BY Hukuk Ve Danışmanlık Bürosu

BY Hukuk Ve Danışmanlık Bürosu Ankara'da bulunan ofisimizde müvekkillerimize etkin ve çözüm odaklı hukuki hizmet vermekteyiz.

06/12/2021

KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA NEDİR?

Kamulaştırmasız el atma, idarenin, kişiye ait taşınmazı bilerek veya bilmeyerek kamulaştırmaya (istimlak) ilişkin usul ve kurallarına uymaksızın ve bir bedel ödemeksizin işgal ederek kamu hizmetine tahsis etmesidir.
Kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olabilmesi için, kişiye ait gayrimenkulün idare tarafından işgal edilmiş olması ve kanunda öngörülen usul ve esasa uygun tesis edilmiş bir kamulaştırma işlemine dayanmadan gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Ayrıca idare tarafından gerçekleştirilen işgalin kamu hizmetinde kullanmak amacıyla gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. İdarenin hukuk dışı eyleminden kaynaklanan fiili el atma durumu, özel kişiler tarafından gerçekleştirilen haksız fiil teşkil eden eylemlerden hiçbir farkı bulunmamaktadır.
Bu şekilde fiili olarak gerçekleşen kamulaştırmasız el atmalardan doğan zararların adli yargıda dava konusu edilmesi gerekmektedir. Görevli mahkeme bu çerçevede Asliye Hukuk Mahkemeleridir.
Kamulaştırmasız el atma davalarında husumet kamulaştırma yapma yetkisine sahip kamu tüzel kişiliğine yöneltilmelidir.
İdarenin dava konusu taşınmaza el atma tarihi ile dava tarihi arasında geçen döneme ilişkin olarak ecrimisil tazminatı talep edilebilmektedir. Ancak kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasından sonraki dönem için ecrimisil talep edilemez.
Hukuki El Atma: Hukuki el atma İdare tarafından kamulaştırma yapılmaksızın mülkiyet hakkını kısıtlamaya yönelik işlemlerinden kaynaklanmaktadır.
Fiili olarak el koyma olmamasına rağmen, imar planında park, yeşil alan, okul vb. kamu hizmetine ayrılan ya da SİT alanı ilan edilmesi sonucu taşınmaz malikinin taşınmazı üzerindeki tasarruf hakkını kısıtlayan hallerde hukuki el atma söz konusudur. Söz konusu durumlarda taşınmaza verilen fonksiyon gereği mülkiyet hakkı kısıtlanmaktadır.
Fiili olarak el koyma olmayan, ancak idare tarafından hukuki olarak el atılan taşınmazlardan dolayı mülkiyet hakkı zedelenen kişi hukuki el atmanın tespiti ile taşınmaz bedelinin ödenmesi istemiyle idari dava açabilecektir. Açılabilecek idari dava tam yargı davasıdır.



Yazımıza internet sitemizden ulaşabilirsiniz.

29/11/2021

TENKİS DAVASI NEDİR?

Eğer saklı payın ihlali durumu mevcutsa tenkis davası gündeme gelecektir. Tenkis davasının söz konusu olabilmesi için iki koşula ihtiyacı vardır. Bu iki koşul;

1-) Saklı Paylı mirasçının bulunması

2-) Mirasbırakanın tenkise tabi bir tasarrufta bulunmasıdır.

İlk koşulumuzu inceleyecek olursak; murisin altsoyu, eşi ve üstsoyu saklı paylı mirasçıları olabilir. Murisin yansoy hısımları saklı paylı mirasçı olamayacaktır.

İkinci koşulumuzu inceleyecek olursak; tenkise tabi tasarruflar yasada sınırlı şekilde sayılmıştır. Örneğin TMK. 565. Maddesine göre mirasbırakan tarafından yapılan satışlar tenkise tabi değildir. Ancak satışın geçersizliği ileri sürülebilir...

Yazımızın devamına internet sitemizden ulaşabilirsiniz.
https://arslanhukukdanismanlik.com/yayin/tenkis-davasi

28/10/2021

ULUSLARARASI KORUMA BAŞVURUSU NASIL YAPILIR?

1.ADIM: BULUNULAN İLİN VALİLİĞİNE BAŞVURU YAPMAK

• Türkiye’ye gelişin akabinde en kısa sürede bulunulan ile ait Valilik bünyesindeki İl Göç İdaresi Müdürlüklerine bireysel olarak başvuruda bulunulmalı. Her bir aile üyesi bireysel olarak başvuruda bulunmalıdır. Ancak yazılı muvafakatnamenin olması durumunda aile üyeleri adına tek bir kişi başvuruda bulunabilir.

• Bu başvuruda vatandaşı olunan ülkeden ayrılmaya neden olan sebepler yazılı olarak bildirilmeli, bu yazıya ek başvuruya ilişkin bütün belgeler de sunulabilir. Yine bu başvuru sırasında başvurucunun herhangi bir acil sağlık sorunu, engeli veya özel ihtiyacının olup olmadığını, kayıt işlemlerini yapan görevliye bildirmesi gerekir.

• Başvuru sırasında İl Göç İdaresi Müdürlüğü görevlilerince başvurucuların Türkiye’de uyması gereken yükümlülükleri ile hak ve hizmetlere erişimi hakkında bilgiler içeren bilgi broşürü başvurucuya verilir.

• Başvurucunun kayıt yaptırmakta olduğu ilden başka bir ilde ikamet etmek istemesi durumunda, bu talebini içeren dilekçesini gerekçeleri ile birlikte kayıt görevlisine vermesi gerekir. Bu talep İl Göç İdaresi Müdürlüğü görevlileri tarafından değerlendirilir.

• Uluslararası koruma başvurusunun alınmasının akabinde, başvurucunun anladığı dilde “Uluslararası Koruma Başvuru Sahiplerine Tebliğ Edilecek Hususlar” adlı belge kayıt görevlisi tarafından başvurucuya verilecektir.

2. ADIM: KAYIT RANDEVUSUNA GİTMEK

• Başvurucu ve ailesinin her üyesi için ayrı bir kayıt formu doldurulur.

• İl Göç İdaresi Müdürlüğü görevlileri, başvurucu ve başvurucunun aile üyelerinin parmak izlerini ve fotoğraflarını alır. 7 yaş altı çocukların parmak izi kaydı alınmamaktadır.

• Kayıt sırasında başvurucuya ülkesinden ayrılmaya neden olan sebepler hakkında sorular sorulur.

• Başvurucunun beraberinde getirmiş olduğu ilgili belgeleri sunması istenir. Bu belgelerin kopyaları alınarak asılları başvurucuya geri verilir.

• Kayıt sırasında başvurucunun vereceği bilgiler ona geri okunur. Eksik veya yanlış bilgi olması durumunda başvurucu bunu kayıt aşamasında bildirmelidir.

• Oluşturulan kayıt formu başvurucu tarafından imzalanarak bu formun bir nüshası başvurucuya verilir.

• Başvurucu tarafından tercüme hizmetinin istenmesi halinde Tercümanlık hizmetleri İl Göç İdaresi Müdürlüğü görevlileri tarafından sağlanır.

3. ADIM: KAYIT SONRASI İŞLEMLER TAKİP EDİLMELİ

• Kayıt sonrasında başvurucu ve aile üyeleri için “Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kayıt Belgesi” ücretsiz olarak düzenlenir. Bu belgenin geçerlilik süresi belgenin üzerinde belirtilir. Bu süre bitmeden, süre uzatımı yaptırmak üzere İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne başvurmak gerekmektedir.

• Mülakatın tarihi ve saati başvurucuya bildirilir.

• Kayıt prosedürlerini takiben başvurucunun 20 gün içerisinde adresini İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü’ne kayıt ettirmesi gerekmektedir. İlgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından başvurucu ile ilgili hususlarda yapılacak bildirimler, belirtilen bu adrese yapılır.

• Başvurucunun düzenli olarak İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne bildirim yapması ve imza vermesi istenir. Bildirim yükümlülüğünün hangi sıklıkla yerine getirilmesi gerektiği başvurucuya kayıt görevlileri tarafından bildirilir. Bu görevin yerine getirilmemesi halinde başvurucunun dosyası kapanabilir ve hakkında sınır dışı edilme kararı alınabilir.

4. ADIM: MÜLAKAT AŞAMASI

• Başvurucunun ülkesinden ayrılmasına neden olan sebepleri ayrıntıları ile anlatması ve her zaman doğruyu söylemesi gerekmektedir.

• Başvurucu bir avukat tarafından temsil ediliyorsa, yazılı talebi olması halinde avukatı da mülakatında hazır bulunabilir.

• Başvurucu tercüman ile iletişimde sıkıntı yaşadığını fark ederse bu durumu mülakatı yapan görevliye bildirmelidir.

• Görevli kişi mülakat sırasında başvurucunun beyanını bir forma kaydeder. Görevliler aynı zamanda mülakatı sesli ve görsel olarak kaydeder.

• Mülakatın sonunda formdaki bilgiler başvurucuya geri okunur. Düzeltme yapılması ya da ekleme yapılması istenen konuların olması durumunda başvurucunun bunları bu aşamada belirmesi gerekir.

Mülakat aşamasının da tamamlanmasıyla başvuru hakkında Uluslararası koruma statüsü hakkında kabul veya ret kararı verilir.

https://arslanhukukdanismanlik.com/yayin/koruma-basvuru

26/10/2021

ULUSLARARASI KORUMA BAĞLAMINDA SON DÖNEMDE TÜRKİYE'YE GELEN AFGANLARIN STATÜSÜ NE OLACAKTIR?

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nda (YUKK) temel olarak yabancıların Türkiye’ye girişi, ikamet usulleri ve uluslararası koruma statüsünün şartları düzenlenmiştir.
Uluslararası koruma, 6458 sayılı Kanun'un üçüncü ve dördüncü kısmında düzenlenmiştir. Üçüncü kısmın birinci bölümünde uluslararası koruma çeşitleri olan mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma tanımlanmış akabinde de uluslararası korumanın haricinde tutulan haller sayılmıştır; ikinci bölümde koruma çeşitlerine ilişkin genel usullere, üçüncü bölümde hak ve yükümlülüklere, dördüncü bölümde ise uluslararası korumaya ilişkin diğer hükümlere yer verilmiştir. Dördüncü kısımda yabancılar ve uluslararası korumaya ilişkin ortak hükümlere yer verilmiştir. Dolayısıyla Kanun'un uluslararası korumaya ilişkin genel çerçevesi özetle bu şekilde olup, bu itibarla önce uluslararası koruma çeşitlerini tanımlayıp akabinde de uluslararası korumanın usul ve esasları hakkında bilgi vermek yerinde olacaktır.

1- Mülteci Nedir?

Türkiye’nin de taraf olduğu Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesinin YUKK md. 61 hükmünde mülteci, ''Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiler'' olarak tanımlanmıştır.
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere sadece Avrupa’dan gelen kişiler mülteci statüsüne sahiptir. Bunun yanında mülteci statüsündeki söz konusu kişinin yabancı olması ve vatandaşı olduğu ülke tarafından diplomatik olarak korunmaması ve bu kişinin vatandaşı olduğu ülkede zulme uğrama riskinin haklı bir dayanağı olması gerekir. Önemle belirtmek lazım ki mültecilik bireyseldir, kitlesel olarak gelenler mülteci statüsü kazanamaz.

Mülteci Kavramı ile Sığınmacı ve Göçmen Kavramı Aynı Şeyi mi İfade Eder?

Her ne kadar Türk Dil Kurumu, mülteci sözcüğünün karşılığını sığınmacı olarak verse de esasen her iki kelime aynı anlama gelmemektedir. Sığınmacı terimi genellikle mülteci statüsü almaya yönelik başvurularının hükümet ya da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından karara bağlanmasını bekleyen kişiler için kullanılmaktadır. Mülteci olmak için başvuruda bulunmuş ancak hakkında henüz bir karar verilmemiş kişiye sığınmacı denilmektedir. Dolayısıyla sığınmacı statüsü geçici bir durumu ifade etmektedir. Başvuru şartlarının eksiksiz bir şekilde tamamlanması bu statü mülteci statüsüne dönüşmekte ve ilgili kişi bu süreç boyunca korumadan yararlanmaktadır. Ayrıca Statüleri resmi olarak tanınmamış olsa da sığınmacılar vatandaşı oldukları ülkelerine zorla geri gönderilemezler.

Göçmen kavramı ise vatandaşı olduğu ülkede, can, ırz ve mal güvenliği tehlikede olmayan maddi ya da sosyal durumlarını iyileştirmek, kendileri veya ailelerinin gelecekten beklentilerini arttırmak gibi sebeplerle vatandaşı oldukları ülkelerinin dışında bir ülke veya bölgeye göç eden kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır.
Mülteciden farklı olarak göçmen, ülkesinde zulme uğrayacağından korktuğu için değil, eğitim ve çalışma gibi sosyo-kültürel ya da ekonomik beklentilerini ülkesinde karşılayamayacağını düşündüğü için kendi arzusu ile ülkesinden ayrılan, gittiği ülkeye yetkililerinin bilgisi ve izni ile yerleşen kişidir. Göçmenler, vatandaşı oldukları ülkelerin haklarından ve korumasından yararlanmaya devam ederler.

2- Şartlı Mülteci Nedir?

Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar sebebiyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında verilen statüyü ifade eder. Üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar, şartlı mültecinin Türkiye’de kalmasına izin verilir.

Türkiye, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesini, 1. maddesindeki mekân bakımından öngörülen seçme hakkını kullanarak “Coğrafi Kısıtlama” ile kabul etmiştir. Buna göre şartlı mülteci; Avrupa dışında meydana gelen olaylar nedeniyle, mülteci tanımındaki şartlara haiz olduğunu iddia ederek, üçüncü ülkelere iltica etmek üzere Türkiye’den uluslararası koruma talebinde bulunan kişidir.

Mültecilikte olduğu gibi, şartlı mültecilik de bireyseldir, kitlesel olarak gelenler şartlı mülteci sıfatına haiz olamazlar. Bu sebeple yazının ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere
Türkiye’de yaşayan Suriyeli nüfus için şartlı mülteci tanımlaması kullanmak doğru olmayacaktır; zira şartlı mülteci statüsü alabilmek için öncelikle statü belirlemesinin yapılması gerekir. Buna karşılık, Suriyeli nüfusun ülkemize gelişi kitlesel akım şeklinde gerçekleşmesi ile statü belirleme işlemini imkansız kılmıştır.

3- İkincil Koruma

Mülteci ve şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen, ancak menşe ülkesine veya ikametgah ülkesine geri gönderildiği takdirde ölüm cezasına mahkum olacak veya ölüm cezası infaz edilecek olan, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak olan, uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak, olması nedeniyle menşe ülkesinin veya ikamet ülkesinin korunmasından yararlanamayan veya söz konusu tehdit nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancı ya da vatansız kişiye, statü belirleme işlemleri sonrasında ikincil koruma statüsü verilir.

Yukarıda yer alan tüm bilgiler ışığında, vatandaşı olduğu haklı sebeplere dayalı korku nedeniyle ülkesinin dışında bulunan ve ülkesinin korumasından yararlanamayan yabancı kişiler için uygulanacak uluslararası koruma statüleri mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma şeklinde belirlenmiştir. Dolayısıyla bir yabancının Türkiye'de uluslararası korumadan yararlanabilmesi için, mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statülerinden birine sahip olması gerekmektedir.

Geçici Koruma, Uluslararası Koruma Statüleri Arasında Sayılmış mıdır?

Uluslararası koruma statüleri ile çoğu kez karıştırılan geçici koruma statüsü uluslararası koruma statüleri arasında yer almamaktadır. Geçici koruma, ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara sağlanan bir korumadır. Başka bir anlatımla kitlesel olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına gelen ve uluslararası koruma talebi bireysel olarak değerlendirmeye alınamayan yabancıların uluslararası koruma ihtiyacının sağlanması için acil çözümler bulmak üzere geliştirilen korumayı ifade etmektedir. İçerik olarak ülke topraklarına serbest olarak kabul, geri gönderilmeme ilkesine riayet ve temel ihtiyaçların karşılanması unsurlarından oluşmaktadır

Türkiye'ye gelen Suriye vatandaşı yabancıların Türkiye'nin coğrafi kısıtlama uygulaması sebebiyle mülteci statüsü kazanmaları mümkün olmamıştır. Suriye’de var olan iç savaş Avrupa dışında yaşanan olaylar kapsamında olduğundan Suriye'den Türkiye'ye gelerek sığınma talebinde bulunan kişilere şartlı mülteci statüsü verilebilir görünse de şartlı mülteci statünün verilebilmesi için de bu kişilerin bireysel koruma başvurusunda bulunmuş olması gerekmektedir. Oysa ki ülkelerinde yaşanan savaştan kaçarak ani ve büyük ölçekli kitlesel akın şeklinde gelen Suriyelilerin uluslararası koruma taleplerinin bireysel olarak değerlendirmeye alınması mümkün olmadığından Türkiye bu kişilere karşı açık kapı politikası benimsemiş ve Ekim 2011 ayından itibaren geçici koruma rejimine aldığını ilan etmiştir.

TALİBAN'IN AFGANİSTAN'I ELE GEÇİRMESİNDEN HEMEN ÖNCE VE SONRA TÜRKİYE'YE YAPILAN AFGAN GÖÇLERİNDE AFGAN MİLLETİ TÜRKİYE'DE ULUSLARARASI KORUMA BAŞVURUSUNDA BULUNABİLECEK Mİ?

Türkiye'ye gelen Afganistan vatandaşı yabancıların Türkiye'nin coğrafi kısıtlama uygulaması sebebiyle mülteci statüsü kazanmaları mümkün değildir. Taliban'ın Afganistan'ı ele geçirmesinden önce Afgan vatandaşlarının şartlı mülteci veya ikincil koruma statüleri ile uluslararası koruma başvurularında bulunabildikleri ve uygulamada bu başvuruların bir kısmının kabul edildiği bir kısmının ise reddedildiği ve hatta ret kararlarının bir kısmının da da yargı kararlarına yansıdığı bilinmektedir. Fakat Taliban'ın Afganistan'ı ele geçirmesinden hemen önce ve sonrasında Afgan vatandaşlarının kitleler halinde Türkiye'ye yasa dışı yollarla girdikleri görülmektedir. Kitleler halinde bir anda yoğun bir Afgan vatndaşı göçünün Türkiye'ye geçiş yapması uluslararası koruma başvurularını sekteye uğratacak gibi görülmektedir. Bu itibarla gelinen aşamada bu iki statü bakımından ise Afgan vatandaşlarının uluslararası koruma statüsüne haiz olup olamayacakları tam bir muamma olup, düzenlenmeye ve önlemler alınmaya muhtaçtır.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) ''Afganistan’a Geri Dönüşlere İlişkin UNHCR Pozisyonu'' başlıklı ve Ağustos 2021 tarihli yazısında konuya ilişkin olarak, ''Uluslararası koruma talebinde bulunan Afganistan vatandaşlarının ve önceden yaşadığı ikamet ülkesi Afganistan olanların başvuruları, bölgesel ve uluslararası mülteci hukukuna uygun olarak adil ve etkili prosedürler çerçevesinde incelenmelidir. UNHCR, Afganistan’da yaşanan gelişmeler nedeniyle Afganistan’ı terk eden kişilerin gerek 1951 Sözleşmesi veya bölgesel hukuki metinler çerçevesinde mülteci olarak gerekse diğer uluslararası koruma türlerinden faydalanan kişiler olarak uluslararası koruma ihtiyaçlarının artmasından endişe duymaktadır. Aynı durum Afganistan’da son dönemde tırmanan şiddet olaylarından önce iltica ülkelerinde bulunan kişiler için de geçerlidir. UNHCR, Afganistan’daki mevcut değişken durumu dikkate alarak, ülkedeki durum istikrar kazanıp bireysel başvurularda uluslararası koruma ihtiyaçlarını değerlendirebilmek için güvenlik ve insan haklarıyla ilgili güvenilir bilgilere ulaşılabilene kadar Afganistan vatandaşlarının ve önceden yaşadığı ikamet ülkesi Afganistan olanların uluslararası koruma ihtiyaçlarına ilişkin karar alma sürecini askıya alan iltica ülkelerinin bu yönde attığı adımları memnuniyetle karşılamaktadır. UNHCR, Afganistan’daki bu istikrarsızlık ortamı göz önüne alındığında Afganların ve önceden yaşadığı ikamet ülkesi Afganistan olan kişilerin dâhili kaçış veya yer değiştirme alternatifi temelinde uluslararası korumadan mahrum bırakılmasının uygun olmayacağı görüşündedir.'' şeklinde görüşünü bildirmiştir.

Görüldüğü üzere gelinen aşamada Afgan vatandaşların Türkiye'de sahip olabileceği uluslararası koruma statüsü konusunda herhangi bir netlik bulunmamaktadır. Fakat yakın zamanda Afgan vatandaşı bir Müvekkilimiz için yapmış olduğumuz ikincil koruma adı altındaki uluslararası koruma başvurumuz akabinde Müvekkil ve çocuğu için “Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kayıt Belgesi” düzenlenerek kendilerine altı ay sonrası için mülakat tarihi verilmiştir.
Bu altı aylık süre boyunca Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kayıt Belgesi ile Müvekkil ve çocuğu başta eğitim ve sağlık olmak üzere ülkemiz tarafından çeşitli haklar sağlanacaktır. Mülakattan sonra Müvekkilin ve çocuğunun uluslararası koruma statüsü alıp alamadığı ve bunlara ilişkin gerekçelere işbu yazının devamında yer verilecektir.

https://arslanhukukdanismanlik.com/

İZALE-İ ŞUYU ( ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ) DAVASI NEDİR?İzale-i Şuyu veya ortaklığın giderilmesi davası, paylı veya elbirliğ...
22/10/2021

İZALE-İ ŞUYU ( ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ) DAVASI NEDİR?
İzale-i Şuyu veya ortaklığın giderilmesi davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz malda ortaklar arasındaki paylı veya elbirliği ile mülkiyet birlikteliğini sona erdiren ve birlikte mülkiyetten ferdi ( kişisel ) mülkiyete geçmeyi sağlayan bir dava türüdür.
Ortaklığın giderilmesi (İzale-i Şuyu) iki şekilde mümkündür:
Aynen Taksim Suretiyle İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi): Taşınır veya taşınmaz malın aynen bölünmesidir.
Satış Suretiyle İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi): Taşınır veya taşınmaz malın icra yoluyla satılarak bedelinin paydaşlar arasında bölüştürülmesidir.
Paydaşlar herhangi bir zaman sınırlaması söz konusu olmaksızın bu davayı açabilir. Birlikte mülkiyete konu mal üzerinde sınırlı ayni hakkın yer alması, rehnin veya ipoteğin mevcut olması bu davanın açılmasına engel teşkil etmemektedir.
İzale-i Şuyu davası veya Ortaklığın Giderilmesi davasında davacının davadan feragat etmesi halinde davalıların dosyayı takip etmek istemeleri durumunda dosya işlemden kaldırılmayacaktır.
İzale-i Şuyu veya ortaklığın giderilmesi davası sonucunda hükmedilecek yargılama giderine hem davacı hem davalı payları oranında katlanacaktır.
Ortaklığın Giderilmesi ( İzale-i Şuyu ) Davasının Tarafları Kimlerdir?
Türk Medeni Kanunu m. 698/1 hükmü gereğince paydaşlardan her biri birlikte mülkiyete konu menkul veya gayrimenkulun paylaşılmasını isteme hakkına sahiptir. Tüm paydaşların, hisse sahiplerinin davaya dahil edilmesi gerekmektedir. Tüm paydaşlar davaya dahil edilmeden davanın sonuçlandırılması mümkün değildir.
İzale-i Şuyu veya Ortaklığın Giderilmesi Davası açabilme hakkı paydaşlık sıfatından kaynaklandığı için, mülkiyet hakkını tescil dışında kazanmış mirasçılar da bu davayı açabilir. Mirasçıların bu davayı açabilmeleri için tapuda devir işlemini yaptırmış olmaları gerekmemektedir. Mahkemeler tarafından mirasçılık belgesinin dosyaya sunulması istenmektedir.
İzale-i Şuyu ( Ortaklığın Giderilmesi ) Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir ?
Taşınır veya Taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalarda görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise paylı malın taşınmaz olması halinde, HMK m. 12 hükmü gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Örneğin; Ankara merkez adliyesinin yargı çevresinde bulunan bir arsa için açılacak izale-i şüyu davasında yetkili mahkeme Ankara mahkemeleridir. Polatlı ilçesinde bulunan bir gayrimenkul için açılacak izale-i şüyu davasında ise Polatlı Sulh Hukuk Mahkemeleri yetkilidir.
Paylı malın taşınır mal olması halinde ise yetkili mahkeme davalının davanın açıldığı zamandaki yerleşim yeri mahkemesidir.
Aynen Taksim Suretiyle İzale-i Şuyu ( Ortaklığın Giderilmesi )
Türk Medeni Kanunu m. 699/2 hükmü gereğince hakim paylaşma yaparken önce aynen paylaşmanın mümkün olup olmadığı hususunu değerlendirecektir. Aynen Taksim Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi için paylı malın aynen paylaşıma elverişli olması gerekmektedir. Eğer aynen taksim, paylı malın değerini düşürecekse, paylı malın aynen taksimi mümkün değilse ya da paylı malın aynen taksimine engel bir durum varsa nakden yani satış suretiyle ortaklığın giderilmesi söz konusu olacaktır.
Aynen taksim, birlikte mülkiyete konu malın paydaşlarının payları ile orantılı olarak, paydaş sayısınca parçalara bölünmesi ve paydaşların kendine tahsis edilen parçalar üzerinde mülkiyet hakkı kurması suretiyle kişisel mülkiyete geçilmesidir. Aynen taksimin mümkün olması durumunda nakden paylaşım yoluna gidilemez.
Satış Suretiyle İzale-i Şuyu ( Ortaklığın Giderilmesi )
Taşınır veya taşınmaz malın aynen taksimi mümkün değilse ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilir. Satış Suretiyle ortaklığın giderilmesinde taşınır veya taşınmaz malın paraya çevrilmesi ve satış neticesinde elde edilen belin paydaşlara payları oranında bölüştürülmesi sağlanır. Satış suretiyle ortaklığın giderilmesinde TMK 699/3’ e göre ancak açık arttırma ile satış şeklinde gerçekleştirilecektir.
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası, teknik bir dava olup mutlaka gayrimenkul avukatı ile takip edilmelidir.

https://arslanhukukdanismanlik.com/yayin/izale-isuyu

11/09/2021

MURİS MUVAZAASI NEDENİYLE TAPU İPTALİ VE TESCİLİ DAVASI

Uygulamada Muris Muvazaası olarak adlandırılan bu tür işlemlerde, miras bırakan mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için asıl amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazını, tapu sicilinde yaptığı resmi sözleşmede satış suretiyle ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesi göstermek suretiyle bir başkasına devretmektedir. Bu tür işlemlerde miras bırakanın amacı herhangi bir mirasçıdan ya da mirasçılardan mal kaçırmaktır...

Yazımızın devamına internet sitemizden ulaşabilirsiniz.

https://arslanhukukdanismanlik.com/yayin/muris-muvazaasi

Yargıtaya göre; İstifa eden işçi istifa dilekçesini tehdit ve baskı altında imzaladığını ispat edemediği takdirde kıdem ...
30/04/2021

Yargıtaya göre; İstifa eden işçi istifa dilekçesini tehdit ve baskı altında imzaladığını ispat edemediği takdirde kıdem tazminatına hak kazanamayacaktır.

30/10/2020

İcra Takibi ile ilgili yazımız yayınlanmıştır.

Address

Kavaklıdere Mah. John F. Kennedy Caddesi No: 13/6 Çankaya
Ankara
06680

Opening Hours

Monday 08:30 - 18:30
Tuesday 08:30 - 18:30
Wednesday 08:30 - 18:30
Thursday 08:30 - 18:30
Friday 08:30 - 18:30
Saturday 08:30 - 18:30

Telephone

+905326914820

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when BY Hukuk Ve Danışmanlık Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share