Ateş & Tosun Hukuk ve Danişmanlik Bürosu

Ateş & Tosun Hukuk ve Danişmanlik Bürosu Avukatlık ve Danışmanlık Hizmeti

Nice senelere…
09/05/2023

Nice senelere…

29/11/2020

İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa , bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır".

11/08/2020

T.C.
YARGITAY
9. Hukuk Dairesi
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO: 2009/49454
KARAR NO: 2012/8046

Mahkeme kabulünde olduğu gibi davacı cumartesi ve pazartesi olmak üzere iki işgünü devamsızlık yapmıştır. Pazar günü işyerinde çalışma olmaması nedeniyle işyerine gelmemiştir.

Kanuni tanımdaki “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü işine devam etmemesi” eyleminde olaydaki cumartesi ve pazartesi günleri arasına denk gelen hafta tatili gününün bulunması hukuki kesinti yaratmaz. Bu nedenle İş Kanununun 25/II-g maddesindeki işverenin haklı feshi nedeni tahakkuk etmiştir.
Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

24/07/2020

"Mahkemeden bir tebligat geldiğinde derhal AVUKATA başvurmayarak CEVAP SÜRESİNİ kaçırdığınızda o DAVADA haklılığınızı İSPAT hakkınızı USUL HÜKÜMLERİ elinizden alıyor !...

Kanun yolunda ettiğiniz “Esas, usule feda edilmemeli/ edilemez” gibi FANTEZİLERİNİZ/SÜSLÜ SÖZLERİNİZ
acı sonunuzu değiştirmez.

Son söz: USUL hükümleri acımasızdır..AVUKATIN değerini/gücünü bir gün mutlaka anlarsınız ama bazen ÇOK GEÇ.."

[O.U. Gençcan)

23/07/2020

Tır şoförü olan davacı murisinin 26.11.2009 tarihinde davalı işveren tarafından Ukrayna’ya sefere gönderildiği, 11.12.2009 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı, Adli Tıp Kurumu raporunda, H1N1 virüsünün kuluçka süresinin 1-4 gün arasında değiştiği, murisin 13.12.2009 tarihli hastaneye başvurusunda belirttiği şikayetlerin hastalığın başlangıç belirtileri olduğu taktirde hastalığın bulaşmasının bu tarihten 1-4 gün öncesinde gerçekleşmiş olacağının bildirildiği, buna göre davacı murisinin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna’ya yapılan sefer sırasında bulaştığı yukarıda belirtilen rapor kapsamından anlaşılan H1N1 virüsüne bağlı olarak, daha sonra meydana gelen ölümünün iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.”””[Yargıtay 21.Hukuk Dairesi 2018/5018 E., 2019/2931 K. 15.04.2019]

03/07/2020

Yargıtay 22. HD. 2014/17570,
2015/30024K., 03.11.2015T. sayılı kararında “Dava konusu miktarın artırılması suretiyle davanın kısmen ıslahı ile ek dava bazı yönlerden benzerlik gösterse, farklı müesseseler olduklarından ıslahla ilgili sorunların yine ıslah müessesesi çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Ek davada faize karar vermek için gereken talep şartı kısmi ıslahta aranmamalıdır. Başka bir anlatımla, dava dilekçesinde faiz istenmiş olması kaydıyla, miktar artırmak suretiyle yapılan kısmi ıslahta ayrıca faiz istenmesi gerekmez”

Hocaların hocası, iş hukukunun duayeni çok kıymetli Hocamız İlim insanı Prof. Dr. Nuri Çelik'in vefatını üzüntü ile öğre...
05/06/2020

Hocaların hocası, iş hukukunun duayeni çok kıymetli Hocamız İlim insanı Prof. Dr. Nuri Çelik'in vefatını üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. Hocamıza Allah'tan rahmet kederli ailesi ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

23/03/2020

İşverenlerin Covid-19 (Corana Virus) Konusunda Alması Gereken Hukuki Önlemler

İş sağlığı ve güvenliği açısından işverenin yükümlülüğünü düzenleyen temel kurallar 4857 Sayılı İş Kanunun 77.maddesinde belirlenmiştir. 4857 Sayılı Kanunun 77inci maddesinde; açıkça işverenin iş sağlığı ve güvenliği sağlanmak için “gerekli her türlü önlemleri alması” gerektiği belirtilmiştir. Bu düzenleme karşısında işveren, salt mevzuatın belirlediği önlemleri değil bilim, teknik ve tecrübenin o anda ulaştığı seviyede alınabilecek önlemleri de almak durumuyla karşı karşıyadır. Mali durumdaki yetersizlik, tecrübesizlik ve bilgisizlik önlem alma konusundaki eksiklikleri için mazeret oluşturmayacaktır.
Bilindiği üzere, Çin’in Wuhan şehrinde görülmeye başlayan öksürme ve yüksek ateş semptomlarıyla grip veya nezleye benzeyen ama daha ağır sonuçlara neden olan Covid -19 virüsü, 100’den fazla ülkede 110 binden fazla insanı etkilemiş, etkilemeye de devam etmektedir. Türkiye’de de 12.03.2020 itibariyla 18 kişide tespit edilen işbu virüse karşı işverenlerin önem alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bir hastalığın pandemi (küresel salgın) ilan edilebilmesi için, yeni bir virüs olması, insandan insana kolayca ve sürekli bir şekilde buluşması gerekmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından pandemi ilan edilen hastalık, Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri tarafından alarm seviyesine gelinmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerektiği konusunda uyarıda bulunmuştur. Bu nedenle dünyanın her yerinde işverenler tarafından iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tedbirler almaya başlanmıştır. Bu nedenle danışmanı olduğumuz sizleri önceden alınması gereken tedbirlere için bilgilendirme ihtiyacımız hasıl olmuştur.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 15.04.2019 tarihli kararında, Yurtıdışı görevinde H1N1 virüsü kaparak ölen işçinin vefatını iş kazası olarak nitelendirmiştir. İşbu karar ışığında Corona Virüsü bakımından da işverenin sorumluluğunun doğacağı öngörülmektedir. Bu durumda İşverenler hukuki olarak mevzuatta tanzim edildiği üzere “gerekli tüm önlemleri” alması gerekmektedir.

İş Sağlığı Ve Güvenliği Kurulu bulunan şirketlerde işbu kurulun toplanması ve atılacak adımların belirlenmesi gerekmektedir. İş yeri hekimi ile koordine olunarak hareket edilmesi ve şirket bünyesinde alınacak tedbirlerden sorumlu bir kişi seçilip görevlendirilmesi gerekmektedir.

6331 sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu’nun 16. Maddesi uyarınca, İşyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilmesi amacıyla işverenin, çalışanları ve çalışan temsilcilerini bilgilendirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çalışanlara corona virüsü ile ilgili eğitim verilmeli, konu ile ilgili el broşürü hazırlanmalı, konu hakkında alınan önlemler hakkında bilgi verilmelidir.

Çalışanların bir arada bulundukları ortamların ve ortak kullanılan tuvalet, yemekhane, kantin gibi alanların hijyeni düzenli olarak gün içinde sağlanmalı ve iş yeri düzenli olarak gün içinde havalandırılmalı, her çalışana antiseptik el solüsyonu sağlanmalı, hali hazırda varsa sayıları arttırılmalı, sürekli dolu tutulmalı veya aynı işlevi gören kolonya (minimum %60 alkol içeren) vb. koruyucu ekipmanlar sağlanmalıdır. Tuvalet ve lavabolara bilgilendirici afişler ile farkındalık yaratılması gerekmektedir.

Solunum yolu hijyeninin sağlanması için yeterli miktarda tıbbi maske ve kağıt mendil bulundurulmalı ve öksürük, hapşırık, burun akıntısı şikayeti bulunanlarca kullanılması sağlanmalı, kullanılan maske ve mendillerin hijyenik bertarafı için atık kutuları temin edilmeli.

Sık kullanılan ve temas edilen yüzeyler hijyenik hale getirilmeli, genel temizlik artırılmalıdır. (Masalar, telefonlar, klavyeler kapı kolları, musluk başlıkları, tırabzanlar, tutamaklar vb. sık sık temizlenmeli).

Yurtdışı iş seyahatlerini zorunlu olmadıkça iptal etmeli, yurtdışı seyahatinden gelen çalışanları corona virüs testleri ve ilgili tetkiklerin yapılması amacıyla sağlık kurumlarına yönlendirmeli, çalışanlara sağlık ocaklarından tedbir amaçlı 14 gün boyunca (virüsün kuluçka süresi) istirahat rapor alınmasının sağlanması gerekmektedir. Çalışanın rapor almak istememesi halinde çalışana idari ücretli izin verilmesi veya uzaktan çalışma yolu ile çalışmaları sağlanmalıdır.

Çalışanlar, alt yükleniciler, tedarikçiler arasında hafif grip, nezle, ateş şikâyetleri olanların evlerinde istirahat etmeleri ve işlerini evden yapmaları sağlanmalı.

İş yerinde uzaktan çalışma sistemi uygulanır ise, bu konuda da çalışanlara bilgi verilmesi ve çalışanın onayının alınması gerekmektedir.

Şirket bünyesinde zorunlu olmadıkça toplantı yapmamak, yapılacak toplantıları kısa ve az kişi ile sınırlı tutmak veya toplantıları video konferans aracılığı ile yapmak önerilmektedir.

Şirket bünyesinde gerçekleştirilecek etkinlik, seminer, gibi bütün toplu faaliyetlerin Nisan sonuna kadar iptal edilmesi önerilmektedir.

Şirkette tokalaşma/sarılma vb. yakın temasları sınırlanabilir, çalışanlara bu konuda dikkat etmeleri gerektiği salık verilebilir.

Çalışanlara servis araçları sağlanarak toplu taşıma kullanılmasının önüne geçilebilir. Kullanılan servis araçlarındaki şoförlerin ise maske takması önerilmektedir.

İş Kanunu’nun İşçinin Haklı Nedenle Derhal Fesih Hakkını Düzenleyen Madde 24 şu şekildedir; “Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.” İşbu madde hükmünde işyerinde bulunan bir çalışana koronavirüsü bulaşması durumunda çalışanların iş sözleşmelerini haklı nedenle feshetme hakkı doğacaktır. Bu nedenle işverenlerin azami dikkat göstermeleri gerekmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışanın işverene iş görme ve işverenin de çalışana ücret ödeme borcu bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu zorlayıcı nedenlerle çalışanın iş görme borcunu yerine getiremediği hallerde işverenin ücret ödeme yükümlülüğünü de düzenlemiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun Yarım ücret başlıklı Madde 40’sinde “24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebepler dolayısıyla çalışamayan veya çalıştırılmayan işçiye bu bekleme süresi içinde bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir. İş Kanunu’nun zorlayıcı nedenleri düzenleyen 24. Ve 25. Hükümlerine göre, zorlayıcı sebep nedenleriyle üretimin durması durumunda, işverenin ücret ödeme borcu 1 hafta süreyle yarı ücret tutarında ödenmek koşulu ile devam etmekte olup işbu zorlayıcı sebep yüzünden üretim durması 1 hafta süreden uzun sürer ise iş akdinin askıya alınmış sayılacağı düzenlenmektedir. İşbu hastalığın yayılması ve durumun ağırlaşması, olağanüstü hal ilan edilmesi, sokağa çıkma yasağı gibi sınırlayıcı önlemler alınması, çalışanların işyerine gelememesi, hammadde veya ara malların tedarik edilememesi dolayısıyla işyerlerinde mal ve hizmet üretimin durması durumunda çalışanlara, ücret ödeme yükümlülüğü 1 hafta süreyle yarım ücret şeklinde ödenerek yerine getirilecektir. Üretimin durma süresi 1 haftayı aştığında ise iş akdi askıya alınmış sayılacaktır. İş akdinin askıya alındığı süre zarfında işveren tarafından SGK primlerinin ödenmesi zorunluluğu bulunmamakta, prim ödemesi işverenin inisiyatifine bırakılmaktadır.

İşverenin üretimin veya hizmetin durması hallerinde bir diğer seçeneği “Ücretsiz İzin” uygulamasıdır. Ücretsiz izin, tanımı ve nasıl kullanılacağı kanunda açıkça belirtilmemiştir. 4857 Sayılı İş Kanunu Madde 56 ve 74’te işçiye hak olarak verilen ücretsiz izinler dışında diğer tüm ücretsiz izinlerin tarafların rızasıyla kullanılması gerekmektedir. Yazılı bir teklifin yapılması ve bir ücretsiz izin formunun doldurulması ücretsiz iznin kurala bağlanması içindir. İşçi eğer ücretsiz izni kabul etmiyorsa Yargıtay kararınca bu işçi haklı fesih hakkı elde etmiş olur. Kıdem tazminatını talep edebilir. Ama ihbar tazminatı alamaz. Ücretsiz izin sırasında işçinin iş akdi devam eder. İşçi ücretsiz izinde başka bir yerde çalışırsa bu durum bazı Yargıtay kararlarında işçinin iş akdinin feshi için haklı neden sayılmıştır.

Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 10. Maddesi gereğince, Nisan ve Ekim ayları arasında toplu izin uygulaması yapılabilmektedir, İşbu toplu izin Nisan ayı başından itibaren yasal olarak kullanılabilir ayrıca bu sırada bütün iş alanları dezenfekte etme işlemleri yapılabilir. Somut olayda koronavirüsü ile ilgili durumunun gidişatı belirlenene kadar bütün işçilere o yılki yıllık izinleri kullandırtılabilir.

İşverenene işbu durumda salık verilen tavsiyelerden biri de Kısa Çalışma Uygulaması’na geçilmesidir. Genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere (Cumhurbaşkanı kararı ile 6 aya kadar uzatılabilir.) sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlayan bir uygulamadır. Kısa Çalışma Ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmelik’te kısa çalışma uygulaması “Üç ayı geçmemek üzere işyerinde uygulanan çalışma süresinin, işyerinin tamamında veya bir bölümünde geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılmasını veya süreklilik koşulu aranmaksızın en az dört hafta süreyle faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulmasını” ifade eder biçiminde tanımlanmıştır. Aynı yönetmelikte zorlayıcı sebepler; İşverenin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine imkân bulunmayan, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumları ya da deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumları şeklinde açıklanmıştır. Görüldüğü üzere salgın hastalık kısa çalışma uygulaması yapılabilecek zorlayıcı durumlardan birini teşkil etmektedir. Zorlayıcı sebeplerle işyerinde kısa çalışma yapılmasını talep eden işveren, Kurum birimine, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı işçi sendikasına yazılı bildirimde bulunur. İşverenin kısa çalışma talebinin iş müfettişlerince yapılacak inceleme sonucu uygun bulunması sonrasında, Kısa çalışma ödeneği, çalışmadığı süreler için, işçinin kendisine ve aylık olarak her ayın beşinde ödenir. Ödemeler PTT Bank aracılığı ile yapılmaktadır. Sigortalıya yapılacak olan günlük ödeme sigortalının son on iki aylık prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak günlük ortalama kazancın %60’ı üzerinden gerçekleşmektedir. Ancak bu şekilde yapılacak hesaplama sonucunda bulunan tutar, aylık asgari ücretin brüt tutarının %150’sini geçemeyecektir.
Sonuç olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün işverenlere durumun ağırlaşma ihtimaline istinaden nüfusun bir kısmının evinde kalacak olması, üretimin durma noktasına gelmesi gibi olasılıklara karşı işverenlere hazırlıklı olması ve kendi eylem planlarını yapmasını salık vermektedir. Bu nedenle tarafımızca danışmanlık hizmeti verdiğimiz sizlere önceden tedbir ve aksiyon almanız amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği kapsamında işbu bilgilendirme yazısı iletilmektedir.

[ALINTIDIR]

29/11/2019

Hukuk Genel Kurulu kararlarında isticvap şu şekilde tanımlanmaktadır. “HUMK’nun 230 ve müteakip maddelerinde düzenlenen isticvap, bir davada o dava ile ilgili belli vakıaların açıklığa kavuşturulması, varlığı ve yokluğu konusunda aleyhine olan tarafın ikrarının sağlanması amacıyla hakimin kendiliğinden veya taraflardan birinin isteminin kabulü ile başvurabileceği usuli bir işlemdir. Başlı başına bir ispat vasıtası değildir. Davacı, miktar ve dayanağı hukuki muamelenin niteliğine göre iddiasını yasal delillerle ispat etmek zorundadır.” (HGK’nun 21.6.2006 gün ve 2006/9-315 esas, 2006/465 karar sayılı ilamı). Ayrıca, HUMK’nun 230 ve müteakip maddelerinde düzenlenen isticvap ile HUMK’nun 213 ve 75/2. maddelerinde gösterilen hâkimin müphem gördüğü hususların aydınlatılması için tarafları dinlemesi hallerinin birbirine karıştırılmaması gerekir. İsticvap bir tarafın kendi aleyhine olan belli bir vakıa hakkında sorguya çekilmesidir. HUMK’nun 230. maddesinde tahkikat hâkimi iki taraftan her birini re’sen veya talep üzerine isticvap edebilir denildikten sonra 234. maddesi de, isticvap için çağrılmasına karar verilen tarafa geçerli özrü olmaksızın gelmediği veya tedip olunan soruları cevaplandırmadığı takdirde sorulan vakıaları ikrar etmiş sayılacaktır. Oysa, HUMK’nun 213 veya 75/1. maddelerinde öngörülen biçimde hâkimin müphem gördüğü hususların aydınlatılması amacı ile davalının dinlenilmesidir (HGK’nun 26.06.1996 gün ve 1996/11-385 esas, 1996/508 karar sayılı ilamı) şeklinde tanımlanmıştır

2019-2020 Adli Yılı Ülkemize Hayırlı Olsun.
01/09/2019

2019-2020 Adli Yılı Ülkemize Hayırlı Olsun.

11/07/2019

"Olayda, davacı ile Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü arasında imzalanan hizmet sözleşmesi
irdelendiğinde sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihleri hususunda tereddüte mahal vermeyecek bir
şekilde açık olarak belirleme yapıldığı görüldüğünden sözleşmenin 7.8.2018-31.12.2018 arasında
geçerli olan belirli süreli hizmet sözleşmesi olduğunun sonucuna varıldığı, 15.11.2018 tarihli dilekçe
ile davalı kuruma yapılan başvurunun ise 31.12.2018 tarihinde süresi dolacak olan sözleşmenin bir
dahaki dönemde yenileme isteği olmadığına dair irade açıklamasından ibaret olduğu, istifa iradesi
niteliğinde olmadığı, dolayısıyla tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık olmadığı sonucuna
varılmıştır."

28/06/2019

Temlik sözleşmesinde alacağın miktarı, temlik edenin adı ve imzası bulunmalıdır. Bunun yanında sözleşmeden tarafın temlik etme iradesi olduğu da anlaşılmalıdır. Fakat tarih, temlik yeri ve temlik edilen alacağın miktarı belirtilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Resmi şekil aranmamakla beraber taraflarca temlik sözleşmesinin resmi şekilde yapılacağı kararlaştırılmışsa sözleşme bu şekilde yapılmalıdır. Bu durum temlik vaadinin şekle tabi olmaması ile karıştırılmamalıdır. Bu konu ile ilgili Danıştay 4. Dairesi’nin verdiği bir kararda alacağın temliki sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasının yeterli olduğu, ayrıca noter tasdikine gerek bulunmadığını belirtilmiştir. Somut olayda vergi borcu nedeniyle söz konusu şirket için haciz kararı alınmıştır. Şirket kira alacaklarını temlik sözleşmesi ile başka bir şirkete temlik ettiğini davalı idareye bildirmiştir. Davalı idare ibraz edilen temlik sözleşmesini noter tasdikli olmadığı gerekçesi ile itiraz etmiş ve davacı şirketin temlik itirazı kabul edilmemiştir. Davalı idare bu durumda temlik sözleşmesinin varlığını kabul etmekte fakat buna rağmen sözleşmenin noter tasdikli olmaması sebebi ile güven duygusu oluşturmadığından yola çıkmaktadır. Ancak BK.’ unda temlikin geçerli olabilmesi için sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasını gerekli ve yeterli görülmüş, ayrıca noter tasdiki aranmamıştır. Bu nedenle dava konusu işlemlerin yasaya uygun olmadığı açıktır ve bu doğrultuda davacı şirketin temlik itirazı yerindedir. 14.Hukuk Dairesi 2008/853E. ve 2008/2400K sayılı kararı ile konuya ilişkin olarak şu şekilde bir sonuca varmıştır, “…Bir tanımlama yapmak gerekirse; alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akittir. Borçlar Kanununun 163. hükmüne göre temlik sözleşmesi temlik edenle temlik alan arasındaki yazılı sözleşme ile kurulabilir. Ne var ki alacağın temlikinde aranan yazılı şekil temlik sözleşmesinin resmi şekilde yapılmasına engel değildir. Nitekim uygulamada yükleniciden şahsi hakkını temlik alan üçüncü kişilerin temlik sözleşmesini adi yazılı satış sözleşmesi veya noterde düzenleme şekilde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olarak yaptıkları görülmektedir…”

Address

Cinnah Caddesi No:71/18
Ankara

Opening Hours

Monday 08:30 - 18:30
Tuesday 08:30 - 18:30
Wednesday 08:30 - 18:30
Thursday 08:30 - 18:30
Friday 08:30 - 18:30
Saturday 08:30 - 18:30

Telephone

03124390671

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ateş & Tosun Hukuk ve Danişmanlik Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share