın önemli bir bölümünü teşkil ettikleri, Daireler ve Başsavcılığımızın muvafakat ve görüş bildirme işlemlerinde bu uzmanlık düzeyi ve toplam kalitenin gözetilmek zorunda olduğunu adalet teşkilatımızın tüm çalışanları bilmektedir. O halde, bu muvafakat ve görüş işlemini kaldırarak, kanun yolları incelemesinde uzmanlaşmış insan kaynaklarını atama ve görevden alma işlemlerinde, Yargıtay'ı kurumsal olarak devre dışı bırakmanın makul, meşru ve devlet geleneği kapsamında bir açıklaması bulunmamaktadır.

Hâkim ve savcılar ancak teşkilat yasalarında açık hüküm bulunan Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Anayasa Mahkemesi, Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Adalet Bakanlığı Merkez Teşkilatı gibi kurumlarda HSYK'nın kararı olmadan doğrudan görevlendirilebilirken, görevi hâkim ve savcıdan başka kimseyle yürütülemeyen, salt yargısal görev yapan Yargıtay, hâkim ve savcılarının görevlendirmelerinde doğrudan atama yapmak bir yana, tamamen devre dışı bırakılmaktadır.

Yargıtay’ın muvafakat ve görüş bildirme işlemleri, yıllar içerisinde oluşan kurumsal teamüller çerçevesinde talepler ile kurumsal ihtiyaçlar telif edilerek gerçekleştirilmektedir. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu son üç yılda Yargıtay dışına atanma talebinde bulunan 297 tetkik hâkiminden 294’üne ilgili daire başkanının muvafakatini de alarak izin vermiştir. Bu teklifle birlikte Yargıtay’ın, bir Yüksek Mahkeme olarak temyiz incelemesinde görev yapacak hâkim ve Cumhuriyet savcılarının belirlenmesindeki kısıtlı rolü tamamen ortadan kaldırılmakta ve Yargıtay HSYK'nın doğrudan atama ve görevden alma işlemlerine muhatap olan bir ilk derece mahkemesine dönüştürülmek istenmektedir. Bu tasarruf, başta temyiz incelemesinin mahiyeti olmak üzere Yargıtay’ın Yüksek Mahkeme sıfatı ile uyuşmamaktadır.

Adli yıl açılış töreni


Türk Yargı kültüründe önemli bir yer tutan, 1943 yılından beri yasama, yürütme ve yargının üst düzey temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirilen ve yargının sorunlarının adli yargı ile savunma makamlarının en üst temsilcileri tarafından dile getirildiği adli yıl açış töreninin kaldırılmak istenmesi, sadece Yargıtay’ın değil yargı adına ifade edilen tüm düşüncelerin etki gücünü azaltacaktır.

Sonuç

Bağımsız bir yüksek mahkeme olan Yargıtay, 146 yıllık bir kurum olarak, kurallarla, kurullarla, müzakere kültürü ile yıllar içinde oluşturduğu güçlü kurumsal yapısı ve iyi yetişmiş insan kaynakları ile yargısal sorunlara çözümler önerebilecek imkân, tecrübe ve kabiliyete sahiptir. Sorunların tespiti ve çözüm ihtiyacı ortaya çıktığında, kurumlar düzeyinde katkı verebileceğimiz her fırsatta dile getirilmiştir.

Yargının bağımsızlığı en başta yargı kurumlarının organizasyonlarında ve işleyişinde kendini gösterir. Yargının teşkilat yapısı ile yargısal alan; beklentilerle, ani gelişen olaylar üzerine, makul, meşru ve haklı gerekçe içermeden, tek taraflı olarak düzenlenebilecek bir alan olmamalıdır. Özellikle yargıya tanınan yasal demokratik seçim hakkının kullanılması sonucunda oluşan temsile, yeni bir yasa değişikliği ile tekrarlanan bu tür müdahale düşünceleri kabul edilemez.

Bu kapsamda, yapılacak düzenlemeler, yargıda devamlılık ve tutarlılık esaslarına aykırı, geçmişe ve geleceğe sâri bir dizi yanlışın önünü açabilecek niteliktedir.

22/11/2014

Address

Istanbul
34381

Opening Hours

Monday 19:00 - 23:45
Tuesday 19:00 - 23:45
Wednesday 19:00 - 23:45
Thursday 19:00 - 23:45
Friday 19:00 - 23:45
Saturday 19:00 - 23:45
Sunday 19:00 - 23:45

Telephone

5326081980

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Istanbul hukuk posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Istanbul hukuk:

Share