Can Hukuk Bürosu - Av. Talip Can

Can Hukuk Bürosu - Av. Talip Can Tüm hukuki problemlerinizde alanında uzman arkadaşlarımız ile yardımınıza hazırız. Ofisimiz İstanbul merkezli bir avukatlık ofisidir.

Ofisimiz yurtiçi ve yurtdışı ticaret meselelerine ve davalarına bakmakta olup, ulusal ve uluslararası; şirketlere, kurum, kuruluş, dernek, vakıf ve bireylere birçok hukuk dalında en yüksek seviyede avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. Ofisimiz bilgi ve deneyimlerini en yüksek standartlarda müvekkilleri ile paylaşmayı taahhüt eder. Hedefimiz, müvekkillerimizin faaliyet gösterdiği

sektörlerde geçerli olan koşulları analiz etmek suretiyle ihtiyaçlarını karşılayacak en iyi hukuki çözümleri sunmak ve her bir müvekkil ile uzun yıllar sürecek iyi ilişkiler tesis etmektir. Avukatlarımız, avukatlık hizmetini müvekkillerine tek bir şiar ile vermektedir. Büroda çalışan tüm avukatlar ve personel gizliliğe son derece önem vermekte, referans maksadıyla dahi olsa müvekkil isimlerini açıklamamaktadırlar. Ayrıca büromuz, müvekkillerinin menfaatleriyle çatışmaya neden olabilecek üçüncü kişileri temsil etmemektedir.


***Hızlı hareket ederiz.
***doğru çözümü sunarız
***Değişen mevzuatları takip ederek yenilikçi bir bakış açısıyla hizmet veririz.
***Proaktif bir mantık ile vakalara yaklaşırız. Yani muhtemel bir dava tehdidine karşı müvekkillerimiz anında haberdar ederiz.

31/07/2017

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/9591

K. 2015/19863

T. 7.9.2015

* İCRA KEFALETİNİN GEÇERSİZLİĞİ NEDENİYLE İPTALİ İSTEMİNİN YARGILAMAYI GEREKTİRMESİ ( İcra Dairesindeki Kefaletlerin İlamların İcrası Hakkındaki Hükümlere Tabi Olduğu - İcra Kefaletinin Geçersizliği Nedeniyle İptali İstemi Yargılamayı Gerektirdiğinden Gemel Mahkemede İleri Sürülebileceği/Şikayet Yoluyla İcra Mahkemesine Başvurularak İptalinin Talep Edilemeyeceği )

* İCRA EMRİNİN İPTALİ ( İcra Kefilliğinin İptali Hususunun İncelenemesinin Genel Mahkemede Yargılamayı Gerektirdiği ve Dar Yetkili İcra Mahkemesinde Dinlenemeyeceği - Sadece İcra Emrinin İptaline Karar Verilmesi İle Yetinilmesi Gerekirken İcra Kefaletinin de İptaline Karar Verilemeyeceği )

* İCRA DAİRESİNDEKİ KEFALETLER ( İlamların İcrası Hakkındaki Hükümlere Tabi Olduğu - İcra Kefaletinin Geçersizliği Nedeniyle İptali İstemi Yargılamayı Gerektirdiğinden Gemel Mahkemede İleri Sürülebileceği/Şikayet Yoluyla İcra Mahkemesine Başvurularak İptalinin Talep Edilmesinin Mümkün Olmadığı )

6098/m. 584

2004/m. 38

ÖZET : Şikayetçi icra kefili, haciz işlemi sırasında yapılan icra kefalet işleminin el yazısı ve kefil olunan miktar ve tarih yazılmaksızın eşinin de rızası alınmadan yapıldığı gerekçesi ile geçersiz olduğunu ileri sürerek kefalet işleminin ve buna bağlı olarak gönderilen icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

İcra dairesindeki kefaletler ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olup; icra kefaletinin geçersizliği nedeniyle iptali istemi yargılamayı gerektirdiğinden, genel mahkemede ileri sürülebilecek bir husus olup, şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurularak iptali talep edilemez.

İlam hükmünde olan icra kefalet işleminin, ilamlı icra takibine konu edilebilmesi, bir diğer ifade ile icra kefiline icra emri tebliğ edilebilmesi için icra kefaletinin yasada öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapılmış olması gerekir. Şikayetçi, icra kefilliğinin iptali hususun incelenmesinin genel mahkemede yargılamayı gerektirdiği ve dar yetkili icra mahkemesinde dinlenemeyeceği açıktır. Sadece icra emrinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken icra kefaletinin de iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR : Şikayetçi icra kefili, icra mahkemesine başvurusunda; 10/11/2014 tarihli haciz işlemi sırasında yapılan icra kefalet işleminin el yazısı ve kefil olunan miktar ve tarih yazılmaksızın eşinin de rızası alınmadan yapıldığı gerekçesi ile geçersiz olduğunu ileri sürerek kefalet işleminin ve buna bağlı olarak gönderilen icra emrinin iptaline karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda, Borçlar Kanununun 583. maddesinde düzenlenen kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına uyulmadığı ve aynı Kanunun 584. maddedesinde belirtilen evli eşin rızası alınması şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın kabulü ile kefalet işleminin ve kefalete dayanak icra emrinin iptaline karar verildiği görülmektedir.

İİK.'nun 38. maddesi gereğince icra dairesindeki kefaletler ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olup; icra kefaletinin geçersizliği nedeniyle iptali istemi yargılamayı gerektirdiğinden, genel mahkemede ileri sürülebilecek bir husus olup, şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurularak iptali talep edilemez.

Ancak, İİK.'nun 38. maddesi uyarınca ilam hükmünde olan icra kefalet işleminin, ilamlı icra takibine konu edilebilmesi, bir diğer ifade ile icra kefiline icra emri tebliğ edilebilmesi için icra kefaletinin yasada öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapılmış olması gerekir.

Bu durumda, şikayetçi, icra kefilliğinin iptali hususun incelenmesinin genel mahkemede yargılamayı gerektirdiği ve dar yetkili icra mahkemesinde dinlenemeyeceği açıktır.

Hal böyle olunca, mahkemece, sadece icra emrinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken icra kefaletinin de iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hukuk ile ilgili ephemera türünde belgeler
16/01/2017

Hukuk ile ilgili ephemera türünde belgeler

16/01/2017

TİCARİ DEFTERLER • DELİL OLMA KOŞULU

YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E: 2011/4634 K: 2011/14565 T: 23.11.2011
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı K. rakamla ve yazıyla miktar kısmı boş olan çeki imzalayıp verdiğini, ancak dava dışı kişinin çeki çaldırdığını, çekin arka yüzünde davalı Ö'nün diğer davalı G.Ltd.Şti.ne çeki ciro ettiğinin görüldüğünü, davalı şirketin çeke dayalı olarak müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını ileri sürerek çekten dolayı davalılara borçlu olunmadığının tespitine, çekin davalı şirketten istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı G. Ltd. Şti. vekili müvekkilinin diğer davalı Ö'ye un satıp ciro yoluyla davaya konu çeki aldığını, müvekkilinin davaya konu çeki iyiniyetle elde eden meşru hamil olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davalı G.Ltd. Şti.ne ait ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, ancak davalı şirketin kesin mehile rağmen defterlerini sunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının icra takip dosyasında ve takibe konu 20.02.2009 keşide tarihli 6.400 TL. bedelli çekten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine, çekin davalı şirketten istirdadına karar verilmiş, hüküm davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.

Davacı davalı şirket tarafından takibe konu çekin boş olarak S. Spor Kulübü hocasına teslim edildiğini bu kişinin çeki kaybettiğini, çek nedeniyle çekte ciranta olarak ismi geçen davalı Ö. ve hamil davalı şirkete borcu bulunmadığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı şirket vekili müvekkilinin çeki diğer davalı Ö'den ticari ilişki nedeniyle ciro yoluyla devraldığını, meşru hamil olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece davalı şirketin ticari defterlerini ibraz etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ticari defterlerin delil olabilmesi için tarafların tacir olması TTK'nın 82 vd. madde hükümlerinde gösterilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bir tarafın ticari defterlerinin ibrazının istenebilmesi için iddiada bulunan kişinin TTK'nın

83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca münhasıran diğer tarafın defterlerine dayanması gerekir. Davacı, dava açarken davalının defterlerine dayanmadığından davalının ticari defterlerini hazır etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmü temyiz eden davalı G. Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

16/01/2017

TAZMİNAT HUKUKU • YANGINDAN DOĞAN MANEVİ ZARAR • MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT

Yargıtay YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E: 206/11031 K: 2007/10862 T: 25.09.2007
Davacı vekili tarafından, davalı TV vd.leri aleyhine 08.03.2002 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 04.04.2006 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 25.09.2007 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili ile karşı taraftan davacılar geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılar ile davacılar AZ ve TA'nın tüm temyiz itirazları ile davacılar MA ve İA'nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- Davacılar MA ve İA'nın diğer temyiz itirazlarına gelince;

Dava, yangın nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmiştir. Karar taraflarca temyiz edilmiştir.

Davalılara ait binada çıkış nedeni bilinmeyen yangının davacılara ait olup mesken olarak kullanılan binaya sirayet etmesi neticesi ev ile içindeki eşyalar yanmış ve hasar görmüştür. 28.09.2001 tarihinde saat 22.00 civarında çıkan yangın esnasında davacılardan MA ve İA evde bulunmaktadır. Davacıların olay esnasında herhangi bir cismani zarara uğradıklarına ilişkin iddia ve delil yoktur. Ancak yangın anında evde bulunmaları ve olayı yaşamaları karşısında ruhen etkilenmeleri kaçınılmazdır. Yangın anında yaşanan korku ve paniğin davacıların ruh bütünlüğünü bozacağı da açıktır. Böyle bir olayda kişinin kişilik değerlerinde yaratacağı olumsuz sonuçlar nedeniyle saldırı oluşturacağı kabul edilmelidir.

Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebileceğine göre istemin davacılar MA ve İA yönünden de tümden reddi açıklanan olgular itibariyle doğru değildir. Açıklanan nedenle bu davacılar için uygun bir manevi tazminat takdir edilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar MA ve İA yararına BOZULMASINA, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ile davacılar AZ ve TA'nın tüm, davacılar MA ile İA'nm diğer temyiz itirazlarının reddine ve temyiz eden davacılardan MA ve İA yararına takdir olunan 500,00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine, davacılar M ve İA'dan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25.09.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

16/01/2017

MESKENİYET İDDİASI • İZLENECEK YOL

Yargıtay YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E: 2014/18780 K: 2015/9617 T: 29.04.2015
KARAR
Borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; müvekkil aleyhine yapılan takipte müekkilinin haline münasip evinin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece, haczedilmek şikayetinin reddine karar verilmiş, hükmün borçlu vekilince temyizi ve Dairemizce temyiz isteminin reddiyle hükmün onanması üzerine, karar düzeltme isteminde bulunmuşturl.

İİK'nin 81/12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin hacciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra Mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte yaşaması halinde bunların, yalnız yaşaması halinde ise kendisinin barınması için zorunlu olan haline münasip meskenin temini için gerekli bedeli bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymetinin bundan fazla olması halinde, satılmasına ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktarın borçluya bırakılmasına, kalanın alacaklıya ödenmesine karar verilir.

Somut olayda bilirkişi raporunda, meskeniyet iddiasına konu 3 oda 1 salon taşınmazın değerinin 120.000,00 TL olduğu, yalnız yaşayan borçlunun aynı semt ve daha mütevazi semtlerde haline münasip 2 oda 1 salon meskeni ise, 100.000,00 TL'ye satın alabileceği tespit edilmiştir.

Bu durumda, Mahkemece, şikayetin reddine karar verilmesi yerinde ise de borçlunun haline münasip ev alabileceği miktarın, mahcuzun değerinden az olduğu nazara alınarak, mahcuzun satılarak borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine artanın alacaklıya ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği 100.000,00 TL'den az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde şikayetin reddi ile yetinilmesi doğru değildir.

Açıklanan nedenlerle Dairemizce mahkeme kararının bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla, borçlu vekilin karar düzeltme isteminin kabulu gerekmiştir.

SONUÇ

Borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 01.07.2014 tarih ve 2013/22047 esas 2014/14001 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkemece kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,29.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Address

Halil Rıfat Paşa Mahallesi Yüzer Havuz Sok. Perpa Ticaret Merkezi B-Blok K:9 Ofis:1361 Şişli
Istanbul

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 12:00 - 17:00

Telephone

00905334829648

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Can Hukuk Bürosu - Av. Talip Can posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share