08/04/2023
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/633 esas sayılı ve 18/10/2022 tarihli kararında “Her iki çocuğun da birbirleri ile uyumlu beyanlarına göre çocuklar annelerine nerede olduğunu sorduklarında “spor yapmaya ihtiyacı olduğunu” beyan ettiği, bazı zamanlarda çocukların evde yemek bulunmaması nedeniyle dışarıda yemek zorunda kaldıkları, evde yemek hazırlanmaması nedeniyle babaları annelerine tepki gösterdiğinde kadının eşine ağza alınmayacak küfürler ettiği, bunun dışında babalarının anneleriyle birlikte yatmak istemesine rağmen kadının iki yıldır eşiyle aynı odada yatmadığı, “belim ağrıyor” diyerek ...’ın yatağında yatmak istediği, bunun sonucunda ...’ın salonda uyumaya başladığı, bir gece annesini odada bulunan bilgisayardan bir erkekle samimi şekilde görüntülü konuştuğunu gördüğü, annesine “bu kim diye sorduğunda” annesinin cevap vermediği, çocukların duyduğu şüphe nedeniyle annelerini takip etmeye başladıkları, bilgisayarda gördüğü erkek şahısla annelerini parkta uygunsuz hâlde gördükleri, sonrasında ...’ın bir hafta sonra annesini yeniden takip ettiği, bu kez annesi ile adamı öpüşürken gördüğü, çocukların gördükleri bu olayı “üzüleceği düşüncesiyle” babalarına anlatmadıkları, bu olanların yanında ...’in annelerini parkta yakaladıkları ilk olayın akabinde “annesinin evin anahtarını o adama verdiğini, onda unutması nedeniyle çantasında anahtarı bulamadığını, telefon ile parkta beraber olduğu erkek şahsı aradığını, ...’e yoldan dümdüz yürüyüp karşılaştığın erkek şahıstan anahtarı almasını söylediğini, bankta annesiyle birlikte oturduğu adamın evlerinin anahtarını kendisine verdiğini” beyan ettiği anlaşılmaktadır. Kadının eşine hakaret ettiği, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, eşini ve çocuklarını ihmâl ettiği, buna karşılık erkeğinde eşine hakaret ettiği ve fiziksel şiddet uyguladığı ispatlanmış olup, karşılıklı mesajlaşmaların olduğu dikkate alındığında evlilik birliği içerisinde sadakat yükümlülüğünü ihlâl eden ve yaşanan olaylardan sonra çocuklarını da bırakarak evden ayrılan kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.” şeklinde hüküm kurmuştur.