DSZ Hukuk & Danışmanlık Ofisi / DSZ Law & Consultancy Office

DSZ Hukuk & Danışmanlık Ofisi / DSZ Law & Consultancy Office Consulting § Law
Hukuk § Danışmanlık Ofisi Consultancy & Law

21/05/2020

COVİD-19 A MARUZ KALAN İŞÇİNİN HUKUKİ DURUMU-İŞ KAZASI VE/VEYA MESLEK HASTALIĞI SAYILIP SAYILMAYACAĞI HK GÜNCEL GENELGE

T.C.
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Sayı : 96597630-010.06.02-E.5852699 Konu : Koronavirüs (COVID-19)
GENELGE 2020/12
07/05/2020
Bilindiği üzere; Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip Koronavirüs (COVID-19), çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm Dünya ülkelerini etkilemiş ve Dünya Sağlık Örgütünce pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edilmiştir. Ülkemiz de söz konusu salgından olumsuz yönde etkilenmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 15 inci maddesinde;
"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir."
hükmü yer almaktadır.
Buna göre; COVID-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini ve gereğince işlem yapılmasını rica ederim.
İsmail YILMAZ Kurum Başkanı V.

SAĞLIK POLİÇELERİNDE POLİÇE İPTALİ ve ÖZEL ŞARTLARwww.dszlawoffice.com 28.04.2011 tarih ve K-2011-346 sayılı Hakem Heyet...
03/10/2019

SAĞLIK POLİÇELERİNDE POLİÇE İPTALİ ve ÖZEL ŞARTLAR
www.dszlawoffice.com

28.04.2011 tarih ve K-2011-346 sayılı Hakem Heyeti Kararı
Başvuruda belirtilen talep özetle, sigorta poliçesi kapsamında gerçekleşen ve sigorta şirketi tarafından ödenmeyen tedavi masraflarına ilişkin tazminat taleplerinin reddedilmesi sonucu 22.180,32 TL, faiz, noter masrafı, avukatlık masrafı ve bilirkişi ücretinin ödenmesidir. Komisyonca dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde, uyuşmazlığın esası; başvuru sahibinin mevcut rahatsızlığının sigortalılık öncesi dönemde mevcut olup olmadığı ve bu durumun taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesi genel ve özel şartları uyarınca teminata etkisi noktasında odaklanmaktadır. Yerleşmiş Yargıtay uygulaması uyarınca, taraflar arasındaki anlaşmazlığın çözümünde, TTK hükümleri yanında, akdedilen sözleşmenin genel ve özel şartlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinin gerekeceği, ve sözleşmenin akdedildiği tarihte geçerli olan genel şartların ve poliçeye eklenen özel şartların o sözleşme dönemince geçerli olacağı ve tarafları bağlayacağı açık ve net bir durumdur. Sigorta sözleşmelerinin kurulumunda, teminat altına alınacak riskin belirlenmesi ve bu riskin gerçekleşme ihtimali ile, tespiti, analizi ve fiyatının belirlenmesine yardım eden, riskin varlığı ve mevcut durumuna yönelik bilgileri içeren, sigortacılık tekniği, işleyişi ve riskin maliyetini oluşturmada esas alınan başvuru formu şirketler için hayati önem arz ettiğinden, bu formun doldurulmaması veya eksik cevaplandırılmış olması durumlarında şirketlerin sigortalanacak risk, sigorta primi ve ödenecek tazminatın bedellerini ya hiç hesaplayamayacağı ya da olması gerekenden eksik veya fazla olarak hesaplayacağı hususu aşikardır. Anlaşmazlığa konu olayda, aleyhine başvuru yapılan sigorta şirketi, sigortalının, sigortalılık başlangıç dönemi öncesi yüksek tansiyon tanısıyla ilaç tedavisi almasına rağmen bu durumu başvuru formunda kendilerine bildirmediğini, provizyon onayının mevcut beyansız hastalık kabul edilerek reddedildiğini, poliçe özel şartları uyarınca, poliçe başlangıç tarihinden öncesine dayanan rahatsızlıkların gerektirdiği tedavi ve ameliyat giderlerinin poliçe teminatları kapsamı dışında bulunduğunu ifade etmektedir. Başvuru sahibi ise 1998-1999 yıllarında psikolojik rahatsızlıklarından dolayı A Hastanesi’ne başvurduğunu, bu rahatsızlıkların psikolojik sebeplerden kaynaklandığının kendisine bildirildiğini, verilen ilaçların kullanımının sürekli olmadığını, o günden bu yana aynı veya benzer konularda herhangi bir şikayeti ya da sağlık kuruluşuna başvurusunun olmadığını ifade ederek sigortalılık öncesi böyle bir rahatsızlığının bulunmadığını iddia etmektedir. Başvuru sahibinin dosyada mevcut hastane kayıtları; 06 Kasım 2010 tarihli Ayaktan Değerlendirme Formu (Kardiyoloji), İç Hastalıkları ve Kardiyoloji uzmanının 05.11.2010 tarihli yazısı ve 22 Aralık 2010 tarihli epikriz raporunda 7-8 yıldır HT hastalığı olduğu ve Inhibace tansiyon ilacını kullandığı, bu hastalığın bir check up sonucu ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Yine mevcut ekokardiyografi sonucunun da “hipertansif kalp hastalığı” ile uyumlu çıkması bu durumu desteklemektedir. Bu itibarla başvuru sahibinin sigortalılığın başlangıcı tarihinde mevcut ve devam eden HT hastalığının bulunmasına karşın mevcut bu hastalığını beyan etmediği sonucuna kurulca ulaşılmıştır. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin Sağlık Sigortası Genel Şartları’nın “Sigorta Ettirenin Sözleşme Yapılırken Beyan Yükümlülüğü ‘ nü düzenleyen 6. maddesinin ikinci fıkrasında, “Sigorta ettiren/sigortalı teklifname ve bunu tamamlayıcı belgelerde kendisine sorulan sorulara doğru cevap vermek ve rizikonun konusunu teşkil eden, rizikonun takdirine etkili olacak hususlardan kendisince bilinenleri de beyan etmekle yükümlüdür. ...” hükmü yer aldığından ve Bireysel Sağlık Sigortası Özel Şartları İstisnalar başlığını taşıyan 11. maddesinin 24. bendi gereğince poliçe dönemi öncesinden gelen her türlü hastalık ve maluliyete ait giderler teminat dışı tutulmuş bulunduğundan, sigorta genel ve özel şartlarına aykırılık sebebiyle başvuru sahibi sigortalının, aleyhine başvuru yapılan sigortacıdan talepte bulunabileceği bir tazminat talep hakkının bulunmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.

30.05.2011 tarih ve K-2011/ 433 sayılı Hakem Kararı

Başvuru sahibi Ç, X Sigorta AŞ’den yaptırdığı 0001 no’lu grup sağlık sigortası poliçesi kapsamında rahatsızlığı ile ilgili olarak gerçekleşen 1.500 TL tutarındaki tedavi masraflarının kendisine ödenmesini ve uygulanan muafiyetin kaldırılmasını talep etmektedir. Dosya muhteviyatı olarak taraflardan temin edilen belge ve bilgiler kapsamında uyuşmazlığın temel nedeni, başvuru sahibinin meme kanseri nedeniyle gerçekleşen “Lumpektomi+Sentinel Lenf Nodu Eksizyonu” operasyonuna ilişkin provizyon talebinin, sigorta şirketi tarafından poliçe başlangıç tarihinden önce var olan ve beyan edilmeyen bir rahatsızlık olması gerekçesiyle poliçesine muafiyet uygulanması ve ödemenin reddedilmesidir. 0001 numaralı poliçe ile Ç, 28/09/2010 – 27/04/2011 tarihleri arasında Grup Sağlık Sigortası kapsamında X Sigorta AŞ tarafından sigortalanmıştır. Grup Sağlık Sigortası kapsamına dahil olmak için 28/09/2010 tarihinde Ç tarafından doldurulup imzalanan Ön Bilgi Formu’nda sağlığıyla ilgili sorulan sorulara “hayır” cevabı verdiği anlaşılmaktadır. Sağlık Sigortası Genel Şartları’nın 6’ncı maddesi hükmüne göre sigortacı, sigorta ettirenin teklifname, teklifname yoksa poliçe ve eklerinde yazılı beyanına dayanarak sağlık sigortası poliçesini düzenlemektedir. Teklifname formunda sigorta ettirene sorulan sorulara, sigortalının eksik veya gerçeğe aykırı cevap vermesinin tespit edilmesi durumunda, sigortacının sözleşmeyi yapmaması veya daha ağır şartlarla yapması söz konusu olabilmektedir. Ç’nin 20/12/2010 tarihli Meme Ca tanısı ile yapılan “Lumpektomi+Sentinel Lenf Nodu Eksizyonu” operasyonuna ait sağlık giderlerinin, provizyon değerlendirme sürecinde “Fibrokistik Meme Paterni” sonuçlu 29/08/2008 tarihli M Tıp Merkezi meme USG raporuna dayanarak 28/09/2010 tarihinde sigortalı tarafından doldurulup imzalanan Ön Bilgi Formu’nda söz konusu raporda yer alan bilgilerin beyan edilmemesi nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından reddedilmiş olduğu ve beyan edilmeyen sigorta başlangıcı öncesi sağlık durumu nedeniyle sağlık risk değerlendirmesinin yapılamadığı ancak bu bilgiye ulaşılması ile Grup Sağlık Sigorta Poliçesi Özel Şartları Madde 3.4 Beyan Yükümlülüğü’ ne göre tekrar risk değerlendirmesinin yapılması sonucu “Fibrokistik Meme Paterni” ile ilgili olarak “meme hastalıkları kontrolleri, tedavileri” nin teminat kapsamı dışında tutulduğu görülmektedir. Komisyonca da belirtildiği üzere, sigorta başlangıç tarihinden önce var olan hastalıkların, yapılan ameliyatların ve kronik hastalıklar ile sürekli ilaç tedavisi gerektiren rahatsızlıkların, riskin fiyatlandırılması ve teminat kapsamına alınıp alınmayacağına karar verilmesi için açısından sigorta ettiren tarafından sigortacıya beyan edilmesi gerekir. Sigorta ettirenin yanlış veya eksik beyanda bulunduğunun tespiti halinde Sağlık Sigortası Genel Şartları ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde sigortacının tazminatı ödememe, eksik ödeme veya sözleşmeyi sona erdirme, ek prim alarak sözleşmeyi devam ettirme veya sözleşmede teminatlarda istisnalar uygulama hakları bulunmaktadır. Bu bağlamda, Komisyonca yapılan değerlendirme şu şekildedir: “Davalı sigortacı, 29.08.2008 tarihinde “Fibrokistik Meme Paterni” sonuçlu M Tıp Merkezi meme USG raporuna dayanarak davacı Ç’in sigorta başlangıç tarihinden önceye dayanan bu raporda geçen rahatsızlığını beyan etmediğini ileri sürerek hem davacının 20/12/2010 tarihli Meme Ca tanısı ile yapılan “Lumpektomi+Sentinel Lenf Nodu Eksizyonu” operasyonuna ait sağlık giderlerini ödememiş hem de “meme hastalıkları kontrolleri, tedavileri”ni teminat kapsamı dışında tutmuştur. Davacıya ait 29.08.2008 tarihli “Fibrokistik Meme Paterni” sonuçlu M Tıp Merkezi meme USG raporunda yer alan bulgular; Her iki meme başı, cilt-cilt altı doğal olup meme parankimi fibrokistik ekopaterndedir. Her iki meme parankiminde solid ya da kistik lezyon saptanmamıştır. Her iki aksillada patolojik görünümde lenfadenopati saptanmamıştır. US Tanı: Fibrokistik meme paterni. şeklindedir. Yukarıda yer alan raporda sözü edilen “fibrokistik meme paterni” ifadesinin hastalık olup olmadığı gerçeği uyuşmazlığın sonuca bağlanmasını sağlayacaktır. Dosyada yer alan 14.01.2011 tarihli belgede N Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. M’a göre “fibrokistik meme paterni” ifadesinin herhangi bir hastalık olmayıp, o günkü meme yapı şekli olduğu ve meme kanseri ile hiç bir bilimsel ilişkisinin kurulamayacağıdır. Yine dosyada yer alan 30.03.2011 tarihli belgede, İ Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü’nden G ve T’a göre “fibrokistik meme yapısı”nın Amerikan Kanser Derneği (ACS) ve Ulusal Kanser Birliği (NCCN) Guidline göre meme kanser risk faktörleri arasında kabul edilmediği ifade edilmektedir. Yukarıda yer alan tıbbi ve bilimsel değerlendirmelere göre “fibrokistik meme paterni”nin bir hastalık olmadığı ve meme yapısını ifade ettiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan söz konusu raporda yer alan tanı bir kanser belirtisi veya hastalık olmuş olsaydı, davacı Ç’nin 29.08.2008 tarihinden itibaren sağlık sigortası kapsamına alınana kadar geçen yaklaşık iki yılı aşkın sürede bu rapora dayanarak tedavi olmamasının mümkün olmadığı görülmektedir. Eğer söz konusu raporda yer alan tanı bir hastalık olsaydı mutlaka davacı ve doktoru tarafından bunun çaresine bakılacak, tedavisi yönüne gidilecekti. Dolayısıyla bilimsel olarak hastalık olmayan ve davacı tarafından da hastalık olduğu bilinmeyen bir şeyin hastalık olarak beyan edilmesi beklenemez. Bu nedenle söz konusu raporda yer alan tanının sigorta başlangıcında söylenmemiş olmasının, yanlış beyan olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.” . Hal böyle iken ve meme USG kontrolü yapacak tüm kadınlarda söz konusu raporda yer alan benzer sonuçların elde edilmesi kaçınılmaz iken doğal olan bir kontrol sonucunun beyan edilmemiş olmasının yanlış beyan olarak değerlendirilmesi sigortacılıktaki iyi niyet kuralına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davalı X Sigorta AŞ’nin, davacı sigortalının ihtilafa neden olan “Lumpektomi+Sentinel Lenf Nodu Eksizyonu” operasyonuna ait 1.500 TL’lik sağlık giderlerini “ davacıya ödemesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Diğer yandan, davacı Ç’nin sağlık sigortası poliçesine davalı sigorta şirketi tarafından konan “meme hastalıkları kontrolleri, tedavileri”ne ait muafiyetin de yukarıda yer alan gerekçelerle kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu sebeple yapılan başvuru kabul edilmiştir.
22 / 07 / 2011 tarih ve K-2011/624 sayılı Hakem Kararı

Başvuru sahibi, Aralık 2010 tarihlerinde 08.01.2010/2011 vadeli poliçe kapsamında A Hastanesinde şikayet üzerine gidilen muayenede fıtık teşhisi konularak ameliyata karar verildiğini, sigorta şirketinin 2003 yılında sağ kasık fıtığı tanısı konulmuş olması sebebiyle 08.01.2011/2012 vadeli poliçede "Prostat hastalıkları ile ilgili tetkik, tedavi ve komplikasyon muafiyeti, İnguinal herni ile ilgili tetkik ve komplikasyon muafiyeti (kasık fıtığı) "nı istisna kapsamına aldığını, ameliyat sonrası 10.654,10,-TL tedavi giderinin sigorta şirketi tarafından karşılanmadığını ifade ederek bu tutarın işleyecek avans faizi ile birlikte kendisine ödenmesine karar verilmesini iddia ve talep etmiştir. Dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde, başvuru sahibi ile davalı sigorta şirketi arasında, sigorta poliçesi, kapsamı, teminatları vs. konularında bir sorun bulunmadığı, uyuşmazlığın esasını, sigortalının, 09 Aralık 2003 tarihinde A Hastanesi’nde yaptırmış olduğu muayenesinde, “sağ inguinal herni (sağ Kasık fıtığı)” tanısı konulmuş olmasına karşın bu tanıyı 2007 yılında yaptırdığı ve her yıl yenilenerek süregelen sağlık sigortası poliçesinin düzenlenmesi aşamasında doldurulan sağlık beyan formunda bildirmemesi ve bildirmeme durumunun tedavi giderlerini tazmindeki etkisi oluşturmaktadır. Dosyaya sunulan 09.12.2003 tarihli belgenin incelenmesinde, başvuru sahibine yapılan muayene sonucu, “sağ inguinal herni (sağ Kasık fıtığı)” tanısı konulmuş olduğu anlaşılmaktadır. Zaten tarafların iddialarında da bu tanıya yönelik bir ihtilaf bulunmamaktadır. Başvuru sahibi 20.01.2011 tarihinde sigorta teminat dönemi içerisinde A Hastanesine kasık fıtığı için başvurmuş, yapılan tetkiklerinde sol kasık fıtığı tanısı konulmuş, tanı sonrası ameliyat gerçekleştirilmiş ve ameliyat dolayısıyla da 10.654,10,-TL tutarlı fatura kesilmiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlığın çözümünde, TTK hükümleri yanında, akdedilen sözleşmenin genel ve özel şartlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinin gerekeceği, ve sözleşmenin akdedildiği tarihte geçerli olan genel şartların ve poliçeye eklenen özel şartların o sözleşme dönemince geçerli olacağı ve tarafları bağlayacağı açık ve net bir durumdur. Bu anlamda Sağlık Sigortası Genel Şartları, Sigorta Ettirenin Sözleşme Yapılırken Beyan Yükümlülüğü başlığı altında; Madde 6- Sigortacı bu sigortayı sigorta ettirenin teklifname, teklifname yoksa poliçe ve eklerinde yazılı beyanına dayanarak kabul etmiştir. Sigorta ettiren/sigortalı teklifname ve bunu tamam1ayıcı belgelerde kendisine sorulan sorulara doğru cevap vermek ve rizikonun konusunu teşkil eden, rizikonun takdirine etkili olacak hususlardan kendisince bilinenleri de beyan etmekle yükümlüdür. Sigorta ettirenin/sigortalının beyanı gerçeğe aykırı veya eksikse, sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek hallerde; a) Sigorta ettirenin/sigortalının kastı varsa, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir ve riziko gerçekleşmiş ise sigortalıya tazminatı ödemez. Cayma halinde sigortacı prime hak kazanır. b) Sigorta ettirenin/sigortalının kastı bulunmaz ise, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeyi fesheder veya prim farkını almak suretiyle sözleşmeyi yürürlükte tutar. Sigorta ettiren/sigortalı talep edilen prim farkını kabul etmediğini 8 gün içinde bildirdiği takdirde sözleşme feshedilmiş olur. Sigortacı tarafında iadeli taahhütlü mektupla veya noter vasıtası ile yapılan fesih ihbarı sigorta ettirenin/sigortalının tebellüğ tarihin takip eden beşinci iş günü saat 12.00'de hüküm ifade eder. Feshin hüküm ifade ettiği tarihe kadar geçen sürenin primi gün esası üzerinden hesap edilir ve fazlası geri verilir. c) Cayma, fesih veya prim farkını isteme hakkı, süresinde kullanılmadığı takdirde düşer. d) Sigorta ettirenin/sigortalının kastı bulunmadığı takdirde riziko: 1- Sigortacı durumu öğrenmeden önce veya, 2- Sigortacının fesih ihbarında bulunabileceği süre içinde veyahut, 3- Bu ihbarın hüküm ifade etmesi için geçecek süre içinde gerçekleşirse, sigortacı tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki oran dairesinde tazminattan indirim yapar. hükmünü içermektedir. Söz konusu hükümler uyarınca yapılan incelemede, başvuru sahibi sigortalının sigorta poliçesinin kurulumu aşamasında sağlığı ile kendisine sorulan sorul ara doğru cevap verme yükümlülüğü altında olduğu tartışmasız olduğu gibi, başvuruya konu olayda da, sigortalının 2003 yılında kendisine konulan kasık fıtığı tanısını beyan formunda ifade etmediği hususu da sabittir. Ancak başvuru sahibi açıklamasında 2003 yılında konulan kasık fıtığı tanısının sağ kasık fıtığı olduğunu, o tarihten sonra da sağ tarafında herhangi bir sorunun bulunmadığını, başvuruya konu ameliyatının ise sol kasık fıtığından kaynaklandığını ifade etmektedir. Olayların gelişimi incelendiğinde başvuru sahibi sigortalının sağlığı ile ilgili sorulan sorulara eksik cevap vermiş olduğu sabit ise de, bu durumun, sağ kasık fıtığı ile ilgili bir sorun yaşamamış olması sebebiyle kasıtlı olmadığı anlaşılmaktadır. Öğreti ve uygulama, sigortalının eksik ve yanlış cevap vermesi halinin tazminata etkisini değerlendirirken, bu eksik ve yanlış bilgilendirme ile tazminata konu olay arasında bir irtibat-illiyet bağı bulunup bulunmadığı noktasına odaklanmaktadır. Zira , Yargıtay 11 H.D. benzer 2003-9709 E., 2003 -10221 K., 03.11.2003 T. sayılı kararında “….. Somut olayda, sigorta ettiren 06.09.1996 tarihinde anjiyo olmuş, 13.10.1995 günü yapılan sigorta sözleşmesinin eki teklifnamede ciddi bir hastalık geçirilip geçirilmediği sorusuna "hayır" yanıtını vermiştir. Daha sonra, sözleşme devam ederken 20.11.2001 günlü vefat etmiştir. Davalı yanlış, bildirim nedeniyle tazminat ödenemeyeceğini bildirmiştir. Bu hususlar, dosya kapsamı, tıbbi belgeler ve bilirkişi raporu ile sabit olup, tarafların da kabulündedir. Uyuşmazlık, sigorta sözleşmesinin geçerli olup olmadığı noktasındadır. Sigorta sözleşmesinin kurulmasında doğru bilgi verme yükümlülüğü ile ilgili TTK.nun 1290. maddesi hükmü mal sigortalarına ilişkin olmakla birlikte, yerleşmiş Yargıtay uygulaması ile hayat sigortalarında da uygulanmakta olup, esasen bu yükümlülük Poliçe Genel Şartları'nda sözleşme hükmü haline getirilmiş bulunmaktadır. Bu meyanda HSGŞ'nin C.2 nci maddesinde de beyan yükümlülüğüne ilişkin hükümler yer almaktadır. Davalı, sigorta ettirenin şeker ve kalp hastası olduğunu riziko gerçekleştikten sonra öğrenmiştir. Bu itibarla, mahkemece, ölüm raporu ve sigortalının tedavi belgelerinin ilgili hastanelerden getirtilerek, ölüm olayı ile mevcut rahatsızlık arasında irtibat bulunup bulunmadığı, rahatsızlığın poliçe düzenlenmesinden önce mevcut olup olmadığı, uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak araştırılması ve sonucu çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. …” demek suretiyle bu tür uyuşmazlıklarda, illiyet bağı-irtibat bulunup bulunmadığının araştırılmasını istemektedir. Somut olaya ilişkin yukarıdaki bilgiler değerlendirildiğinde; başvuru sahibinin beyan etmediği 2003 yılındaki sağ kasık fıtığı tanısının, başvuruya konu sol kasık fıtığı ile bir irtibatı bulunmadığı ortadadır. Sağ kasığında fıtığı olan birinin bu rahatsızlığının sol tarafını olumsuz etkileyip burada da fıtığa sebep olması mümkün olamayacağı gibi bir tarafta yer alan fıtık kasılma ve basıncı azaltarak öbür tarafta fıtık oluşumu riskini dahi azaltacaktır. Dolayısıyla da, başvuru sahibinin beyan etmediği rahatsızlığı ile, tazminat talep ettiği rahatsızlığı arasında açıkça irtibat bulunmaması sebebiyle, davalı sigorta şirketinin poliçe genel şartlarına aykırılık sebebiyle tazminat ödemekten imtina edemeyeceği sonucuna ulaşılmış ve Komisyonca başvurunun kabulüne karar verilmiştir.


KAYNAKÇA

http://www.sigortatahkim.org/index.php?option=com_content&view=article&id=139&Itemid=117

https://tsb.org.tr/genel-sartlar.aspx?pageID=467 #845

www.mevzuat.gov.tr

https://www.sigortam.net

DSZ Hukuk § Danışmanlık Ofisi
Elif MECİKLİ ‘ nin katkılarıyla.

Anestezi Hekimi eşliğinde endoskopik yöntemle kesisiz olarak mideye ulaşılır ve mide içerisinde ortalama 20 noktaya yapılan Botulinum toksini sayesinde uzun açlık süresi, geç acıkma, iştah kontrolü ve çabuk doyma gibi etkiler kazandırılan hasta hızla kilo verir.

KASKO POLİÇELERİNDE İKAME ARAÇ KLOZUwww.dszlawoffice.comI.KASKO SİGORTASIA. TANIM VE SİGORTANIN SAĞLADIĞI TEMİNATIN KAPS...
03/10/2019

KASKO POLİÇELERİNDE İKAME ARAÇ KLOZU
www.dszlawoffice.com

I.KASKO SİGORTASI

A. TANIM VE SİGORTANIN SAĞLADIĞI TEMİNATIN KAPSAMI

Kasko sigortası ile sigortacı, sigortalının poliçede belirtilen ve karayolunda kullanma izni olan motorlu ve motorsuz kara araçlarından, römork veya karavanlardan iş makinelerinden, lastik tekerlekli traktörler, diğer zirai tarım makinelerinden doğan menfaatin aşağıda belirtilen risklerin gerçekleşmesi sonucunda doğrudan uğrayacağı maddi zararları teminat altına alır.

o Aracın karayolunda veya demiryolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz araçlarla çarpışması,

o Gerek hareket gerek durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar,

o Üçüncü kişilerin kötü niyet veya muziplikle yaptıkları hareketler, ile fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar,

o Aracın yanması,

o Aracın veya araç parçalarının çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi

Genel şartlarda yer alan bu tanımdan da anlaşıldığı üzere kasko sigortası, araç sahiplerinin yaşayabilecekleri mağduriyetleri ortadan kaldıran önemli bir hukuki müessesedir. Söz konusu durumlarda, poliçenin teminat kapsamı ölçüsünde, sigortalının uğradığı zarar giderilecektir. Kasko poliçesi ile teminat altına alınabilecek hususlar genel şartlarda sınırlı bir şekilde belirtilmemiştir. Dolayısıyla kural olarak ek sözleşme ile kasko poliçesinin teminat kapsamı genişletilebilecektir. Ancak unutulmamalıdır ki bazı hususlar ek sözleşme ile dahi teminat altına alınamayacaktır. Buna göre:

a. Ek Sözleşme ile Teminat Kapsamına Dahil Edilebilecek Zararlar

o Türkiye sınırları dışında meydana gelen zararlar,

o Grev, Iokavt, kargaşalık ile halk hareketleri ve bunları önlemek ve etkileri azaltmak üzere yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucunda meydana gelen zararlar,

o Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin 9 uncu bendinde belirtilen zararlar hariç olmak üzere, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen terör eylemleri ve bu eylemlerden doğan sabotaj ile bunları önlemek ve etkilerini azaltmak amacıyla yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucunda meydana gelen zararlar,

o Deprem, toprak kayması, fırtına, dolu, yıldırım veya yanardağ püskürmesi nedeni ile meydana gelen zararlar,

o Sel ve su baskını ile meydana gelen zararlar,

o Araçta sigara benzeri maddelerin teması ile meydana gelen yangın dışındaki zararlar,

o Yetkili olmayan kişilere çektirilen araca gelen zararlar ile kurallara uygun olmadan çekilen veya çektirilen araçlara gelen zararlar,

o Aracın sigorta kapsamına giren tam veya kısmi bir zarara uğraması nedeni ile tam hasar halinde tazminatın ödenmesine, kısmi hasar halinde hasarın giderilmesine kadar olan sürede poliçede bu korumaya ilişkin belirtilen limitle sınırlı olmak üzere kullanım ve gelir kaybından doğan zararlar, (Söz konusu ek teminat, aşağıda ayrıntıları üzerinde duracağımız araç ikame tedarikinin yasal dayanağını oluşturmaktadır.)

o Aracın, kurallara uygun bir şekilde yasal olarak taşınmasına izin verilen patlayıcı, parlayıcı ve yakıcı maddeler taşınması nedeniyle uğrayacağı zararlar,

o Aracın iddia ve yarışlara katılması sonucu ile bunlara hazırlık denemeleri sırasında meydana gelen zararlar,

o Araç anahtarının ek sözleşmede belirtilen haller sonucunda ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması ve çalınmaya teşebbüsü sonucu meydana gelecek ziya ve hasarlar,
o Ek sözleşmede belirtilen haller sonucunda kaybolan ve çalınan anahtarlar dolayısıyla aracın kilit mekanizmasının değiştirilmesi nedeniyle uğranılan zararlar,

o Kemirgen ve ek sözleşmede belirtilen durumlar dahilinde diğer hayvanların vereceği zararlar,

o Yağsızlık, susuzluk, donma, bozukluk, eskime, çürüme, paslanma ve bakımsızlık nedeniyle meydana gelen zararlar,

o Sigorta kapsamına giren bir olaydan doğmadıkça ve böyle bir olayla sonuçlanmadıkça aracın mekanik, elektrik ve elektronik donanımında meydana gelen her türlü arızalar, kırılmalar ile lastiklerde meydana gelen zararlar.

Ancak belirtilmelidir ki söz konusu örnekler sınırlı sayıda değildir. Yani, sigorta poliçesinde yukarıda sayılmayan ve bu Genel Şartlarda teminat dışında kalan zararlar arasında düzenlenmeyen rizikolar için de ek sözleşme ile teminat sağlanabilir.

b. Teminat Dışında Kalan Zararlar

Aşağıda yer alan rizikolar ise, ek sözleşme ile dahi teminat kapsamına alınamayacaktır. Bunlar:

o Savaş, her türlü savaş olayları, istila, yabancı düşman hareketleri, çarpışma (Savaş ilan edilmiş olsun olmasın), iç savaş, ihtilal, isyan, ayaklanma ve bunların gerektirdiği inzibati ve askeri hareketler nedeniyle meydana gelen zararlar,

o Herhangi bir nükleer yakıttan veya nükleer yakıtın yanması sonucu nükleer atıklardan veya bunlara atfedilen nedenlerden meydana gelen iyonlayıcı radyasyonların veya radyo-aktivite bulaşmaları ve bunların gerektirdiği askeri ve inzibati tedbirlerin neden olduğu bütün zararlar (Bu bentte geçen yanma deyimi kendi kendini idame ettiren herhangi bir nükleer ayrışım olayını da kapsayacaktır),

o Kamu otoritesi tarafından çekilme hali hariç araçta yapılacak tasarruflar nedeniyle meydana gelen zararlar,

o Poliçede gösterilen aracın, ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,

o Aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,

o Araca, sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından kasten verilen zararlar ile sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından sigortalı aracın kaçırılması veya çalınması nedeniyle meydana gelen zararlar,

o Aracın bir hasar veya arıza nedeniyle zorunlu olarak taşınması veya çekilmesi nedeniyle meydana gelen teminat kapsamındaki zararlar hariç olmak üzere, aracın kendi gücü ile girip çıkacağı ruhsatlı sefer yapan gemiler ve trenler dışında, kara, deniz, nehir ve havada taşınması sırasında uğrayacağı zararlar,

o Aracın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşıması sırasında meydana gelen ve münhasıran aracın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararlar,

o 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen terör eylemleri ve bu eylemlerden doğan sabotaj sonucunda oluşan veya bu eylemleri önlemek ve etkilerini azaltmak amacıyla yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucu meydana gelen biyolojik ve/veya kimyasal kirlenme, bulaşma veya zehirlenmeler nedeniyle oluşacak bütün zararlar.

o Zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere Genel Şartların A.5 maddesinin 5.4 ve 5.5 nolu bendlerindeki ihlaller nedeniyle (aracın, ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından yahut uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması) sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması.

Yukarıda belirtilen ve genel anlamda kasko poliçesi ile sağlanan hukuki koruma, bazı ek hizmetler ile geliştirilebilir ve sigortalıların yaşadıkları mağduriyetler belli tedbirlerle azaltılabilir. Sigorta şirketleri, bu tür imkanları “Araç Asistans Hizmetleri” ile sağlamaktadır. Şartları sigorta poliçesinin içeriğine göre değişebilecek bu hizmetlerden belki de en önemlisi, ikame araç hizmetidir.

B. ARAÇ İKAME TEMİNATI

a. ARAÇ İKAME TEMİNATININ ŞARTLARI

Aracın hasara uğraması durumunda sigortalının karşılaşacağı mağduriyetlerden birisi de, teminatın kapsamında yer alan rizikonun gerçekleşmesi suretiyle uğranan zarar tamir edilinceye kadar aracından yoksun kalmak olacaktır. Poliçede açıkça öngörülecek araç ikame teminatı ile amaçlanan, sigortalının belli şartların gerçekleşmesi durumunda bu süreyi araçsız geçirmemesini temin etmektir. Sigorta şirketleri dolayısıyla meydana gelebilecek birtakım uygulama farklılıklarını bir kenara bırakacak olursak genel olarak araç ikame teminatının şartlarını ve içeriğini şu şekilde açıklayabiliriz:

aa. Meydana gelen riziko, kasko sigortasının teminat altına aldığı bir kaza ya da hasar durumu sonucu oluşmuş olmalıdır. Dolayısıyla poliçede yer alan genel ve özel şartlar, sigorta şirketleri arasında farklılık gösterebileceği için dikkatle incelenmelidir.
bb. Hasarlı aracın tamir edilerek teslim edilebileceği süre, 24 saatin altında olmamalıdır. Bu sebeple 24 saatten daha kısa bir sürede yapılabilecek onarımlar, bu süre içinde aracın kullanılamaması sonucunu doğursa da sigortalı, araç ikame hizmetinden yararlanamayacak, bu külfete katlanmak mecburiyetinde olacaktır. Ancak önemle belirtilmelidir ki, 24 saatlik sürenin hesabında pazar günleri hariç tutulmaktadır. Ayrıca uygulamada bazı sigorta şirketleri bu asgari süreyi 24 saatin üzerinde belirleyebilmektedir.
cc. Sigortalının ikame araç teminatından yararlanıp yararlanamaması, eksper tarafından yapılacak inceleme sonucu oluşacak karara bağlıdır. Eksper, kasko poliçesinin kapsam ve içeriğini, ortaya çıkan rizikonun poliçe ile teminat altına alınmış bir durum olup olmadığını, poliçede yer alan genel ve özel şartları, ortaya çıkan rizikonun oluşturduğu hasarın emniyetli ve güvenli bir yolculuğu engelleyip engellemediğini, kaza sonucu oluşturulacak raporları detaylı bir şekilde inceledikten sonra bir karara varacaktır. Dolayısıyla hasarlı araç trafiğe çıkamayacak kadar kötü bir durumda değilse, (örneğin başka bir aracın teması sonucunda yalnızca boyasının dökülmesi) uzman kişi, aracın bu teminattan yararlanamayacağına karar verebilecektir.
dd. Sigortalı şirketler tarafından sağlanan bu ek koruma, tarafların bu hususu ayrıca ve açıkça kararlaştırmaları ile ve bu teminattan yararlanabilmek için ödenecek fazladan bir prim karşılığında sağlanacaktır. Dolayısıyla poliçede bu hususta bir düzenleme yoksa, sigortalı araç ikame hizmetinden yararlandırılmasını talep edemeyecektir.
ee. Sigortalı, ikame araç teminatından yılda en fazla 2 defa yararlanabilir. Dolayısıyla bu sınırı aşan bir yararlanma talebi, sigorta şirketini bir yükümlülük altına sokmayacaktır.
ff. Kasko sigortasında kusur bir ölçüt olmadığı için, rizikonun gerçekleşmesinin kusurun sonucu olması, teminat kapsamı dışında kalan haller saklı olmak üzere, ikame araç teminatından yararlanmayı engellemeyecektir.
gg. İkame araç teminatı, aracın “anlaşmalı” araç servislerinde tamiri süresince sigortalıya koruma sağlar. Ayrıca, aracın serviste kalacağı süre ve ikame aracın kullanımı hususunda tamiri gerçekleştirecek servis, araç ikame hizmetini sağlayan firma ve eksper mutabakat sağlamalıdır. Bu hususta bir mutabakat sağlanamazsa konu sigorta şirketine intikal edecektir ve anlaşma bu yolla sağlanacaktır. Ayrıca, aracın tamiri belirlenen süreden önce tamamlanırsa araç sigortalı tarafından iade edilmelidir. Bu halde yahut aracın süresinde tamir edilip teslim edilmesine rağmen ikame araç iadesinin yapılmaması durumunda, gecikilen günlerin kiralama bedeli sigortalıdan tahsil edilecektir.
hh. İkame araç, “anlaşmalı” kiralık araç firmalarından temin edilmektedir. Sigorta şirketiyle yapılacak anlaşmada bu aracın özellikleri dürüstlük kuralına uygun bir biçimde belirlenmelidir. Ödenecek prime, poliçede belirlenen özel şartlara göre değişiklik gösterebilecek olsa da, ikame olarak temin edilen araç, özellik ve nitelikleri itibariyle hasarlı aracın riziko gerçekleşmeden önceki durumu ile eşdeğer olmalıdır.
ii. Anlaşmalı bir kiralık araç firmasının bulunmaması durumunda sigortalı bizzat, hh. bendinde yer alan hususları dikkate alarak ikame aracı temin edebilir. Ancak sigortalı bu şekilde hareket etmeden önce bu durumu sigorta şirketi ile görüşmelidir ve taraflar bir anlaşmaya varmalıdır. Bu halde ödediği bedeli orijinal faturalarını sunmak kaydıyla yahut sigorta şirketi ile anlaşılan dönemlik tutar üzerinden sigorta şirketinden tahsil edebilecektir.
jj. Uğranılan hasar sigortalının ikamet ettiği ilin dışında meydana gelmişse ve ikame araç o ilde temin edilmişse, kural olarak ikame aracın iadesi de o ilin sınırları içerisinde gerçekleşmelidir. Ancak poliçede yer alacak hükümlere göre bu hususta sigorta şirketlerince farklı düzenlemeler yapılabilir.
kk. İkame aracın kullanımı sırasında yol, köprü hizmetlerinden yararlanma yahut trafik cezaları sonucu ortaya çıkan mali külfetler, sigortalıya ait olacaktır.
ll. Rizikonun sebep olduğu hasarın onarımı dışında yapılan tamirler, sürenin hesabında dikkate alınmayacaktır. Örneğin, teminat kapsamında yer alan rizikonun gerçekleşmesi ile oluşan A hasarı 8 günde giderilebilecektir. Ancak sigortalı bu sırada arabanın (rizikonun gerçekleşmesi sonucu olmayan) eskiyen koltuk kaplamalarını da değiştirmek istemiştir. Bu sebeple aracın tamirde kaldığı süre 2 gün uzayacaksa, bu 2 günlük süre, araç ikame teminatının kullanılabileceği bir süre değildir.
mm. Araç kiralama şirketlerinin uyguladıkları uluslararası kurallar gereğince araç kiralayan sigortalıya, aracın sağlanma amacı ve ücretinin kimin ödeyeceğine bakılmaksızın, kiralama sözleşmelerinde teminat içerisine alınmamış masraflar için bir kredi kartı slip’i veya mail order formu imzalatılacaktır. Bunlar, ilgili kiralama şirketi tarafından trafik cezaları, yakıtın eksik teslim edilmesi, kasko poliçesi kapsamı dışında araca verilebilecek zararlar, kiralayanın kusurlu hareketlerinden dolayı kiralık aracın kullanılmamasından doğan ticari kayıplar gibi durumlarda kullanılabilecektir. Slip, aracın iadesi sırasında rent a car firması tarafından müşteriye iade edilmektedir.

b. UYGULAMADA BU ŞARTLARIN GÖRÜNÜM BİÇİMLERİ

aa. SİGORTA ŞİRKETLERİNİN UYGULAMADA KULLANDIKLARI HÜKÜMLER

Yukarıda genel şartları açıklanan kasko poliçesinde araç ikame tedariki teminatı, uygulamada sigorta şirketlerinin kendilerine başvuran sigortalılarla yaptıkları anlaşmalarda düzenledikleri şartlar sebebiyle birtakım farklı uygulama biçimleri ile ortaya çıkabilmektedir. Aşağıda, günümüzde sigortacılık işiyle iştigal eden bazı şirketlerin bu teminatı uygulama biçimlerine dair örnekler verilmiştir. Ancak belirtilmelidir ki, bu sayılanlar örnek kabilinde olup somut olayda farklılık gösterebilecektir. Buna göre, bu şartlar, somut olaylarda sayılan şu şekillerde ortaya çıkabilir:

o Poliçede ikame araç tedariki teminatından yararlanabilecek araçları sınırlama (Örneğin, yalnızca hususi araçlar ve kamyonetlerin bu teminattan yararlanabileceğine ilişkin hüküm konulması)

o Aracın tamiri için öngörülen asgari 24 saatlik sürenin uzatılması (Örneğin, bu sürenin 48 saate çıkartılması)
o Meydana gelen hasarlar sebebiyle daimi ikamet edilen il dışında teslim alınan ikame aracın daimi ikamet adresinde teslim edilebilmesi kolaylığının sağlanması
o Teminat kapsamında olsa dahi bazı rizikoların gerçekleşmesi durumunda (hırsızlık gibi) bu hizmetten yararlanılamayacağı çekincesi
o Tedarik edilecek ikame aracın sigorta şirketi tarafından önceden belirlenen pakete göre seçilmesi (Örneğin, x prim ödeyen sigortalının daha az tutarda y primi ödeyen bir sigortalıya göre özellikleri daha çok gelişmiş bir araç ikame etmesi)
o Araç temininin şirket tarafından yapılamaması durumunda sigortalı tarafından temin edilecek aracın, şirketten fatura karşılığı istenebilecek kiralama değerinin azami tutarının belirlenmesi (Örneğin, poliçeye şu şekilde bir hüküm konulabilir: “Araç temininin şirketin anlaşmalı olduğu rent a car firması tarafından sağlanamaması durumunda sigortalı, orijinal faturasını ibraz etmek şartıyla günlük x limite kadar kiralama bedelini sigorta şirketinden tahsil edebilecektir.” Bu limiti aşan kiralama bedelleri bakımından sigorta şirketi, aşan tutarı ödemek yükümlülüğü altında olmayacaktır.)
o İkame araç temini süresinin olay başına poliçede yazan limit ile sınırlandırılması (Aracın anlaşmalı kurumlara çekilip çekilmemesi durumunda sürelerin değiştiği hükümler de mevcuttur.)
o Servis işlem ve parçayı temin etme sürecinden kaynaklı olarak yaşanacak gecikmeler nedeniyle ikame araç gün sayısında daha sonra oluşabilecek süre uzatma taleplerinin sigorta şirketi tarafından kabul edilmeyeceğine dair hüküm

bb. Sigorta Tahkim Kurumu Hakem Kararları Dergisi Işığında Uygulamadan Örnekler

Aşağıda yer alan kararların yalnızca çalışmamız kapsamında ele aldığımız ikame araç klozu ile ilgili bölümleri ele alınmış ve yorumlanmıştır.

o 2.19.07.2012 tarih ve K-2012/ 811 sayılı Hakem Kararı

İlgili kararda başvuru sahibi, eksik ödenen hasarının yanı sıra poliçede yer alan ikame araç klozu sebebiyle 58 günlük araç kiralama bedeli olan 4.640,00 TL ‘yi de sigorta şirketinden talep etmektedir. Olayda eksperin incelemeleri sonucunda araç onarımının ekonomik olmayacağı tespit edilmiş olup, pertotel edilmesi uygun görülmüştür. Kararda belirtildiği üzere hakem tarafından yapılan incelemede, poliçede, teminatlar başlığı altında “Kasko İkame Araç” teminatının da verildiği görülmüştür. Ancak bu teminat ile ilgili poliçede herhangi bir açıklama yapılmamış, teminatın kapsam ve limiti poliçede ayrıca belirtilmemiştir. Sigorta şirketi vekili, cevap dilekçesinde, sigortalıya ait araç için ikame araç teminatı verilmediğini, verilmiş olsa dahi ancak 7 günlük araç hizmeti verilebileceğini ve bu teminatın araç çalınması ve aracın pert olması halinde sunulan bir hizmet olmadığını belirtmiştir. Ancak bu hususlar poliçede yazmadığı gibi sigorta şirketi tarafından sigortalının bu hususta bilgilendirildiğine dair bilgi ve belge de sunulmamıştır. Olayda sigorta şirketi tarafından sunulan “Îkame Araç Asistans Sözleşmesi” sigorta şirketi ile asistans firması arasında olup sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince yalnızca taraflar arasında hüküm ifade etmekte, sigortalı açısından (Bilgilendirme Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde, düzenlenen poliçede ayrıca belirtilmiş olmadığından dolayı) bir bağlayıcılık oluşturmamaktadır. Dolayısıyla eğer kararda sigortalı, sigorta şirketi ile mutabakata varıp ikame aracı dışarıdan temin etseydi ve buna ilişkin orijinal faturaları şirkete sunsaydı, bu masrafları şirketten talep edebilecekti. Ancak kararda da belirtildiği üzere, başvuru sahibi ikame araç bedeli olarak 4.640,00 TL talepte bulunurken, araç kiraladığına ve bedelini ödediğine ilişkin herhangi bir makbuz ve araç kiralama sözleşmesi sunmamıştır. Başvuru sahibinden dayanak belgeler Tahkim Komisyonunun 30.05.2012 tarihli yazıları ile istenmiş başvuru sahibi 06.06.2012 tarihli cevap yazısında araç kiralama hizmeti bedelleri ile ilgili internetten yaptığı araştırma sonuçlarını göndermiştir. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde hakem tarafından, bu talebin araç ikame bedeli olarak yorumlanamayacağı sonucuna isabetli olarak ulaşılmıştır. Sonuç olarak, ilgili kararda araç ikame hizmetinin sağlanmaması sonucu aracın dışarıdan temin edilmesi halinde, faturaların da sunulması koşuluyla, bedelin sigorta şirketi tarafından ödeneceği, aksi halde, kullanılmayan hizmet bedelinin tazminat olarak ödenmesi halinin poliçe teminatı dışında kalan bir zarar olduğu ve ancak Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri kapsamında (haksız fiil, TBK madde 49 vd.) araç kullanmadan yoksunluk tazminatı olarak talep edilebileceği sonucuna varılmıştır.

o 21.07.2015 Tarih ve K-2015/ 14886 Sayılı Hakem Kararı

İlgili kararda başvuru sahibi geçirdiği tek taraflı trafik kazası sonucu ortaya çıkan hasarına bağlı taleplerine ek olarak kendisine kaza tarihinden itibaren 54 günlük araç ikamesi de verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Sigorta kuruluşu ise ilgili kısma yönelik savunmasında ikame aracın Genel Şartlar’a göre yalnızca 7 günlük süre ile sınırlı olarak ve sadece binek araçlara verildiğini, oysa sigortalı aracın kapalı kasa kamyonet olduğunu iddia etmiştir. Oysa kararda varılan sonuca göre, sigortalı aracın hususi kullanımlı oto niteliğinde olduğu, ruhsatnamesinde kamyonet yazmakla birlikte hususi oto olarak kullanıldığı kanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca poliçe üzerinde de hususi oto ibaresi yer aldığı için kararda sigorta şirketinin aracın binek aracı olmadığı, bu sebeple araç ikame teminatından yararlanamayacağına ilişkin savunması yerinde bulunmamış, ancak poliçede belirtilen ikame aracın temin edileceği azami süre düzenlemesi -açıkça belirtildiği için- kabul görmüştür. Bu sebeple ilgili ödemenin 54 gün değil, 7 gün üzerinden hesaplanarak yapılmasına karar verilmiştir.


C. USUL HUKUKUNA İLİŞKİN HÜKÜMLER

a. GÖREV

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2016/7952 E. 2016/7387 K. numaralı kararında görevli mahkeme hususunda inceleme yapmış ve söz konusu dava, sigortacılık hükümleri Türk Ticaret Kanunu içerisinde düzenlendiği için, mutlak ticari dava kabul edilmiş, ayrıca söz konusu dava 6502 sayılı Tüketici Yasasının yürürlüğe girdiği 28.05.2014 tarihinden önce açılmış olduğu için ilk derece mahkemesi tarafından tüketici mahkemelerinin görevli olduğuna yönelik verilen görevsizlik kararı yerinde bulunmamıştır. Söz konusu olayda görevli mahkeme ticaret mahkemesi olarak belirlenmiştir. Bu konuya ilişkin detaylı bir açıklama yapacak olursak:
Görev, bir dava şartı olup yargılamanın her aşamasında hakim tarafından re’sen gözetilen bir husus olduğu için, görevli mahkemenin tespiti her uyuşmazlıkta hayati bir öneme sahiptir. (HMK m.114/1.c) Sigorta poliçelerinden doğan uyuşmazlıklarda görev bakımından 3 seçenek değerlendirilmelidir:

o Asliye Hukuk Mahkemesi
o Ticaret Mahkemesi
o Tüketici Mahkemesi

Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (HMK m.2/1) Yani bu fıkradan da anlaşılacağı üzere malvarlığını ilgilendiren davalarda genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Ancak, açıklamalarımızın devamında da anlaşılacağı üzere, sigorta sözleşmelerinden ve konu özelinde de ikame araç tedarikinden doğan davalar -aksi TTK ve TKHK ‘da belirtildiği için- asliye hukuk mahkemesinin yetki alanına girmeyecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. Maddesinde düzenlendiği üzere ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak 2’ye ayrılır. Mutlak ticari davalar, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile aynı maddenin birinci fıkrasında sayılan davalardır. Buna göre, TTK m.4/1.a bendinde belirtildiği üzere, Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlar mutlak ticari dava olup aksine hüküm bulunmadıkça dava konusu şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi, tüm ticari davalarda görevli mahkeme olacaktır. (TTK m.5) Dolayısıyla ilk bakışta, sigortacılık işleri de TTK’nun 6. Kitabında düzenlendiği için “sigortacılık işleri”nden doğan davalar (konu özelinde ikame araç tedarikine ilişkin davalar) ticaret mahkemesinin görev alanına girecektir, denebilir. Peki bu husus 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren Tüketici Yasası ile değişikliğe uğramış mıdır? Çünkü 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 83/2 maddesi, taraflardan birini bir tüketicinin oluşturduğu işlemlerin bu Kanun’un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerine tabi olduğunu ve bu işlemlerle ilgili diğer kanunlarda yapılan düzenlemelerin bu hususu değiştirmeyeceğini açıkça belirtmiştir. Bu halde denebilir ki, 6502 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce sigortacılık işlemleri söz konusu olduğu hallerde her halde yetkili olan ticaret mahkemeleri, bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra dava taraflarından birinin tüketici olması halinde artık görevli olamayacaktır. Bu halde, 28.05.2014 tarihi itibariyle açılan davalar, taraflarından birisi tüketici ise, sigortacılıkla ilgili olsa dahi tüketici mahkemelerinde görülecektir. Taraflardan birisi tüketici değilse ticaret mahkemeleri görevli olacaktır..

b. YETKİ

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları C.8 uyarınca, bu sigorta sözleşmesinden doğan anlaşmazlıklar nedeniyle sigortacı aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, sigorta şirketi merkezinin veya sigorta sözleşmesine aracılık yapan acentenin ikametgahının bulunduğu veya rizikonun gerçekleştiği yerde, sigortacı tarafından açılacak davalarda ise davalının ikametgahının bulunduğu yerdeki ticaret davalarına bakmakla görevli mahkemedir.
Kanaatimce burada ticaret mahkemelerinin görevli sayılması, bu genel şartın 6502 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce yürürlükte bulunması sebebiyledir.

c. ZAMANAŞIMI

Genel Şart C.9 uyarınca, sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler iki yılda zaman aşımına uğrayacaktır.

KAYNAKÇA

BERBEROĞLU YENİPINAR Filiz, Kasko Sigortası, Seçkin Yayınevi, 2019, Ankara
PEKCANITEZ/TAŞ KORKMAZ/MERİÇ, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6. Bası, Vedat Kitapçılık, 2017, İstanbul
https://trafiksigortasikasko.com/kasko/kasko-ikame-arac-nedir-sartlari-nelerdir
https://www.sigortam.net/kasko-sigortasi/kaskoda-arac-ikame-teminati
https://www.sigortam.net/kasko-sigortasi/ikame-arac-sartlari
https://www.axasigorta.com.tr/documents/brosur/AXA_Sigorta_A.S_%20Maksimum_Kasko_Sigortas%C4%B1.pdf
https://www.eurekosigorta.com.tr/api/Content/assets/pdf/37bee23ef5ca4894a1c080db075ef23b
https://www.allianz.com.tr/content/dam/onemarketing/aztr/allianz/pdf/tum-oto-genisletilmis-kasko/TUM_OTO_SIGORTASINA_AIT_OZEL_SARTLAR_06.03.2018.pdf
https://www.tsb.org.tr/kara-tasitlari-kasko-sigortasi-genel-sartlari.aspx?pageID=500
https://www.hukukmedeniyeti.org/arama/karar
http://www.sigortatahkim.org/index.php?option=com_content&view=article&id=139&Itemid=117
http://www.mevzuat.gov.tr/Kanunlar.aspx

DSZ Hukuk § Danışmanlık Ofisi
Elif MECİKLİ ‘ nin katkılarıyla.

Anestezi Hekimi eşliğinde endoskopik yöntemle kesisiz olarak mideye ulaşılır ve mide içerisinde ortalama 20 noktaya yapılan Botulinum toksini sayesinde uzun açlık süresi, geç acıkma, iştah kontrolü ve çabuk doyma gibi etkiler kazandırılan hasta hızla kilo verir.

Address

TRUMP TOWERS KULE 1 NO: 2901 ŞİŞLİ
Istanbul

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when DSZ Hukuk & Danışmanlık Ofisi / DSZ Law & Consultancy Office posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to DSZ Hukuk & Danışmanlık Ofisi / DSZ Law & Consultancy Office:

Share