Yetiş Hukuk Bürosu

Yetiş Hukuk Bürosu Yirmi yılı aşkın süredir İstanbul'da avukatlık hizmeti vermekte olan Yetiş Hukuk Bürosu huk

Büromuzun hizmetleri İstanbul iliyle sınırlı kalmamakta, ülke çapında çeşitli iş ortaklıkları ile sürdürülmektedir. Dünyanın her yerindeki hukuki sorunlar büromuzun ilgi alanına girmektedir. Vatandaşlarımızın dünyanın her yerindeki hukuksal sorunlarına büromuz destek verebilmekte ve çözüm üretebilmektedir. Büromuz sayfamız aracılığı ile hiçbir ayrıma tabi olmaksızın herkesin hukuka ilişkin bilgile

re ulaşmasını sağlamak istemektedir. Hukuksal kavram ve bunlara ilişkin sorunların herkes tarafından anlaşılabilmesini amaçlamaktadır. Büromuz hukuksal alanda önleyici hukuksal hizmetin önemine inanmaktadır. Bu nedenle yaptığı çalışmalar ve verdiği hizmette kişilerin hukuki bir ilişkiye girmeden önce bu konuda bilgilenmesini sağlamaktadır.

Önleyici hukuk kavramını referans alan, bu kavramın hayata geçmesi amacını taşıyan büromuz, her zaman her yerde bu hizmeti vermeyi hedeflemektedir.

31/12/2025
27/11/2024

BAZI KANUNLARDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK RESMİ GAZETEDE YAYIMLANDI
7532 sayılı Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 27/11/2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi
Kanun ile,
- Avukatlık stajına fiilen engel olmamak şartıyla herhangi bir işte sigortalı olarak çalışılması, avukatlık stajının yapılmasına engel olmayacaktır.
- Adli ve idari yargı hakim ve savcı adayları veya yardımcıları ile hakim ve savcılar hariç olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşlarının kadro veya pozisyonlarında görev yapanlar da görev yeri saklı kalmak kaydıyla mahkemelerde yapılan staj sürecinde aylıksız veya ücretsiz izinli olarak avukatlık stajı yapabilecektir.
- Noterlik Ücret Tarifesi, her yıl mart ayı yerine ocak ayı başında düzenlenecektir.
- Noterlerin tatil gün ve saatlerinde çalışması, Türkiye Noterler Birliği'nin mütalaası alınarak Adalet Bakanlığı'nca yürürlüğe konulacak yönetmelikte düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
- Noterliklerde yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtlar sebebiyle ödenmesi gereken vergi, resim, harç, değerli kağıt bedelleri, noterlik ücretleri ile diğer işlem giderleri nakit olarak veya banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlar kullanılarak tahsil edilecektir.
- El yazısıyla imzalanarak hazırlanan noterlik işlemleri, güvenli elektronik imzayla Türkiye Noterler Birliği'nin bilişim sistemine kaydedilecektir.
- Araç sicil ve tescil sistemi veri tabanında yer alan bilgilerin Karayolları Trafik Kanunu çerçevesinde kişi ve kurumlarla paylaşılması karşılığında sorgu veya dönen kayıt başına Türkiye Noterler Birliği’nce 2 Türk Lirası işlem katılım payı alınacaktır.
- Boşanma davası reddinin kesinleşmesinden sonra ortak hayatı kuramayan çiftlerin yeniden dava açabilmesi için gereken süre üç yıldan bir yıla indirilmiştir. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılacak ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilecektir.
- Adın değiştirildiği nüfus siciline ilişkin kayıt, Basın İlan Kurumu'nun ilan portalında ilan edilecektir.
- Devlet üniversiteleri Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) kurabilecektir.
- Hükümlüler, merkezi sınavlar ile açık öğretim kurumları sınavlarına, sınav merkezi olarak belirlenen ceza infaz kurumlarında katılacak olup, Kurum ve kuruluşlar ile üniversiteler, sınavlara ilişkin gerekli düzenlemeleri yapmak ve tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır.

14/11/2024

9. YARGI PAKETİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANDI
7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun bugünkü Resmi Gazete’de yayınlandı.
Kanun ile;
- Anneye de baba ile çocuk arasındaki soybağının reddi için dava açma hakkı verilmiştir.
- Evlatlığın nüfus kaydına anne ve babası olarak evlat edinenlerin adlarının yazılabilmesine imkân tanınmıştır.
- Ceza muhakemesinde yapılan uzlaşma görüşmeleri sırasında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararların tazmini için mağdura hukuk mahkemelerinde dava açabilme imkânı tanınmıştır.
- Birden fazla baronun bulunduğu illerde barolara gönderilecek adli yardım ödeneği %30 olarak yeniden belirlenmiştir.
- Arabuluculuk görüşmelerinin ilk toplantısına mazeretsiz olarak katılmayan tarafın, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderinin tamamı yerine yarısından sorumlu tutulacağı ve ayrıca bu taraf lehine tarifeye göre belirlenecek vekalet ücretinin de yarısına hükmedileceği düzenlenmiştir.
- Mesleğinde 20 yıl kıdeme sahip hukukçuların arabuluculuk eğitimi almak şartıyla sınavsız olarak arabulucu olabilmesine imkân tanınmıştır.
- Taşınmazın aynına ilişkin icra edilebilirlik şerhi verilen arabuluculuk anlaşma belgesiyle taraflardan birinin tapu müdürlüğüne giderek tek başına tescil talebinde bulunabilecektir.
- Uzlaştırmacı olmak için hukuk mezunu olma şartı getirilmiştir.
- Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavında soru sorulacak alanlar arasına sosyal güvenlik hukuku, milletlerarası hukuk, milletlerarası özel hukuk ve genel kamu hukuku konuları eklenmiş olup asgari soru sayısı 100’den 120’ye çıkarılmıştır.
- Açık artırma suretiyle yapılan e-satışlarda bir defaya mahsus 10 dakika olan uzama süresinin, her yeni tekliften itibaren yeniden başlamak üzere 3’er dakikalık sürelerle 1 saate kadar uzamasına imkân sağlanmıştır.
- Karayolları Trafik Kanunu uyarınca trafikten men edilerek alıkonulan araçlardan yediemin otoparklarında bulunup da sahipleri tarafından teslim alınmayan veya sahiplerine ulaşılamayan araçların satış usulü kolaylaştırılmıştır.
- Parasal sınırlarda yeniden değerleme oranında artırma yapılması sonucunda belirlenen miktarlarda 1.000 TL’nin altı dikkate alınmayacaktır.
- İstinaf kanun yolunda aynı bölge adliye mahkemesi içerisindeki hukuk daireleri arasındaki iş bölümü uyuşmazlıklarının kısa sürede giderilmesi sağlanarak dosyaların istinaf aşamasında görülme süreleri kısaltılmaktadır.
- Hakaret suçunun sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hali, uzlaştırma kapsamından çıkartılarak ön ödeme kapsamına alınmıştır.
- Şikâyete tabi olan hakaret suçunda şikâyet süresinin, 2 yılı geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
- Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Genel Müdürlüğün idare ve temsil ettiği mazbut vakıflar, yargı harçlarından ve teminat gösterme zorunluluğundan muaf tutulmuştur.

12/11/2024

DOĞUMDAN HEMEN SONRA BABAYA TESLİM EDİLEN VE BABA YANINDA KALAN ÇOCUĞUN VELAYETİ ÇOCUĞU İLE GÖRÜŞMEYEN VE EBEVEYN SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMEYEN ANNEYE VERİLMESİ DOĞRU DEĞİLDİR.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; 2023/4109 Esas, 2024/1805 Karar sayılı dosya ile yaptığı incelemede; “Velâyet düzenlemesi yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke “çocuğun üstün yararı"dır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Çocuğun üstün yararını belirlerken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Anne ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, ahlâki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Velâyet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle, yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin dahi göz önünde bulundurulması gerekir. Tarafların davayı kabulü de tek başına hukuki sonuç doğurmaz. Somut olayda, tarafların ortak çocuğu 04.05.2015 doğumlu Hüseyin'in velâyetinin Bölge Adliye Mahkemesi'nce anneye verilmesine karar verilmiş, karar davalı baba vekili tarafından velâyet yönünden de temyiz edilmiştir. 24.04.2018 tarihli uzman raporunda; tarafların , çocuğun doğumundan önce ayrı yaşamaya başladıkları, annenin doğum yaptıktan hemen sonra, anne sevgi, şefkati ve bakımına muhtaç olan çocuğu emzirmeyi reddederek davalı babaya verdiği, annenin çocuğu bu yaşına kadar hiç görmediği, çocuğun da annesini tanımadığı, çocuğun, bakımının bu zamana kadar baba ve babaanne tarafından karşılandığı, çocuğun baba ve babaannesiyle etkileşimlerinin olduğu ve bu kişilerle güvenli bağ kurduğu, çocuğun doğduğu andan itibaren anne ile fiziksel ya da duygusal bağının olmadığı, bu süreçte alıştığı ve duygusal bağ kurduğu kişilerden uzaklaştırılmasının çocuğun psikososyal gelişimi açısından uygun olmayacağı, çocuğun velâyet hakkının babada kalmasının daha faydalı olacağı, çocuğun sağlıklı kişilik yapısının gelişimi açsından özdeşim nesnesi olan anneye de ihtiyacının olduğu, anne ile kurulacak ilişkinin de ilk önce belirli bir süre yatısız şekilde, sonrasında kademeli olarak arttırılıp yatılı olacak şekilde dönüştürülerek çocukla anne arasında güvenli bağın nasıl kurulması gerektiği ve tarafların bu süreçte nasıl davranmalarına dair danışmanlık tedbiri verilmesinin çocuğa sağlayacağı yarar açısından gerekli olabileceğini belirterek çocuğun velâyetinin babaya verilmesinin üstün yararına olacağına dair kanaat bildirildiği görülmüştür.Yapılan tahkikat, toplanan deliller ve özellikle Mahkemece alınan sosyal inceleme raporuna göre, çocuğun; doğumundan hemen sonra babaya teslim edildiği, bu zamana kadar baba yanında kaldığı, bulunduğu ortama uyum sağladığı, baba ve babaanne ile güvenli bağ kurduğu, anne ile bu zamana kadar hiç görüşmediği, baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişmesine engel olacağına dair herhangi bir delil bulunmadığı, çocuğun velâyetinin, doğum yapar yapmaz babaya teslim eden, ebeveyn sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmeyen anneye verilmesinin çocuğun huzur ve gelişimini tehlikeye sokacağı ve üstün yararına aykırı olacağı anlaşılmakla, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesi gerekirken anneye verilmesi yönünde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” Kararını verdi.

11/11/2024

KİRANIN BANKA HESABINA ARTIŞSIZ OLARAK ÖDENMESİ VE ÖDENEN MEBLAĞIN İHTİRAZİ KAYIT İLERİ SÜRÜLMEDEN ALINMIŞ OLMASI ARTIŞ KOŞULUNDAN VAZGEÇİLDİĞİ ANLAMINA GELMEZ
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi; 2023/3364 Esas, 2023/3878 Karar sayılı dosyada; “Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile borçlunun gerek itiraz gerekse cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmadığı, İİK'nın 63. maddesine göre itiraz sebepleri ile bağlı olduğu, yargılama sırasında itiraz sebeplerini değiştiremeyeceği ve genişletemeyeceği gibi, kira paralarının davalı tarafından davacının banka hesabına artışsız olarak ödenmesi ve ödenen tutarların ihtirazı kayıt ileri sürülmeden alınmış olması davacının artış koşulundan vazgeçtiği ve taraflar arasında bu yolda zımni bir anlaşma olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, davalı kiracının takibe konu borcu ödediğini kanıtlayamadığı ve temerrüt olgusunun gerçekleştiği, mahkemece dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporu esas alınarak ve taleple bağlı kalınarak davalının itirazının kaldırılması ile kiralananın tahliyesine karar verilmesinde ve asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesi ile borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.” kararını verdi.

09/11/2024

ANAYASA MAHKEMESİ, EVLATLIK VE EVLAT EDİNEN ARASINDA YAPILAN TASARRUFLARIN BAĞIŞLAMA GİBİ KABUL EDİLDİĞİNİ ÖNGÖREN İCRA İFLAS KANUNUNDAKİ KURALIN İPTALİNE KARAR VERDİ.
Anayasa Mahkemesi; 2023/200 Esas, 2024/103 Karar sayılı incelemede; İcra iflas Kanununun 278. Maddesinde yer alan, “evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar” ibaresini iptal etti. Karar: Madde 278 – Mütat hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır.Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez.Aşağıdaki tasarruflar bağışlama gibidir.1. (Değişik : 9/11/1988-3494/53 md.) (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 16/12/2021 tarihli ve E.: 2021/52, K.: 2021/97 sayılı Kararı ile.) (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 26/1/2022 tarihli ve E.: 2021/9, K.: 2022/4 sayılı Kararı ile.) füru, (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 11/7/2018 tarihli ve E.: 2018/9, K.: 2018/84 sayılı Kararı ile.) (…) (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 26/1/2022 tarihli ve E.: 2021/9, K.: 2022/4 sayılı Kararı ile.) evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar, 2. Akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler, 3. Borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartiyle irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitler ve ölünceye kadar bakma akitleri,” Anayasa Mahkemesince 2004 sayılı Kanun’un 278. maddesinin üçüncü fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan ve itiraz konusu kuralla aynı içerikte olup farklı hısımlık ilişkilerini düzenleyen “…neseben veya…”, “Karı ve koca ile…”, “…usul ve…” ve “…sıhren üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) hısımlar,…” ibarelerinin iptallerine karar verilmiştir (AYM, E.2018/9, K.2018/84, 11/7/2018; E.2021/52, K.2021/97, 16/12/2021; E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022). Anılan kararlarda öncelikle karı ve koca, usul ve neseben veya sıhren üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) hısımlar arasında gerçekleşen ivazlı tasarrufları bağışlama gibi kabul eden ibarelerin etki ve sonuçları da gözetildiğinde mülkiyet hakkı ile hak arama özgürlüğüne sınırlama getirdiği tespit edilmiş; Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddeleri gereğince mülkiyet hakkının ve hak arama özgürlüğünün sınırlanabilir bir hak olduğu ancak sınırlamanın kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerektiği belirtilmiştir (AYM, E.2018/9, K.2018/84, 11/7/2018, §§ 20-25; E.2021/52, K.2021/97, 16/12/2021, §§ 11-12; E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, §§ 29, 30). Anayasa Mahkemesi düzenlenen hısımlık ilişkilerinin mahiyeti, kapsam ve sonuçları itibarıyla ibarelerin belirli ve öngörülebilir olduğunu belirterek alacaklıya ispat kolaylığı sağlayan ibarelerin borçlunun alacaklılarından mal kaçırmasını ve alacağın tahsiline yönelik çabaların sonuçsuz kalmasını önlemeyi amaçladığını, bu yönüyle meşru bir amacının bulunduğunu değerlendirmiştir (AYM, E.2018/9, K.2018/84, 11/7/2018, §§ 25, 26; E.2021/52, K.2021/97, 16/12/2021, §§ 15-18; E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, §§ 33-36). Anılan kararlarda ölçülülük ilkesi yönünden yapılan değerlendirmede ise ibarelerin yer aldığı maddede borçlunun bazı yakın hısımları ile yaptığı ivazlı tasarrufların başka hiçbir şarta tabi olmaksızın bağışlama olduğu kabul edilirken bu hususun aksinin iddia ve ispat edilmesi mümkün olmayan bir olgu olarak düzenlendiği, tasarruf konusu malın değerinin tam olarak veya fazlasıyla ödenmesi, tasarruf işleminin borçlunun alacaklılarının da menfaatine olması, alacaklıların tasarruf işlemi dolayısıyla zarar görmemesi, alacaklıların alacağı tahsil ve cebri icra imkânlarının zorlaştırılmamış hatta kolaylaştırılmış olması gibi hâllerin dahi bu sonucu değiştiremeyeceği, taraflara belirtilen hususlarda iddia ve savunmada bulunma, bu hususların ispatı yönünden delil, bilgi ve belge sunma imkânı tanınmadığı belirtilerek anılan ibarelerin Anayasa’ya aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır (AYM, E.2018/9, K.2018/84, 11/7/2018, § 29; E.2021/52, K.2021/97, 16/12/2021, § 22; E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 41). İtiraz konusu kural bakımından da Anayasa Mahkemesinin anılan kararlarından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırıdır.

02/11/2024

DÖVİZE ENDEKSLİ KİRA SÖZLEŞMESİNE DAYANARAK TL CİNSİNDEN TAKİP YAPILMASI SÖZLEŞME YASAĞI NEDENİ İLE KİRA ALACAĞINI BELİRSİZ HALE GETİRİR. AYLIK KİRA ALACAĞI BELİRSİZ OLDUĞUNDAN TAKİBE İTİRAZIN KALDIRILMASININ REDDİ GEREKİR.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi; 2023/8397 Esas, 2024/2415 Karar sayılı dosya ile yaptığı incelemede; “Somut olayda, borçluların şikayete konu kira sözleşmesi altındaki imzayı inkar etmedikleri sadece aleyhlerine başlatılan takipte yasal süre içerisinde borca itirazları neticesinde anılan takibin durdurulduğu ve akabinde alacaklıların itirazın kaldırılması ve tahliye istemi ile icra mahkemesine başvurdukları anlaşılmaktadır. 6098 Sayılı TBK'nın 26’ncı maddesinde; "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükmüne yer verilmekle, aynı kanunun 27/1. maddesinde ise; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin, kesin olarak hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. İşbu kanun hükümleri ışığında; 12.09.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı, 06.10.2018 tarihli Resmi Gazete'de Yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, 16.11.2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 13.10.2020 tarihli Duyurusu ve meri yasal mevzuat birlikte değerlendirilmelidir. Sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri, döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerin 32 Sayılı Karara İlişkin 2008-32/34 Sayılı Tebliğin 27. maddesinde; “Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin 32 sayılı Kararın Geçici 8'inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 28. maddesinde; “Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir." hükmü düzenlenmiştir. Anılan maddeler uyarınca işbu kararın yürürlük tarihinden önce taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan kira bedelinin belirtilen istisnalar dışında taraflarca yeniden belirleneceği, yeniden belirleme konusunda taraflar arasında mutabakata varılmazsa yukarıda yer alan düzenlemeye göre kira bedelinin tespit edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. TBK'nın 26’ncı maddesinde; "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükmüne yer verilmekle aynı kanunun 27/1. maddesinde ise; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. Söz konusu kararnamelerle, döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak sözleşme yapma özürlüğüne sınırlama getirilmekte olup, ekonomik kamu düzeninin korunması amaçlanmaktadır. Anılan hükümler, borçlunun kira borcuna itiraz etmesi halinde mahkemece kendiliğinden uygulanacağından ayrıca borçlunun bu tebliğ hükümlerinin uygulanmasını talep etmesi de gerekmez. Bu hükümler kamu yararı düşüncesi ile çıkartılmış emredici nitelikte hükümler olduğundan aksine yapılan düzenlemeler ya da uygulamalar geçersizdir. Somut olayda, takibe konu kira sözleşmesinin 01.01.2018 tarihli olduğu, kira sözleşmesi altındaki imzaya itiraz edilmediği, sözleşme bedelinin aylık 45.300,00 USD ve yıllık 543.600,00 USD olarak belirlendiği, istenen kira bedellerinin Aralık 2019, Ocak 2020, Şubat 2020 ve faizlerinden ibaret olduğu dolayısı ile istemin, yukarıda yapılan açıklamalar gereği, dövizle sözleşme yasağı kapsamında kaldığı ve tebliğin yürürlüğe girdiği 13.09.2018 tarihinden itibaren 30 gün içinde de Türk parası olarak kira bedelinin belirlenmesi konusunda tarafların mutabakata vardığına dair de dosyada herhangi bir açıklama bulunmadığı, haliyle kira sözleşmesinde belirlenen aylık kira bedellerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının aylık kira alacağını belirsiz hale getirdiği, borçluların icraya verdikleri itiraz dilekçesinde kira bedelinin taraflarca kira bedelinin TL olarak belirlenmediğini, aylık kiranın belirsiz olduğunu ileri sürerek aylık kiraya itiraz ettiği, bu hususun mahkemece değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Öte yandan, alacaklı tarafından talep edilen kira bedellerinin dövize endeksli olarak TL’ye çevrilerek takibin başlatılmış olmasının bahse konu sözleşme yasağını ortadan kaldırmayacağı da açıktır. Ayrıca, İİK'nın 269/d maddesi delaletiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 68/son maddesinin ilk cümlesinde; "İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir..." hükmüne de yer verilmiştir. Bu nedenle borçlu ... yönünden itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken itirazın kaldırılmasına ve borçlu ... aleyhine asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının ...'den alınıp davacı alacaklılara verilmesi isabetsizdir.” Kararını verdi.

31/10/2024

TÜKETİCİNİN KORUNMASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILDI
7529 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 30/10/2024 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı.
Kanun ile;
- Tüketici kredisi sözleşmesi ve konut finansmanı sözleşmesinin, yazılı veya mesafeli olarak kurulabileceği hüküm altına alınmıştır.
- Doğrudan satış şirketi tarafından oluşturulan ve iş sözleşmesi ile istihdam edilmeyen, bağımsız temsilci, distribütör, danışman ve benzeri isimlerle komisyon, prim, teşvik ve ödül gibi menfaatler karşılığında faaliyet gösteren doğrudan satıcıların tüketicilere mal veya hizmet pazarladığı doğrudan satış sistemi kurulmuştur.
- Doğrudan satıcılardan; sisteme dahil olmaları veya sistemde kalmaları için tüketiciye satışı öngörülen mal veya hizmeti içermeyen yenileme, paket, ücret, aidat ve benzeri isimler altında herhangi bir bedel veya borç altına sokan belge alınmayacaktır.
- Doğrudan satış sistemi kapsamında mal veya hizmet satın alan tüketicinin otuz gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahip olacağı hüküm altına alınmıştır.
- Reklam Kurulu’nun; ticari reklam kapsamında yükümlülüklere aykırı hareket eden reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları hakkında vereceği idari para cezalarının miktarı artırılmıştır.
- Reklam Kurulu’nun idari para cezalarını uygularken; aykırılığın haksızlık içeriği, aykırılık dolayısıyla elde edilen menfaatin veya neden olunan zararın büyüklüğü ile aykırılığı gerçekleştirenin kusuru ve ekonomik durumu gibi hususları dikkate alacağı belirtilmiştir.
- Lisans ücretinin hesaplanmasında; elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı ve ekonomik bütünlük içinde bulunduğu elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcıların elektronik ticaret pazar yerleri üzerinden yurt dışına yapılan satışların hesaba dâhil edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
- Muhasebe standartları uyarınca yapılmakta olan yatırımlar hesabında takip edilen tutarların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sonucunda oluşan ve bu hesabın alt hesabında izlenen düzeltme farkları, bilançonun pasifinde özel bir fon hesabında gösterileceği ve dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.
- Tasfiye halindeki şirketler açısından kurumların tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihin içinde bulunduğu hesap döneminden, iflas halindeki şirketler açısından ise iflasın açıldığı tarihin içinde bulunduğu hesap döneminden itibaren uygulanacaktır.

19/10/2024

ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ KANUNU RESMİ GAZETEDE YAYIMLANDI
7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu, 18/10/2024 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı; Kanun ile,
- Millî Eğitim Akademisi kurulmuştur.
- Öğretmenlik mesleği yeterlikleri çerçevesinde belirlenen teorik ve uygulamalı derslerden oluşan hazırlık eğitimi, Akademi tarafından verilecektir.
- Öğretmen adaylarından; kanunda düzenlenen şartlardan herhangi birini taşımadığı sonradan anlaşılanların veya hazırlık eğitimi sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybedenlerin; disiplin soruşturması sonucunda Akademiden çıkarma ile tecziye edilenlerin; hazırlık eğitiminde başarısız olanların Akademi ile ilişiğinin kesileceği hüküm altına alınmıştır.
- Öğretmen adaylarından askerlik yükümlülüğü bulunanların askerlik hizmetleri, Akademideki eğitimleri süresince ertelenecektir.
- Öğretmenlik mesleğinin; öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağından oluşacağı hüküm altına alınmıştır.
- Öğretmen ve uzman öğretmenler, öğretmenlikte ve/veya uzman öğretmenlikte yirmi yıllık çalışma süresini tamamlamaları ve kanunda belirtilen şartlardan uzman öğretmenlikte en az on yıl hizmeti olma şartı hariç diğer şartları sağlamaları kaydıyla başöğretmen ünvanı için başvuruda bulunabilecektir.
- Aday öğretmenlikte geçen süreler, uzman öğretmen ve başöğretmen ünvanlarının verilmesinde öğretmenlikte geçmiş sayılacaktır.
- Sözleşmeli öğretmenlerin, can güvenliği ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere, üç yıl süreyle başka bir yere atanamayacağı hüküm altına alınmıştır.

09/10/2024

DANIŞTAY ZEYTİN ALANLARINDAKİ MADENCİLİK FAALİYETLERİNE İLİŞKİN YÖNETMELİĞİ İPTAL ETTİ
Danıştay 8. Dairesi; 2022/1748 Esas, 2024/4303 Karar sayılı dosya ile yaptığı başvuruda, 01/03/2022 tarih ve 31765 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği iptal etti.
DANIŞTAY KARARI:
Dava; 01/03/2022 tarih ve 31765 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile 21/09/2017 tarihli ve 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinin “Tarım arazilerinde madencilik faaliyetleri” başlıklı 115. maddesine eklenen 4. fıkrasında; "(4) (Ek:RG-01/3/2022-31765) Ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerinin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlara denk gelmesi ve faaliyetlerin başka alanlarda yürütülmesinin mümkün olmaması durumunda madencilik faaliyeti yürütecek kişinin faaliyetlerin bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini taahhüt etmesi şartıyla Genel Müdürlük tarafından belirlenen çalışma takvimi içerisinde zeytin sahasının madencilik faaliyeti yürütülecek kısmının taşınmasına, sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Bakanlıkça izin verilebilir. Zeytin sahasının taşınmasının mümkün olmadığı durumlarda sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Bakanlıkça izin verilebilmesi için madencilik faaliyeti yürütecek kişinin madencilik faaliyetleri bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini ve Tarım ve Orman Bakanlığınca uygun görülecek alanda dikim normlarına uygun, faaliyet yürütülecek saha ile eşdeğer büyüklükte zeytin bahçesi tesis edeceğini taahhüt etmesi zorunludur. Bu fıkra kapsamında zeytin sahasının taşınmasına ilişkin tüm masraflardan ve zeytin sahasının taşınmasından kaynaklanan tüm taleplerden madencilik faaliyeti yürütmesi yönünde lehine karar verilen kişi sorumludur. Bu fıkra kapsamında zeytin sahasının taşınmasına ilişkin usul ve esaslar Tarım ve Orman Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça, zeytin bahçesi tesis edilmesine ilişkin usul ve esaslar Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenir." düzenlemesi yer almaktadır. 21/09/2017 tarihli ve 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hüküm ve tasarrufu altında olan ve içerisinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi olmayıp Devletin mülkiyetinde olan maden kaynaklarının, milli menfaatlere uygun olarak aranması, işletilmesi, geliştirilmesi ve üretilmesi amacıyla gerçek ve tüzel kişilere Bakanlık tarafından belli bir süreyle hak verilmesi için 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun uygulanması ile ilgili usul ve esasları düzenlemek amacıyla 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ''Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması'' başlığını taşıyan 45. maddesinde; Devletin, tarım arazileri ile çayır ve mer'aların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştıracağı; "Yönetmelikler" başlığını taşıyan 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri kural 3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinin 7. fıkrasında; "(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur. Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunlara göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür. Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir. " hükmü yer almıştır. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, aşılı zeytinlerin bakım, tımar ve toplanma ve sıklarının kökletme ve yeniden fidan dikme suretiyle meydana getirilecek zeytinliklerin tesis ve yetiştirme, yabani zeytinliklerin açma ve aşılama işlerinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın (Tarım ve Orman Bakanlığı) direktifi altında yapılacağı; 2. maddesinde, orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, Antep fıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız nevileri ile orman sınırları dışında olup da 17/10/1983 tarih ve 2924 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli fundalık ve makiliklerinTarım ve Orman Bakanlığınca tespit edilip haritalandırılacağı; 3. maddesinde de, bu alanlarda yabani zeytin, fıstıklık ve harnupluk ile sakız nevileri olan menengiç, buttum, yabani sakız, Filistin sakızı ağaçlarını aşılayıp yetiştirecekler ile zeytin yetiştirmeye elverişli fundalık ve makilik alanlarda gerekli temizlemeyi yapıp zeytin dikim alanları meydana getireceklerin, dilekçe ile arazinin bulunduğu en büyük mülki amire başvuracakları, başvuranlar arasında Bakanlıkça belirlenecek esas ve öncelik sırasına göre seçilen kişilerden, bu işlemleri yerine getireceklerine dair bir yükümlülük belgesi alınacağı, fidan dikecek olanlara devletçe maliyet bedeli üzerinden zeytin fidanı sağlanacağı, beş yıl süre ile taşınmazın gayesine uygun olarak kullanıldığı Tarım ve Orman Bakanlığınca tespit edilenlere mahallin en büyük mülki amiri tarafından tapularının devredileceği, bu yolla verilen taşınmazların hiç bir şekilde veriliş amacı dışında kullanılamayacağı, bu taşınmazların; miras dahil hiç bir şekilde bölünemeyeceği, veriliş tarihindeki yüzölçümünün hiç bir şekilde küçültülemeyeceği, aksi takdirde Hazinece geri alınacağı, bu hususlarda taşınmaz siciline gerekli şerhin verileceği, bu maddeye göre verilen süre içinde aşılama, temizleme, dikim ve bakım işlemleri yapılmamış olursa verilen iznin Bakanlıkça resen iptal edileceği kurallarına yer verilmiştir. Anılan Kanun'un 17. maddesinin 1. fıkrasında, Devletin; zeytinciliğin ıslahı, yeni zeytin dikim alanlarının tespiti, zeytin dikim ve yetiştirilmesinin teşviki ile verimin artırılması, hastalık ve zararlılarla mücadele ile ürün elde etmekte masrafları azaltıcı araç ve gereçlerin imal ve ithalinde gerekli kolaylıkları sağlayacağı; 20. maddesinde ise, zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif vegeneratif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamayacağı ve işletilemeyeceği; bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmelerinin yapımı ve işletilmesinin Tarım ve Orman Bakanlığının iznine bağlı olduğu, zeytincilik sahaların daraltılamayacağı, ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşmanın, zeytinlik alanının % 10’unu geçemeyeceği, bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesinin Tarım ve Orman Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabi olduğu; bu iznin verilmesinde, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşünün alınacağı; bu hâlde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacının kesilemeyeceği ve sökülemeyeceği; izinsiz kesenler veya sökenlere ağaç başına altmış Türk Lirası idarî para cezası verileceği kuralları yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasanın 124. maddesi uyarınca davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınınyönetmelik çıkarma yetkisi hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte, çıkarılacak yönetmeliğin Bakanlığın görev alanı ile ilgili olması, kanunların uygulanmasını sağlama amacı gütmesi ve kanunlara aykırı olmaması gerektiği hususu da aynı maddede yer alan Anayasa kuralıdır. Davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından çıkarılan Yönetmelik değişikliği ile özetle; ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerinin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlara denk gelmesi halinde faaliyetlerin başka alanlarda yürütülmesinin mümkün olmadığı durumda madencilik faaliyeti bitiminde sahanın rehabilite edileceğine ve eski hale getirileceğine ilişkin taahhütte bulunulması halinde zeytin sahasının madencilik faaliyeti yürütülecek kısmının taşınmasına, sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca izin verileceği düzenlenmiştir. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 7. fıkrasında, madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmış, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20.maddesinde ise; zeytinlik sahalarının daraltılması,zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılması ve işletilmesi yasaklanmıştır.
Bu durumda, zeytinlik sahalarda yürütülecek madencilik faaliyetleri bakımından 3213 sayılı 6/8 Kanun'un 7.maddesinde, "ilgili kanun hükümleri" şeklinde yapılan atfın 3573 sayılı Kanun hükümlerine yönelik olduğu ve ayrı bir yasal düzenleme yapılmadığı sürece zeytinlik sahalarda madencilik faaliyetlerinin ancak anılan Kanun hükümlerine çerçevesinde yürütülebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
3573 sayılı Kanun ise zeytinlik sahalarla ilgili olarak sadece; Tarım ve Orman Bakanlığının izni ile zeytinyağı fabrikaları ve küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmelerinin yapımı ve işletilmesine cevaz vermiş, zeytinlik sahaların daraltılamayacağı kuralının istisnası olarak belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahaların imar hudutları içine alınması halinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam zeytinlik alanın en fazla yüzde onu kadarlık kısmının yapılaşmaya açılması imkanı getirilmiş, bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi Tarım ve Orman Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabi kılınmıştır.
Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile gerek Maden Kanununda yer alan ilgili kanun hükümlerine göre alınacak izinleri zorunlu tutan hüküm gerekse Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ile getirilen yasaklama ve sınırlandırmalar göz ardı edilerek, zeytinlik alanlardaki zeytinlerin sökülüp taşınması, başka yere dikilmesi, taşımanın mümkün olmaması halinde ise doğrudan madencilik faaliyetine başlanılarak faaliyetin sonunda sahanın rehabilite edilip eski haline getirilmesi yönünde madencinin vereceği taahhütname ve davalı bakanlığın izni,bu alanlarda madencilik faaliyeti yürütülmesi için yeterli görülmüştür. Davalı idarece yeni ekonomik ve sosyal gelişmeler ile birlikte ülkenin artan enerji ihtiyacının öncelikle yerli kaynaklardan karşılanması ve bu yöndeki faaliyetlerin zeytinlik alanlarda kayıp yaşanmadan, dengeli bir biçimde sürdürülmesi amacıyla dava konusu yönetmeliğin yayınlandığı ileri sürülmekte ise de; 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı Ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun uyarınca korunma altında bulunan zeytinlik sahalardaki faaliyetlerin Kanun ile düzenlenmesi gerektiği ve esasen davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın bu alanı kendi başına yönetmelik ile düzenleme yetkisi bulunmadığından davalı idarenin bu iddiası yerinde görülmemiştir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde, Maden Kanununda madencilik faaliyetleri için, ilgili kanun hükümlerine yapılan atıf ve 3573 sayılı Kanun ile getirilen sınırlamalar ve yasaklamaların Yönetmelikle ile ortadan kaldırılması mümkün olmadığından, 3213 sayılı Kanunda ya da 3573 sayılı Kanunda değişiklik yapılmaksızın dava konusu Yönetmelik değişikliği ile zeytinlik alanlarda madencilik faaliyetine davalı İdarenin izni ve madencinin taahhütnamesi ile olanak sağlayan düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.

Address

Fulya Mahallesi Ortaklar Caddesi Güneş Apt. No:12 D:6 Mecidiyeköy
Istanbul
34394

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00

Telephone

+902122244699

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Yetiş Hukuk Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share