10/08/2026
Biraz uzun bir yazı ama okumanızı tavsiye ederim. Atatürk'ün suriye Afrin raco da katme zaferini planladığı ve kazandığı karargahından bir yazım ... Ve siz kıymetli takipçilerim için çektiğim bir kaç resim...
Suriye Raco'nun Türk milleti ve devleti için sadece stratejik değil tarihi önemi de var.
Teröristlerden temizlenen Raco beldesi , Mustafa Kemal Atatürk'ün 1918'de Katme savaşını planladığı ve Savaşı'nın ardından ordu karargahını taşıdığı bölge olarak biliniyor.
Raco, Birinci Dünya Savaşı sırasında 1918'de Mustafa Kemal Atatürk'ün komutasındaki Osmanlı ordularının 7'nci Kolordusu'na ev sahipliği yaptı.
Atatürk ordu karargahını Afrin'deki Raco'ya kurdu. İngiliz ve asi Arap kuvvetlerine karşı kazanılan Birinci Dünya Savaşı'nın son meydan muharabesi olarak bilinen Katme Meydan Muharebesi'ni planladığı ve kazandığı karargah burası.
Bu zaferden tam 100 yıl sonra Türk askeri Raco'ya girdi. Raco, Türk silahlı kuvvetleri ve Fatih Sultan Mehmet tümeninin Afrin’de ele geçirdiği 120’den fazla nokta arasında ikinci büyük belde oldu.
Kimsenin bilmediği Mustafa Kemal paşa önderliğinde katme zaferi ise şu şekilde kazanıldı.
Halep Sokak Savaşları
İngilizlerle birlikte hareket eden Şerif Faysal'ın kuvvetleri 23 Eylül 1918'de Halep'e saldırdı. Halep halkının bir kısmı da bu isyancı Araplara katıldı.
Halep'te Baron Otel'i karargâh olarak kullanan Atatürk, 25 Eylül 1918'de Halep'te sokak savaşlarını yönetti ve burada yaralandı.
O sabah Halep'te silahlar patlıyor. Atatürk kaldığı otelin balkonundan bakınca bir kalabalığın otele hücum ettiğini görüyor. Durumu kavrayıp kırbacıyla önce kalabalığı otelin dışına çıkarıyor. Alt kattaki taraçaya indiğinde Halep kumandanının heyecandan okuyamadığı bir raporu okuyunca Halep'in saldırıya uğradığını anlıyor. Bulunduğu otelden çıkıp sağa saparak dört yol ağzına geliyor. Bütün yolları tutturuyor. Akşam olmak üzere… Bu sırada düşman uçağından atılan bombalara, bazı damlardan atılan bombalar katılıyor. Anılarında, “Bu beni güldürdü. Çünkü ben bu Halep'i savunmayı düşünüyordum” diyor.
Atatürk şöyle devam ediyor: “Bulunduğum yerden ileride birçok adamın yere serildiğini görüyordum. Bunlar beni yalnız zannederek hücum eden zavallılardı. Ben Halep şehrinde özel deyimle, sokak muharebesini idare ettim. Hücum edenler tamamen mağlup ve perişan olarak kovuldular ve takip olundular. Şehirde duruma tamamen hâkim oldum ve sükûnet geri geldi. Akşam yaklaşmıştı. Sokak muharebesini idare ettiğim noktanın yanında şoförüm beni bekliyordu. İşaret ettim, bulunduğum noktaya yanaştı. Otomobile binmeden önce Halep kumandanına emirlerimi ve talimatımı verdim. Verdiğim talimatta esas olan şu nokta vardı: Bu akşam Halep ilerisindeki kuvvetleri geri çekeceğim, yarın Halep'in kuzeybatısında İngiliz ve Araplarla muharebe edeceğim. Buna göre hareketi düzenleyiniz.” (Falih Rıfkı Atay, Atatürk'ün Bana Anlattıkları, s. 67-69).
Atatürk, ertesi gün, Ekim'de Halep'in kuzeybatısında, İngilizler ve Araplarla savaşmaya hazırlanıyordu.
Katma Zaferi (26 Ekim 1918)
Türk Ordusu'nun geri çekildiğini düşünen İngiliz-Arap kuvvetleri rahatlamış ve galibiyet sarhoşluğundayken Mustafa Kemal Atatürk Raco da Hanif Ağa'nın kendisine tahsis ettiği konağı karargaha çevirdi ve burada Hanif ağa tarafından tedavi edilirken bir yandanda karşı taarruz planlarını hazırladı. Ve 26 Ekim 1918'de Mustafa Kemal paşa önderliğinde Türk ordusu, hanif ağa ve bölgedeki diğer Türkmen ve kürt aşiretlerden toplanan 3 bin atlı ile saldırdılar. İngiliz ve Arap kuvvetleri hiç beklemedikleri bir direniş ve taarruz ile karşılaştılar, yenilip geri çekildiler. Atatürk, çok güçlü bir İngiliz atlı tümenini geri püskürterek I. Dünya Savaşı'nın son muharebesini kazandı. Böylece 19 Eylül 1918'de Yafa'nın kuzeyinde başlayan İngiliz saldırısını, 500 km'yi aşan bir ilerlemeden sonra, 26 Ekim 1918'de Katme bölgesinde; İskenderun, Beylan, Dir Cemal, Telrifat çizgisinde durdurdu. İki gün sonra Antakya'yı da kontrol etti.
Atatürk, anılarında, Katma Zaferi'yle güneyde “Türk süngüleriyle sınır çizdim” diyor: “İşte orada bu zafer sonucu bir hat belirledim ve kuvvetlerime, ‘düşman bu hattın ilerisine geçmeyecektir' diye emir verdim. Gerek Erzurum Kongresi'nde, gerek Sivas Kongre'sinde Türkiye'nin milli sınırlarını belirlemek için ben Türk süngülerinin çizdiği bu hattı ileri sürdüm…” (Atay, s. 70).
30 Ekim 1918'de Osmanlı, Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzalayıp teslim olduğunda Atatürk teslim olmamıştı, hiçbir zaman da teslim olmadı.
Atatürk 30 Ekim 1918'de 7. Ordu Karargâhı'nı Racu'ya -işte şu anda resimlerini paylaştığım Hanif Ağa'nın konağına( karargâha) taşıdı. Bu konağın bulunmasında ve restore edilmesinde emeği geçen Türk silahlı kuvvetlerimize ve bu tarihi ortaya çıkaran sonra kendi imkanları ile restore eden Fatih Sultan Mehmet Tümen komutanımız Mahmut komutana, Doğan komutana ve Basri komutanlarımıza Türk milleti adına minnetlerimi sunar teşekkür ederim. Varlıkları daim olsun ayaklarına taş değmesin.... Video çekimini ileriki zamanlarda paylaşacağım.
Demem o ki, sürekli Atatürk'ün izlerini silmeye çalışanlar dikkat etsinler! Sadece Anadolu'da; Amasya'da, Sivas'ta, Erzurum'da dağil, Suriye'de; Şam'da, Halep'te, Katme'de, Afrin'de, Racu'da da, Trablusgarp ta, mekadenyoda her an karşılarına Atatürk'ten bir iz çıkabilir ve çıkıyor, çıkacakta.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk paşamız olmak üzere O bölgede şehit düşen Tüm Askerlerimize ve o bölgedeki gönüllü olarak destek veren tüm aşiret mensuplarını rahmet minnet ve saygı ile anıyorum. Kutlu timleri şad mekanları cennet olsun...
Afrinden tüm sayfa arkadaşlarıma esenlikler gönderiyorum.
☪︎ ЋץҐИ ☪︎
Süleyman Efe Kocazeybek 🇹🇷🇦🇿🇺🇿🇹🇲🇰🇬🇰🇿🇭🇺