Türkıye Emlak Bırlıgı

Türkıye Emlak Bırlıgı Türkiye Emlak Birliği Saygılarımla

Marmara Emlak Müşavirleri Derneği

Yönetim Kurulu Başkanı

Adnan YEŞİLTAŞ

VİZYONUMUZ, Meslektaşlarımızın mali kaynak ve olanaklardan en iyi şekilde yararlanmalarını, karlılıklarını artırmalarını ve büyümelerini sağlamak için gerek gördükleri gerçek-doğru-tarafsız ve profesyonel bilgi, analiz, yorum, öneri ve uygulama desteği ile gelişmelerine yardımcı olmaktır. MİSYONUMUZ, Teknolojik kaynaklardan en iyi şekilde yararlanarak kaliteli hizmet üretmek, büyük bir hızla geliş

en teknolojiyi kullanarak ve bilgilerini sürekli güncelleyerek sürekli gelişmek, müşterilerini ekonomi, yasal mevzuatı ve vergi yasalarındaki hukuki düzenlemeler konusunda bilgilendirmek, müşterilerimizin sorunlarını çözen ”güvenilir, tarafsız, sırdaş, profesyonel bir emlak danışmanı” olmaktır. AMACIMIZ, Meslek standartları ve yasal gereklilikler çerçevesinde müşteriye doğru ve güvenilir bilgiyi en hızlı biçimde, tarafsızlık ve gizlilik ilkeleri içinde sunmaktır. Yapacakları yatırımlarına gelişebilir değişebilir çevresel faktörleri değerlendirerek kazandırmayı doğru yatırım yapmalarına aracılık etmektir. Meslektaşlarımızın dayanışma içinde tüm ülke genelinde yerel emlak firmalarıyla paslaşarak bir taşınmazın bilgilerine hızla ulaşabilme ve pazarlayabilmelerini sağlamaktır. Marmara Emlak Müşavirleri Derneği Olarak bıkmadan yorulmadan çalışarak bin yılın ilk dilimini geride bırakırken, önümüzdeki 10 yıl içerisinde bugünden çok daha ileri bir meslek; ve Avrupa”nın büyük şirketlerini aratmayacak bir meslek tablosu ile karşılaşacağımıza inanıyorum.

26/05/2026
Laf Başkadır, Söz BaşkadırBu makale bir nevi anlayışsızlığın çığlığıdır.“Okuduğunu Anlayanlar Çoğalsın YarabbKoklaşar...
22/05/2026

Laf Başkadır, Söz Başkadır

Bu makale bir nevi anlayışsızlığın çığlığıdır.

“Okuduğunu Anlayanlar Çoğalsın Yarabbî”

“Koklaşarak mı anlaşacak insanlar, konuşmayıp ne yapacak?” diye soranlar olacaktır bu makaleyi okuyunca… Okumak, okuduğunu anlamak ve fikirlere saygılı olmak; “Acaba ne diyor?” diye düşünebilen insanlara benim sözlerim.

“Konuşmaktan vazgeçecek insanlık” derken; fikri olanlardan, soranlardan, sorgulayanlardan, okuyan ve okuduğunu anlamaya çalışan insanlıktan bahsediyorum. Yoksa okumayan, işine geldiği gibi yaşayan, hedefinde sadece daha çok yemek, daha çok gezmek ve daha çok kazanmak olan insanlar için harika bir gelecek var. Bu tip insanlar şimdiden zil takıp oynayabilirler.

Bizler, başta öğretmenler olmak üzere, bir kelime öğrendiğimiz insanlara karşı boynumuz kıldan ince yaşadık. Yalnız ve yalnızca bilgili insanlara saygı duyardık. İstanbul’da her semtin kültürüne göre kıyafetimize de davranışımıza da özen gösterirdik.

Şahsen ben, on sekiz yaşında Beşiktaş’tan Bebek’e, Boğaz boylarında gezmeye gitmeden önce arabamı yıkardım. Ütülü pantolon, ütülü gömlek veya tişört giyer, ayakkabımı boyardım. O yıllardaki bütün arkadaşlarım ve tanıdıklarım da aynı hassasiyetle davranırlardı.

Son zamanlarda tanık olduğum hâl ve hareketler ise bunun tam anlamıyla tersini gösteriyor. Seviye düştükçe rağbet artıyor.

Gerek görsel gerek dil, konuşma üslupları inanılır gibi değil. Bizler sahilde, otobüste, restoranlarda, yolda yürürken bile çevremizdeki insanları rahatsız etmeyecek şekilde konuşurduk. Büyüklerin yanında nasıl davranılması gerektiğini bilir, toplum içinde ölçülü olmaya dikkat ederdik.

Bugün ise bağıra bağıra konuşmalar, ölçüsüz taşkınlıklar, ellerdeki yiyeceklerin, içeceklerin, sigara izmaritlerinin ve paketlerinin pervasızca yollara atılması sıradan hâle geldi. Bebek dediğimiz yer İstanbul’un gözbebeği… Oralarda bile paha biçilemez araçlardan sigara izmariti ve içecek kutuları fırlatıldığını görmek artık şaşırtmıyor.

Toplum sanattan hızla uzaklaştı ve uzaklaşmaya devam ediyor. Sanattan uzaklaşmış toplumların hâl ve hareketleri de yukarıda kısmen anlattığım davranışlardır.

Siyaset keza sanatı çoğu zaman görmezden geliyor. “Getirisi yok” diye düşünüyor; gündelik hesapların, sloganların ve kısa vadeli çıkarların dışına çıkamıyor.

Sanata ve sanatçıya yer verilmiyor. Hatta konuşan aydınlarla, yazan insanlarla dalga geçiliyor. Az da olsa yapılan sanatsal faaliyetlerde çoğu zaman emeğe değil; paraya, makama ve güce yer açılıyor. Onların yakınlarının isimleri sokaklara, caddelere, parklara veriliyor. “Ne yapmış, hangi başarıya imza atmış?” diye sormaya bile çekinen bir toplum hâline geliyoruz.

Son zamanlarda beni en çok üzen konulardan biri de; hiç alakası olmayan yazılarımın ve şiirlerimin, hiç ilgisi olmayan insanlar tarafından üzerlerine alınmaları. Hatta bugün yaptığım bir paylaşımı silmek zorunda kaldım. Çok üzüldüm. Tesadüfen karşıma çıkan bir şiirimi yeniden paylaştım. Instagram sayfasındaki paylaşım tarihi: 18 Eylül 2018.

Fakat günlük siyasete kurban edildi. Hâlbuki uzaktan yakından günlük siyaset ile ilgili değildi. Yazarı, yani ben, o yazı üzerinden linç edilmeye çalışıldım.

Gerilere gidiyorum… Otuz yıl, kırk yıl önce; Nazım Hikmet’ten Necip Fazıl Kısakürek’e, Mahsuni Şerif’ten Can Yücel’e kadar nice isim, bugün söylense linç edilecek cümleler kurdu. Demek ki mesele sadece söz değil; anlayış meselesi.

Çoğunluğun eli dili ayar veriyor. Kimsenin yazmasını, düşünmesini, sorgulamasını istemiyor gibiler. Sosyal medya doğru kullanılsa; biraz olsun algıları açık insanların üniversitesi olabilirdi. Fakat maalesef bugün, akıl izan dışı ve edep haya sınırlarını aşan paylaşımların ne kadar rağbet gördüğünü üzülerek izliyoruz.

Tekrar soruyorum:
Böyle giderse “koklaşarak mı anlaşacak insanlık?”

Yediği yemeği, aldığı kıyafeti, arabasını paylaşanların; birbirlerinin çıkarı uğruna doğum günlerini kutlayanların ne kadar ilgi gördüğünü görüyor musunuz? Birbirlerini gerçekte tanımayan insanlar bile birbirlerine övgü dolu komplimanlar yağdırıyorlar.

Sevgili dostlarım, denemesi bedava…
Faruk Nafiz Çamlıbel’den Han Duvarları şiirini paylaşın. Ya da Ahmed Arif’in “Anadolu” şiirinden bir bölüm paylaşın…

Göreceğiniz ilgi sınırlı olacaktır.

Ama lüks bir arabanın önünde fotoğraf çektirin, altına da:
“Allah olmayanlara da versin, nasip oldu aldık.”
yazın…

İşte o zaman övgüler, alkışlar ve yorumlar havada uçuşacaktır.

Geldiğimiz nokta budur dostlarım.
Görsellik; düşüncenin, sanatın ve fikrin önüne geçmiştir.

Geçen gün kısa bir şiirimi paylaşmıştım:
“Aldığını buldum sayanları kimse mutlu edemez.”

Aman Tanrım…
Hiç alakası olmayan insanların tepkileri, karşı atağa geçip laf göndermeleri…

Ne acıdır ki bu laf cengâverleri, 20. kitabımın imza günü için tek satır yazma gereği duymayanlardan oluşuyor.

Laf diyorum dostlarım…
Çünkü laf başkadır, söz başkadır.
Bunun farkında olanlar da okuduklarını anlayanlardır.

“Sorun konuşan insanlar değil; okuduğunu anlamayan, düşünmeden yargılayan çoğunluğun giderek artmasıdır.”

Konuşursak, yazarsak ve paylaşırsak başımız beladan kurtulmayacak galiba…
Ama yine de vazgeçmeyeceğiz.

İnadına okuyacağız.
İnadına yazacağız.
İnadına türküler söyleyeceğiz.

Görsellerde değil, fikirlerde buluşacağız.

Bir Ahmed Arif dörtlüğüyle noktayı koyalım dostlar:

“Vurun ulan,
Vurun,
Ben kolay ölmem.
Ocakta küllenmiş közüm,
Karnımda sözüm var
Haldan bilene.”

Bir dahaki değişimde görüşmek dileğiyle…
Okuduğunu anlayanların çoğalması temennisiyle…

Sevgiyle kalın,
Sağlıcakla kalın,
Hoşça kalın.

Şair-Yazar ✍️
Adnan Yeşiltaş

Yazıklar Olsun Toplumların en büyük çöküşü, yanlış yapanların çoğalmasıyla değil; doğruları bilen insanların susmasıyla ...
20/05/2026

Yazıklar Olsun

Toplumların en büyük çöküşü, yanlış yapanların çoğalmasıyla değil; doğruları bilen insanların susmasıyla başlar. Çünkü bir yerde haksızlık normalleşmişse, orada ilk kaybedilen şey vicdandır. Vicdanın sustuğu yerde ise karakterler küçülür, kişilikler silinir ve insanlar makamların gölgesinde kendi özlerini kaybederler.

Bugün ne yazık ki konuşan insanların cezalandırıldığı bir düzenin içinde yaşıyoruz. Sağcı ya da solcu olmanız fark etmiyor. İlerici, gerici, zengin ya da fakir olmanız da… Eğer doğruları dile getiriyorsanız, birilerinin kurduğu düzeni sorguluyorsanız hedef haline geliyorsunuz. Çünkü düzen; düşünen, sorgulayan ve itiraz eden insanı sevmez.

Sivil toplum kuruluşlarında, siyasette, sendikalarda ve benzeri yapılarda görünürde demokrasi vardır. Herkes konuşabilir denir. Herkes fikir beyan edebilir denir. Ancak iş gerçeğe geldiğinde, konuşanın yalnız bırakıldığı görülür. Alkışlananlar çoğu zaman doğruları söyleyenler değil; güçlünün yanında duranlardır. Gelene “ağam”, gidene “paşam” diyenler, sistemin en makbul insanları haline gelir.

Oysa ahde vefa dediğimiz şey, sadece kişilere bağlılık değildir. Asıl vefa; doğrulara, ilkelere ve vicdana sadık kalabilmektir. Dün doğru dediğine bugün makam uğruna yanlış diyorsan, orada karakter değil çıkar konuşuyordur. Bukalemun gibi renkten renge girerek ayakta kalmaya çalışmak, insanı güçlü değil sadece kimliksiz yapar.

Ne acıdır ki bugün birçok insan; davet edildiği salonları, oturduğu makamları ve gördüğü itibarı hakikatten daha değerli görüyor. Beş yıldızlı otellerde yer bulabilmek için fikirlerinden vazgeçenler, alkış uğruna omurgasını eğenler çoğalıyor. Böyle olunca da devrimcilik, mücadele, hak arayışı gibi kavramlar sadece kürsülerde söylenen süslü sözlere dönüşüyor.

Oysa dik durmak kolay değildir. Bedel ister. Yürek ister. Maya ister. İnsan bazen yalnız kalmayı, dışlanmayı ve hatta kaybetmeyi göze alabilmelidir. Çünkü karakter dediğimiz şey; rahat zamanların değil, zor zamanların imtihanıdır.

İktidar olmakla muktedir olmak aynı şey değildir. İnsan makam sahibi olabilir, zengin olabilir, eğitimli olabilir. Ancak bunların hiçbiri tek başına şahsiyet kazandırmaz. Dik durabilmek, menfaat karşısında eğilmemek ve haksızlık karşısında susmamak; işte gerçek güç budur.

Bugün toplumun en büyük sorunu; yanlış yapanlardan çok, yanlış karşısında susanlardır. Çünkü suskunluk zamanla ortaklığa dönüşür. Haksızlığa sessiz kalanlar, bir süre sonra o düzenin parçası haline gelirler.

Bu yüzden menfaati uğruna kişiliğini satanlara, haksızlık karşısında susanlara, devrimcilikten söz edip çıkarı için eğilenlere yazıklar olsun.

Üç günlük dünyada, üç paralık makamlar uğruna özünü kaybedenlere yazıklar olsun.

Söylemlerinde devrimci uygulamalarında düşkün olanlara yazıklar olsun.

Bir dahaki deyişmemizde lütfen yer olmasın düşkünlere.

Saygıyla sevgiyle olduğu gibi görünenlere.

Adnan Yeşiltaş

Türkiye’nin ilk emlak müşavirleri kuruluşlarından biri olan İstanbul Emlak Müşavirleri olarak, “ahlaki üstünlüğümüzü” ko...
20/05/2026

Türkiye’nin ilk emlak müşavirleri kuruluşlarından biri olan İstanbul Emlak Müşavirleri olarak, “ahlaki üstünlüğümüzü” korumanın haklı gururunu yaşıyoruz.

Kuruluşumuz ve yönetimimiz hakkında; özel, tüzel ve ahlaki açıdan herhangi bir dava açılmamış olması, temiz geçmişimiz ve güven anlayışımızın en önemli göstergesidir.
Hiçbir sabıkamız yoktur.

Ahlaki değerleri zedeleyen anlayışlarla yan yana olmuyor, duruşumuzdan taviz vermiyoruz.
Her zaman vatandaşlarımızın mağdur olmaması adına mücadele ediyor, doğru, güvenilir ve ilkeli gayrimenkul hizmeti sunmaya devam ediyoruz.

Saygınlığın; makamla değil, dürüstlükle kazanıldığına inanıyoruz.

İstanbul Emlak Müşavirleri
Yönetim Kurulu Başkanı
Adnan Yeşiltaş

Türkiye gayrimenkul camiasının kıymetli iş insanlarından, kardeşim olmasından dolayı kendisiyle gurur duyduğum Fıtrat Çe...
19/05/2026

Türkiye gayrimenkul camiasının kıymetli iş insanlarından, kardeşim olmasından dolayı kendisiyle gurur duyduğum Fıtrat Çelebi; İstanbul Arnavutköy’de gerek arsa gerekse diğer gayrimenkul alanlarında hayata geçirdiği projelerle sektörümüze değer katmakta, yüzümüzü ağartan çalışmalara imza atmaktadır.

Ayrıca turizm alanında yaptığı yatırımlar ve yürüttüğü çalışmalarla yatırımcıların ufkunu açan; kazanan ve kazandıran anlayışı benimseyen, yasalara bağlı, işine saygılı ve asil bir ailenin değerli ferdidir.

Yolunuz ve bahtınız açık olsun inşallah.

Kıymetli kardeşim Fıtrat Çelebi’ye ve tüm yönetim kuruluna başarılarının devamını diliyorum.

İstanbul Emlak Müşavirleri
Yönetim Kurulu Başkanı
Adnan Yeşiltaş ✍️

İstanbul Emlak Müşavirleri Derneği
19/05/2026

İstanbul Emlak Müşavirleri Derneği

18/05/2026

Emlak En Karlı Ve Güvenli Limandır

Emlak Yatarımında Bilgi Tecrübe Önemlidir

Önümüzdeki dönemde yatırımcı olarak tek bir emlak türüne yönelmek yerine, gelir üretme potansiyeli ile uzun vadeli değer artışını birlikte sunan gayrimenkullerin öne çıkacağını düşünüyorum. Özellikle konut tarafında, büyük şehirlerde ulaşım akslarına yakın, yeni ve deprem yönetmeliğine uygun projeler hâlâ güvenli liman özelliğini koruyor. Bunun yanında ticari gayrimenkulde, doğru lokasyondaki küçük metrekareli dükkân ve cadde mağazalarının düzenli kira geliri açısından avantajlı olduğunu düşünüyorum. Arsa ve tarla tarafında ise plansız ve yalnızca söylentiyle hareket edilen yatırımlar yerine, gelişim potansiyeli somut verilerle desteklenen bölgeler tercih edilmeli. Önümüzdeki süreçte imarlı arsa yatırımının orta ve uzun vadede dikkat çekici fırsatlar sunacağı kanaatindeyim.

Türkiye’de yatırım açısından öne çıkan bölgelere baktığımızda; İstanbul hâlâ finans, ticaret ve nüfus hareketliliği nedeniyle önemini koruyor. Özellikle metro ve yeni ulaşım projeleri çevresindeki bölgeler dikkat çekiyor. Ankara’da kamu, savunma sanayi ve üniversite etkisiyle belirli ilçelerde konut talebi canlı kalmaya devam ediyor. İzmir ise yaşam kalitesi ve göç alma potansiyeli nedeniyle yatırımcı ilgisini sürdürüyor. Bunun yanında Antalya, Mersin ve Muğla gibi şehirlerde hem yabancı yatırımcı ilgisi hem de turizm etkisiyle güçlü bir hareketlilik bulunuyor. Sanayi yatırımlarının yoğunlaştığı Bursa, Kocaeli, Tekirdağ ve Gaziantep gibi şehirlerde ise ticari gayrimenkul ve lojistik alanları öne çıkıyor.

Son dönemde yatırımcıların özellikle küçük metrekareli konutlar, cadde üzeri dükkânlar ve imarlı arsalara yöneldiğini görüyoruz. Ayrıca turizm bölgelerinde kısa dönem kiralamaya uygun taşınmazlara da ciddi ilgi var. Ancak yatırımcıların yalnızca “prim yapar” söylemiyle değil; bölgenin nüfus artışı, ulaşım yatırımı, kira çarpanı ve ekonomik potansiyeli gibi kriterlerle hareket etmeleri gerekiyor. En büyük hata, tüm sermayeyi tek bir taşınmaza bağlamak oluyor. Bu nedenle farklı segmentlerde dengeli portföy oluşturulmasını öneriyorum.

Elinde 1 milyon TL bulunan yatırımcı için en mantıklı yaklaşım, gelişmekte olan bölgelerde küçük metrekareli konut veya hisseli arsa yatırımı olabilir. Düzenli kira getirisi sağlayacak küçük bir daire ya da gelecekte değer kazanma ihtimali yüksek bir imarlı arsa mantıklı seçenekler arasında yer alır.

5 milyon TL sermayesi olan yatırımcı için daha dengeli bir portföy önerilebilir. Örneğin; bir bölümünün kira getirili konuta, bir bölümünün ticari dükkâna, kalan kısmının ise arsa yatırımına ayrılması riski dağıtırken getiriyi artırabilir. Bu yatırımcı grubunun yalnızca değer artışına değil, düzenli nakit akışına da odaklanması gerektiğini düşünüyorum.

10 milyon TL ve üzeri yatırımcı grubunda ise profesyonel portföy yaklaşımı önem kazanıyor. Bu seviyede yatırımcılar için konut, ticari gayrimenkul, arsa ve turizm odaklı yatırımların birlikte değerlendirildiği karma bir yapı daha sağlıklı olur. Özellikle kira geliri güçlü ticari mülkler ile gelişim akslarında bulunan büyük ölçekli arsaların birlikte değerlendirilmesi uzun vadede ciddi avantaj sağlayabilir. Ayrıca bu yatırımcı grubunun proje ortaklıkları ve markalı gayrimenkul yatırımlarını da takip etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ayrıca İstanbul’da merkezi bölgelerde kentsel dönüşüme bağlı yatırımların da oldukça cazip olduğunu düşünüyorum. Özellikle deprem gerçeğiyle birlikte, yeni yönetmeliklere uygun projelere olan ilginin önümüzdeki dönemde daha da artacağı kanaatindeyim. Bu bölgelerde yatırım yaparken, bölgesini iyi tanıyan, yerel dinamiklere hâkim ve markalaşmayı başarmış emlak firmalarıyla çalışmak yatırımcı açısından önemli avantaj sağlayacaktır. Doğru lokasyon, doğru proje ve doğru danışmanlık birleştiğinde, kentsel dönüşüm odaklı yatırımların hem güvenli hem de yüksek potansiyelli fırsatlar sunduğunu düşünüyorum.

İstanbul Emlak Müşavirleri
Yönetim Kurulu Başkanı
Adnan Yeşiltaş

13/05/2026

Address

Şairnedim Caddesi No 64/4 Beşiktaş/Istanbul
Beşiktaş
34022

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Türkıye Emlak Bırlıgı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Türkıye Emlak Bırlıgı:

Share

Category