28/11/2025
SYKES–PICOT'A KARŞI ASRIN BÜYÜK MAĞDURİYET DAVASI :
Kürd Halkına Yüzyıldır Uygulanan Hukuksuzluğun Uluslararası Yargıya Taşınması Gerekliliği
Giriş
1914–1916 yılları arasında İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya arasında yapılan gizli Sykes–Picot mutabakatı, Orta Doğu’nun siyasi haritasını cetvelle yeniden çizmekle kalmamış; Kürd halkı için modern tarihin en büyük kolektif mağduriyetlerinden birini yaratmıştır. Bu anlaşma, Kürdistan'ı hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın beş parçaya bölmüş, Kürdleri statüsüz bırakarak bir yüzyıllık felaket zincirinin kapısını aralamıştır.
1. Sykes–Picot: Coğrafyanın ve
Bir Halkın Zorla Bölünmesi
Sykes–Picot süreci; İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya'nın müşterek onayıyla yürütülmüş; Kürdistan, tarihsel, etnik ve kültürel bütünlüğü yok sayılarak bölünmüş ve parçalanmıştır.
Bununla birlikte:
Kürdlerin millet olmaktan doğan tüm kolektif hakları gasp edilmiştir.
Neolitik çağdan bu yana insanlığa kazandırdıkları dil, kültür, uygarlık, inanç ve toplumsal miras görmezden gelinmiş, beş yapay devletin sınırları içine zorla dahil edilmiştir.
Bu parçalama işlemi hiçbir referandum, halk oylaması, katılım
ya da uluslararası hukuki prosedür içermemiştir.
Bu nedenle Sykes–Picot bugün uluslararası hukuka göre yok hükmünde sayılması gereken, temel insan haklarına aykırı bir tasarruftur.
2. Sonuç : Bir Yüzyıl Süren Felaket Zinciri
Sykes–Picot'un doğrudan sonucu olarak Kürd halkı 100 yıl boyunca :
Kimyasal gaz kullanımına varan saldırılara,
Toplu katliam ve sistematik sürgünlere,
Devlet eliyle yürütülen asimilasyon ve kültürel yok etmelere,
3 milyondan fazla insanın ölümüne,
Dil, tarih, kültür ve kimliğin yasaklanmasına maruz bırakılmıştır.
Bu eylemler, Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi, Cenevre Sözleşmeleri, Roma Statüsü (ICC) gibi uluslararası normlara göre açıkça insanlığa karşı suçlar ve soykırım kapsamındadır.
3. Uluslararası Hukukun Sessizliği
Bir asır süren bu ağır ihlallere karşın :
Ne Milletler Cemiyeti ne de Birleşmiş Milletler,
Ne Uluslararası Adalet Divanı (ICJ)
ne de Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC), Ne de bölgesel kurumlar
Kürd halkına uygulanan sistematik soykırım ve baskılar konusunda herhangi bir ceza davası, tazmin süreci veya siyasi statü iadesi gerçekleştirmemiştir.
Bu durum, modern uluslararası hukukun en büyük eksikliklerinden biridir.
4. Her Milletin Kendi Kaderini Tayin Hakkı Neden Kürdlere Uygulanmadı?
ABD ve Rusya dahil olmak üzere birçok dünya gücü, “Self–Determination / Kendi Kaderini Tayin Hakkı” ilkesini onlarca devletin kurulması için uyguladı.
Fakat Kürdler bu ilkenin dışında tutuldu.
Bu hukuksuzluk nedeniyle
Kürd halkı, 20. ve 21. yüzyılda defalarca soykırıma varan saldırılara, sınır dışı edilmeye,
kimliksizleştirmeye ve statüsüzlüğe mahkûm edildi.
5. Artık Davayı Açma Zamanı : Lahey’de Yüzyılın Davası
Kürd halkı adına:
Kürd ve Dünya Hukukçular Birliği,
Üniversiteler, akademisyenler,
Sivil toplum kuruluşları,
Kürd liderleri ve diaspora kurumları
Fransa, İngiltere, Rusya ve İtalya’ya karşı Lahey Adalet Divanı’nda
trilyon dolarlık tazminat ve insanlığa karşı suç davası açmalıdır.
Bu dava yalnızca geçmişin hesabını sormak için değil, geleceği güvence altına almak için zorunludur.
Dava gerekçeleri arasında:
Halkın bölünmesi ve statüsüz bırakılması,
Milyonlarca insanın ölümü,
Kültürel mirasın yok edilmesi,
Dil ve kimlik yasakları,
Devlet terörü ve soykırım suçu
yer almalıdır.
6. BM’de Kürd Temsilciliği ve Geciktirilmiş Bağımsızlık Hakkının İadesi
BM’nin kurucu ilkeleri olan :
Self–Determination
Eşitlik
Halkların kolektif hakları
100 yıldır Kürd halkına uygulanmamaktadır.
Bu nedenle:
1. BM’de resmî Kürd temsilciliği oluşturulmalıdır.
2. Kürd halkının yüz yıl geciktirilmiş olan bağımsız devlet hakkı iade edilmelidir.
3. Kürdlerin kolektif kültürel, siyasi
ve ulusal hakları tanınmalıdır.
7. Çağrı: Ey Kûrdler, Artık Zamanı Gelmedi mi?
Bir yüzyıldır süren bu trajedi, artık uluslararası mahkemeye taşınmak zorundadır.
ABD, AB ülkeleri ve Kürd dostu tüm devletler,
Uluslararası hukukçular,
İnsan hakları örgütleri,
Kürd önderleri, partiler ve sivil toplum güçleri
bu süreci desteklemeli; diplomasi ve lobi çalışmaları yoğunlaştırılmalıdır.
Asrın Davası, sadece bir dava değil;
Kürd halkının insanlık onuru için başlatacağı kolektif bir varoluş mücadelesidir.
28.11.2025 i.Ates