26/10/2021
ULUSLARARASI KORUMA BAĞLAMINDA SON DÖNEMDE TÜRKİYE'YE GELEN AFGANLARIN STATÜSÜ NE OLACAKTIR?
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nda (YUKK) temel olarak yabancıların Türkiye’ye girişi, ikamet usulleri ve uluslararası koruma statüsünün şartları düzenlenmiştir.
Uluslararası koruma, 6458 sayılı Kanun'un üçüncü ve dördüncü kısmında düzenlenmiştir. Üçüncü kısmın birinci bölümünde uluslararası koruma çeşitleri olan mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma tanımlanmış akabinde de uluslararası korumanın haricinde tutulan haller sayılmıştır; ikinci bölümde koruma çeşitlerine ilişkin genel usullere, üçüncü bölümde hak ve yükümlülüklere, dördüncü bölümde ise uluslararası korumaya ilişkin diğer hükümlere yer verilmiştir. Dördüncü kısımda yabancılar ve uluslararası korumaya ilişkin ortak hükümlere yer verilmiştir. Dolayısıyla Kanun'un uluslararası korumaya ilişkin genel çerçevesi özetle bu şekilde olup, bu itibarla önce uluslararası koruma çeşitlerini tanımlayıp akabinde de uluslararası korumanın usul ve esasları hakkında bilgi vermek yerinde olacaktır.
1- Mülteci Nedir?
Türkiye’nin de taraf olduğu Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesinin YUKK md. 61 hükmünde mülteci, ''Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiler'' olarak tanımlanmıştır.
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere sadece Avrupa’dan gelen kişiler mülteci statüsüne sahiptir. Bunun yanında mülteci statüsündeki söz konusu kişinin yabancı olması ve vatandaşı olduğu ülke tarafından diplomatik olarak korunmaması ve bu kişinin vatandaşı olduğu ülkede zulme uğrama riskinin haklı bir dayanağı olması gerekir. Önemle belirtmek lazım ki mültecilik bireyseldir, kitlesel olarak gelenler mülteci statüsü kazanamaz.
Mülteci Kavramı ile Sığınmacı ve Göçmen Kavramı Aynı Şeyi mi İfade Eder?
Her ne kadar Türk Dil Kurumu, mülteci sözcüğünün karşılığını sığınmacı olarak verse de esasen her iki kelime aynı anlama gelmemektedir. Sığınmacı terimi genellikle mülteci statüsü almaya yönelik başvurularının hükümet ya da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından karara bağlanmasını bekleyen kişiler için kullanılmaktadır. Mülteci olmak için başvuruda bulunmuş ancak hakkında henüz bir karar verilmemiş kişiye sığınmacı denilmektedir. Dolayısıyla sığınmacı statüsü geçici bir durumu ifade etmektedir. Başvuru şartlarının eksiksiz bir şekilde tamamlanması bu statü mülteci statüsüne dönüşmekte ve ilgili kişi bu süreç boyunca korumadan yararlanmaktadır. Ayrıca Statüleri resmi olarak tanınmamış olsa da sığınmacılar vatandaşı oldukları ülkelerine zorla geri gönderilemezler.
Göçmen kavramı ise vatandaşı olduğu ülkede, can, ırz ve mal güvenliği tehlikede olmayan maddi ya da sosyal durumlarını iyileştirmek, kendileri veya ailelerinin gelecekten beklentilerini arttırmak gibi sebeplerle vatandaşı oldukları ülkelerinin dışında bir ülke veya bölgeye göç eden kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır.
Mülteciden farklı olarak göçmen, ülkesinde zulme uğrayacağından korktuğu için değil, eğitim ve çalışma gibi sosyo-kültürel ya da ekonomik beklentilerini ülkesinde karşılayamayacağını düşündüğü için kendi arzusu ile ülkesinden ayrılan, gittiği ülkeye yetkililerinin bilgisi ve izni ile yerleşen kişidir. Göçmenler, vatandaşı oldukları ülkelerin haklarından ve korumasından yararlanmaya devam ederler.
2- Şartlı Mülteci Nedir?
Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar sebebiyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında verilen statüyü ifade eder. Üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar, şartlı mültecinin Türkiye’de kalmasına izin verilir.
Türkiye, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesini, 1. maddesindeki mekân bakımından öngörülen seçme hakkını kullanarak “Coğrafi Kısıtlama” ile kabul etmiştir. Buna göre şartlı mülteci; Avrupa dışında meydana gelen olaylar nedeniyle, mülteci tanımındaki şartlara haiz olduğunu iddia ederek, üçüncü ülkelere iltica etmek üzere Türkiye’den uluslararası koruma talebinde bulunan kişidir.
Mültecilikte olduğu gibi, şartlı mültecilik de bireyseldir, kitlesel olarak gelenler şartlı mülteci sıfatına haiz olamazlar. Bu sebeple yazının ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere
Türkiye’de yaşayan Suriyeli nüfus için şartlı mülteci tanımlaması kullanmak doğru olmayacaktır; zira şartlı mülteci statüsü alabilmek için öncelikle statü belirlemesinin yapılması gerekir. Buna karşılık, Suriyeli nüfusun ülkemize gelişi kitlesel akım şeklinde gerçekleşmesi ile statü belirleme işlemini imkansız kılmıştır.
3- İkincil Koruma
Mülteci ve şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen, ancak menşe ülkesine veya ikametgah ülkesine geri gönderildiği takdirde ölüm cezasına mahkum olacak veya ölüm cezası infaz edilecek olan, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak olan, uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak, olması nedeniyle menşe ülkesinin veya ikamet ülkesinin korunmasından yararlanamayan veya söz konusu tehdit nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancı ya da vatansız kişiye, statü belirleme işlemleri sonrasında ikincil koruma statüsü verilir.
Yukarıda yer alan tüm bilgiler ışığında, vatandaşı olduğu haklı sebeplere dayalı korku nedeniyle ülkesinin dışında bulunan ve ülkesinin korumasından yararlanamayan yabancı kişiler için uygulanacak uluslararası koruma statüleri mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma şeklinde belirlenmiştir. Dolayısıyla bir yabancının Türkiye'de uluslararası korumadan yararlanabilmesi için, mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statülerinden birine sahip olması gerekmektedir.
Geçici Koruma, Uluslararası Koruma Statüleri Arasında Sayılmış mıdır?
Uluslararası koruma statüleri ile çoğu kez karıştırılan geçici koruma statüsü uluslararası koruma statüleri arasında yer almamaktadır. Geçici koruma, ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara sağlanan bir korumadır. Başka bir anlatımla kitlesel olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına gelen ve uluslararası koruma talebi bireysel olarak değerlendirmeye alınamayan yabancıların uluslararası koruma ihtiyacının sağlanması için acil çözümler bulmak üzere geliştirilen korumayı ifade etmektedir. İçerik olarak ülke topraklarına serbest olarak kabul, geri gönderilmeme ilkesine riayet ve temel ihtiyaçların karşılanması unsurlarından oluşmaktadır
Türkiye'ye gelen Suriye vatandaşı yabancıların Türkiye'nin coğrafi kısıtlama uygulaması sebebiyle mülteci statüsü kazanmaları mümkün olmamıştır. Suriye’de var olan iç savaş Avrupa dışında yaşanan olaylar kapsamında olduğundan Suriye'den Türkiye'ye gelerek sığınma talebinde bulunan kişilere şartlı mülteci statüsü verilebilir görünse de şartlı mülteci statünün verilebilmesi için de bu kişilerin bireysel koruma başvurusunda bulunmuş olması gerekmektedir. Oysa ki ülkelerinde yaşanan savaştan kaçarak ani ve büyük ölçekli kitlesel akın şeklinde gelen Suriyelilerin uluslararası koruma taleplerinin bireysel olarak değerlendirmeye alınması mümkün olmadığından Türkiye bu kişilere karşı açık kapı politikası benimsemiş ve Ekim 2011 ayından itibaren geçici koruma rejimine aldığını ilan etmiştir.
TALİBAN'IN AFGANİSTAN'I ELE GEÇİRMESİNDEN HEMEN ÖNCE VE SONRA TÜRKİYE'YE YAPILAN AFGAN GÖÇLERİNDE AFGAN MİLLETİ TÜRKİYE'DE ULUSLARARASI KORUMA BAŞVURUSUNDA BULUNABİLECEK Mİ?
Türkiye'ye gelen Afganistan vatandaşı yabancıların Türkiye'nin coğrafi kısıtlama uygulaması sebebiyle mülteci statüsü kazanmaları mümkün değildir. Taliban'ın Afganistan'ı ele geçirmesinden önce Afgan vatandaşlarının şartlı mülteci veya ikincil koruma statüleri ile uluslararası koruma başvurularında bulunabildikleri ve uygulamada bu başvuruların bir kısmının kabul edildiği bir kısmının ise reddedildiği ve hatta ret kararlarının bir kısmının da da yargı kararlarına yansıdığı bilinmektedir. Fakat Taliban'ın Afganistan'ı ele geçirmesinden hemen önce ve sonrasında Afgan vatandaşlarının kitleler halinde Türkiye'ye yasa dışı yollarla girdikleri görülmektedir. Kitleler halinde bir anda yoğun bir Afgan vatndaşı göçünün Türkiye'ye geçiş yapması uluslararası koruma başvurularını sekteye uğratacak gibi görülmektedir. Bu itibarla gelinen aşamada bu iki statü bakımından ise Afgan vatandaşlarının uluslararası koruma statüsüne haiz olup olamayacakları tam bir muamma olup, düzenlenmeye ve önlemler alınmaya muhtaçtır.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) ''Afganistan’a Geri Dönüşlere İlişkin UNHCR Pozisyonu'' başlıklı ve Ağustos 2021 tarihli yazısında konuya ilişkin olarak, ''Uluslararası koruma talebinde bulunan Afganistan vatandaşlarının ve önceden yaşadığı ikamet ülkesi Afganistan olanların başvuruları, bölgesel ve uluslararası mülteci hukukuna uygun olarak adil ve etkili prosedürler çerçevesinde incelenmelidir. UNHCR, Afganistan’da yaşanan gelişmeler nedeniyle Afganistan’ı terk eden kişilerin gerek 1951 Sözleşmesi veya bölgesel hukuki metinler çerçevesinde mülteci olarak gerekse diğer uluslararası koruma türlerinden faydalanan kişiler olarak uluslararası koruma ihtiyaçlarının artmasından endişe duymaktadır. Aynı durum Afganistan’da son dönemde tırmanan şiddet olaylarından önce iltica ülkelerinde bulunan kişiler için de geçerlidir. UNHCR, Afganistan’daki mevcut değişken durumu dikkate alarak, ülkedeki durum istikrar kazanıp bireysel başvurularda uluslararası koruma ihtiyaçlarını değerlendirebilmek için güvenlik ve insan haklarıyla ilgili güvenilir bilgilere ulaşılabilene kadar Afganistan vatandaşlarının ve önceden yaşadığı ikamet ülkesi Afganistan olanların uluslararası koruma ihtiyaçlarına ilişkin karar alma sürecini askıya alan iltica ülkelerinin bu yönde attığı adımları memnuniyetle karşılamaktadır. UNHCR, Afganistan’daki bu istikrarsızlık ortamı göz önüne alındığında Afganların ve önceden yaşadığı ikamet ülkesi Afganistan olan kişilerin dâhili kaçış veya yer değiştirme alternatifi temelinde uluslararası korumadan mahrum bırakılmasının uygun olmayacağı görüşündedir.'' şeklinde görüşünü bildirmiştir.
Görüldüğü üzere gelinen aşamada Afgan vatandaşların Türkiye'de sahip olabileceği uluslararası koruma statüsü konusunda herhangi bir netlik bulunmamaktadır. Fakat yakın zamanda Afgan vatandaşı bir Müvekkilimiz için yapmış olduğumuz ikincil koruma adı altındaki uluslararası koruma başvurumuz akabinde Müvekkil ve çocuğu için “Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kayıt Belgesi” düzenlenerek kendilerine altı ay sonrası için mülakat tarihi verilmiştir.
Bu altı aylık süre boyunca Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kayıt Belgesi ile Müvekkil ve çocuğu başta eğitim ve sağlık olmak üzere ülkemiz tarafından çeşitli haklar sağlanacaktır. Mülakattan sonra Müvekkilin ve çocuğunun uluslararası koruma statüsü alıp alamadığı ve bunlara ilişkin gerekçelere işbu yazının devamında yer verilecektir.
https://arslanhukukdanismanlik.com/