Av. Naim Bekar- Bekar Hukuk Danışmanlık

Av. Naim Bekar- Bekar Hukuk Danışmanlık Avukatlık ve Temsil Hizmetleri

16/01/2026

İşyerinde üst değişikliği yapılan soyunma odasında soyunma kabini bulunmayıp, oda içerisinde kamera bulunması ve işçilerin bu şartlar altında kıyafet değiştirilmeye mecbur bırakılması, yetkililerce bu hususla alakalı herhangi bir önlem alınmaması haklı fesih sebebi olduğu gibi davacının sevkiyatçı olarak çalıştığı halde ot temizleme, çatıda oluk temizleme gibi işler yaptırılmak suretiyle görev tanımı dışında çalıştırılması, davacıdan bu işleri yapmak üzere yazılı rıza alınmaması davacı açısından iş akdinin feshinde haklı sebep niteliği taşımaktadır.

(Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2023/2119 Esas, 2025/2192 Karar ve 23.12.2025 tarihli ilamı)

Send a message to learn more

10/01/2026

YENİ COVİD YASASINA GÖRE İNFAZ HESAPLAMA!!
📌 SUÇ TAR. 30.03.2020 ÖNCESİ OLANLAR:
✅ İstisna suçlar hariç denetimli serbestlik hakkı 6 yıl olmuştur. Örneğin; İstisnai suçlar hariç 10 yılın altındaki cezalarda 1 ay, 12 yıl ve altındaki cezalarda kapalıda 3 ay kapalı yattıktan sonra açığa ayrılmadan kapalıdan denetimli serbestiğe ayrılabilir.

✅ 2020 öncesi suçlarda denetimli serbestliğe ayrılmak için açık hakkını kazanma şartı aranmaz. Kapalıdan doğrudan denetime ayrılır.

📌 SUÇ TARİHİ 30.03.2020- 31.07.2023 ARASI OLANLAR:
✅ İstisna suçlar haric DS süresi 4 yıl olmuştur. istisna suçlarda denetim süresi yine 1 yıldır. Buradaki istisna suçlarlar 2020 yasasındaki istisna suçlarla aynı değildir. Kapsam daraltılarak, kadın, çocuk ve aile içi cinayet ile cinsel suçlar ve deprem suçları istisna olarak belirlenmiştir.

✅ Bu kapsamda örneğin istisna olmayan bir suçtan alınan 8 yıl 8 ay cezada 1 ay kapalı ve 3 ay yatılarak DS ayrılabilir.

📌SUÇ TARİHİ 31.07.2023'TEN SONRA OLANLAR:
✅ İnfaz oranı 1/2 + 1 yıl ds, olup yeni yasadan yararlanamaz.

✅İnfaz yakanlar (ŞTGA) hiçbir şekilde açığa ya da denetimli serbestliğe ayrılamaz. Şartla tahliyeden geri alınan sürenin tamamını kapalıda yatar.

✅ 31.07.2023 tarihinden önce cezası kesinleşip infazına başlanan mahkumların kazanılmış hakları korunmuş olup terör ve örgütlü suçlar hariç günü geldiğinde +3 yıl erken açık ve + 3 yıl ilave DS haklarını kullanabileceklerdir.

💯 Cezası kesinleşen mahkumların: 2016 ve 2020 yasaları, covid yasaları, ŞTGA, mükerrerlik, DS ihlali, firar ve disiplin durumu gibi etkenleri dikkate alınmadan basit hesaplamalarla hareket etmemeleri, sağlıklı bir infaz hesaplaması yaptırarak hareket etmeleri tavsiye olunur.

Fahri Müfettiş tarafından kesilen cezanın iptaline ilişkin mahkeme kararı.Kesilen ceza ile alakalı, kişinin suçlu yada k...
06/02/2024

Fahri Müfettiş tarafından kesilen cezanın iptaline ilişkin mahkeme kararı.

Kesilen ceza ile alakalı, kişinin suçlu yada kabahatli sayılabilinmesi için, cezaya konu eylemin resmi makamlarca somut delillerle ortaya konulması gerektiği, fotoğraf, video ve görüntü gibi delillerle ispat edilemeyen iddiaya dayalı cezanın, keyfiliğe sebep olabileceği belirtilmiştir.

Eşin, diğer eşe " koca göbek " diye hitap etmesi boşanma sebebidir.(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2009/10257 Esas, 2010/1151...
28/01/2022

Eşin, diğer eşe " koca göbek " diye hitap etmesi boşanma sebebidir.

(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2009/10257 Esas, 2010/11510 Karar ve 10.06.2010 tarihli kararı)

Avukatlık ve Temsil Hizmetleri

26/01/2022

Banka havale ve EFT'lerinde işlem açıklaması girilmesi çok önemlidir.

Kural olarak havale bir ödeme aracı olup, havale belgesinde paranın borç olarak gönderildiğinin belirtilmesi gerekir.Aksi halde gönderilen havalenin bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiği karine olarak kabul edilir.

(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2017/608 Esas, 2018/12015 Karar ve 12.12.2018 tarihli kararı)

Sanığın mağdura karşı söylediği “senin dilini keserim” şeklindeki sözler TCK’nın 106/1-1. cümle kapsamındaki tehdit suçu...
23/01/2022

Sanığın mağdura karşı söylediği “senin dilini keserim” şeklindeki sözler TCK’nın 106/1-1. cümle kapsamındaki tehdit suçunu oluşturmaktadır.

İlgili karar için bakınız.

🔽🔽🔽

4. Ceza Dairesi 2014/33813 E. , 2018/20743 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Beraat

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
1) 5237 sayılı TCK'nın 106. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişinin altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilerek tehdit suçunun temel şekli düzenlenmiştir. Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle çok istisnai haller hariç mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez. Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur. Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Somut olaya gelince;
Sanığın aşamalardaki savunmasında, aralarında çıkan tartışmada mağdur ...’e, “senin dilini keserim” dediğini beyan etmesi, yerel Mahkeme tarafından da sanığın mağdura anılan tehdit sözlerini söylediğinin kabul edilmesi karşısında; sanığın mağdura söylediği kabul edilen “senin dilini keserim” şeklindeki sözlerinin TCK’nın 106/1-1. cümle kapsamındaki tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında yasal olmayan gerekçeyle atılı suçtan beraat kararı verilmesi,
2) Sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-1. cümle kapsamındaki tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü halinde ise; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 29.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Avukatlık ve Temsil Hizmetleri

26/12/2021

"Üst arama yetkisi bulunmayan Çarşı ve Mahalle Bekçisinin arama sonucu bulduğu suç eşyası soruşturmaya konu edilemez".

( Yargıtay 10.Ceza Dairesi 2020/21042 Esas, 2021/12572 Karar ve 29.11.2021 tarihli ilamı)

Dosya kapsamından, suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 772 sayılı Kanun uyarınca arama yetkisi bulunmayan çarşı ve mahalle bekçileri tarafından otogar peronlar bölgesinde şüphe üzerine durdurulan sanığın, önleme araması kararına dayanılarak yapılan üst aramasında, montunun sağ cebinde şeffaf poşete sarılı 51 adet, pantolonunun sol cebinde beyaz peçeteye sarılı 45 adet olmak üzere toplam 96 adet M**A içeren tabletin ele geçirildiği anlaşılmakla, somut olayda, CMK'nın 116, 117 ve 119. maddeleri ile 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanununa aykırı şekilde yapılan arama sonucunda ele geçen uyuşturucu maddelerin, “suçun maddi konusu” ve “suç delili” olarak hükme esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,

26/12/2021

Cumhurbaşkanına hakaret suçu-Beraat Kararı- Eleştiri Suç Değildir.

(Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2019/11074 Esas , 2020/2040 Karar ve 13.03.2020 tarihli ilamı )

Demokratik toplumlarda siyasiler, üst düzey bürokratlar ile kamuya mal olmuş kişiler, diğer insanlara nazaran ağır eleştirilere daha fazla katlanmalıdırlar.

Ancak hakarete hiçbir kimse katlanmak zorunda değildir.

İfade hürriyeti bakımından eleştiri ve hakaret ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken kavramlardır. Kaba sövme hiçbir koşulda eleştiri olarak kabul edilemez.

Türk toplumunun önemli bir kesiminin kendilerini siyasi liderleriyle özdeşleştirdiği, liderlerine yapılan ve kamuya yansıyan hakaretleri kendilerine yapılmış gibi algılayarak aşırı reaksiyon gösterdikleri, bu hakaretlerin toplumdaki kutuplaşmayı artırdığı, hakaret ve sövme fiillerinin, adi olaylarda dahi birçok öldürme ve nitelikli yaralamalara sebebiyet verdiği gözetildiğinde, bu fiillerin orantılı bir yaptırıma bağlanmasının toplumsal barışın ve kamu düzeninin korunması bakımından da demokratik toplumda zorlayıcı bir ihtiyacın karşılanması kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Sanığın sübutu kabul edilen facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde 16/07/2016 tarihinde, "bir de sokaklara dökülün diyor reis; bu kez sokağa çıkma yasağına uyuyorum. Şimdi git eline beline silah dolayıp üzerimize saldığın askerlerin korusun seni. Militarizm senin taktiğindi. Tabi senaryoda olur mu olur...Darbeye izin vermedik çünkü biz güçlüyüz bizi seçin kafası bu halka cazip gelir" şeklindeki paylaşımlarının, rahatsız edici olduğu görülse de siyasi içeriği itibariyle, iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici nitelik taşımaması nedeniyle demokratik toplumda siyasi kişiliklerden beklenen hoşgörü kapsamında değerlendirilmesi gereken ağır eleştiri olarak kabul edilmesinde hukuki isabetsizlik bulunmadığından...

26/12/2021

Davalının açık kabulü veya aksini gösteren yazılı belge olmadığı sürece yasada asgari olarak belirlenen ara dinlenme sürelerinin kullanıldığının kabulü gerekir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2021/8520 Esas, 2021/16018 Karar ve 01.12.2021 tarihli ilamı
İşçinin günlük iş süresi içinde kesintisiz olarak hiç ara vermeden çalışması beklenemez. Gün içinde işçinin yemek, çay, sigara gibi ihtiyaçlar sebebiyle ya da dinlenmek için belli bir zamana ihtiyacı vardır.
Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanunu'nun 68. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir.
Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az onbeş dakika, dört saatten fazla ve yedibuçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedibuçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir.
Uygulamada yedibuçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 63. maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68. maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde onbir saate kadar olan (onbir saat dahil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saatten fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmelidir.
Davalının açık kabulü veya aksini gösteren yazılı belge olmadığı sürece yasada asgari olarak belirlenen ara dinlenme sürelerinin kullanıldığının kabulü gerekir.
Somut olayda, Mahkemece davacı iddiası ve tanık beyanlarına göre davacının haftanın 6 günü 08.00-16.30 saatleri arasında 8,5 saat çalıştığı ve davacının yarım saat ara verdiği iddiasına davalılar tarafından açıkça itiraz edilmediği gerekçesiyle yarım saat ara dinlenme süresinin mahsubu ile haftalık 48-45 saat=3 saat fazla çalıştığı kabul edilerek yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere, davacının günlük 8,5 saat çalışma süresinden 1 saat ara dinlenme süresinin mahsubu ile haftanın 6 günü ve günlük 7,5 saatlik çalışmaya göre haftalık yasal 45 saati geçen çalışması olmadığından fazla çalışma ücreti talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine 01.12.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Address

Cumhuriyet Mahallesi Gökalp Sok. Bıçakçılar İş Merkezi No:21/103 Adapazarı/SAKARYA
Cumhuriyet
54100

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Av. Naim Bekar- Bekar Hukuk Danışmanlık posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Av. Naim Bekar- Bekar Hukuk Danışmanlık:

Share