05/02/2026
BİR YERDE ÇÜRÜME VARSA, AYNASI YARGIDIR
Yapılmak istenen “Anayasa Değişikliği” özellikle idarenin işlem, karar veya ihmallerine ilişkin yegâne yargı yetkisine sahip Yüksek İdare Mahkemesi’ni bir istinaf mahkemesi haline getirmek,
ve ilçelerdeki kaza mahkemelerinin de bu işlem, karar veya ihmalleri denetlemesinin önünü açmak içindir. Yine Yüksek Mahkeme’deki yargıç sayısı küçük bir değişiklikle artırılıyor.
Bunun yapılmasıyla özellikle Yüksek Mahkeme’nin ve onun bünyesinde yer alan YİM’in daha etkin çalışması öngörülüyor.
Peki, bir vatandaş veya hakkı ihlal edilen bir kişi Yüksek İdare Mahkemesi’nde neden dava açar?
Neden YİM’in bu kadar yükü var?
Yargı genelinde ve mahkemelerde görev ifa eden yargıçlar özelinde bir iş yükü olduğu gerçek. Özellikle ceza davalarında ciddi bir artış var.
Ancak bence YİM davalarında iş yükünden çok, etkin denetim eksikliğinden bahsedilebilir. Bu nedenle yapılmak istenen değişikliğin vatandaşın daha etkin sonuç alabilmesi için özünde faydalı olacağı kanaatindeyim.
Ancak ben,
YİM’in huzurundaki idari davaların neden bu kadar çoğaldığına özellikle dikkat çekmek istiyorum.
Üstel, “yargının önünü açacağız” derken, etrafındaki bürokratların bazılarının kriminal suçlara karıştıklarını, hemen hemen bütün bakanlıklarda rüşvet, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma skandallarının her gün ortaya çıkmakta olduğunu, Bakanlar Kurulu kararlarıyla yaptıkları birçok idari işlemin de yasal dayanaktan yoksun ve hatta suç içeren işlemler olduğunu ise görmezden geliyor.
Tamam biliyoruz, işlerine öyle geliyor.
Ancak erken seçim korkusuyla yine referandum arkasına sığınmak amacıyla böylesine bir mesaj yayınlayınca bir iki kelam etmek de gerekli oldu.
Biliyoruz ki, dağıttıkları kırsal kesim arsaları, ormanlık alanlara yapılan talan, kapişari vatandaşlıklar ve zengini daha zengin etme ideali üzerine kurulan tüm bu kokuşmuş siyaset elbette yargının yükünü artırır.
Örneğin bugün Juju’nun davası var diye Güzelyurt Ceza Mahkemesi kilit halde, vatandaşın yıllardır beklediği davalarının görüşülmesi yine erteleniyor.
Aynısını Kıbrıslı Rumların tutuklanması olayında İskele’de yaşadık. Orada da siyasi zihniyet iş başındaydı. YİM’de ise yapılan hukuksuzlukları durdurmak için ara emirleri görüşülüyor, savcılar yoğun, devletin “işini bilen” bürokratlarının aldığı kararlara karşı adalet arayan vatandaş ise mahkeme koridorlarını arşınlıyor.
Bir yerde çürüme varsa, aynası yargıdır.
Elbette, ayan beyan ortadadır ki, bu çürümüş siyasi zihniyet yargının işleyişini de olumsuz etkiliyor.
Yolsuzluk varsa,
Talan varsa,
Adam kayırmacılık,
Sahte diplomalı bürokratlar,
Sahte diplomalı siyasiler,
Rüşvet ağaları ve amirleri,
Komisyon yiyen bakanlar,
Dokunulmazlık arkasına sığınan kabadayılar,
Varsa bugün bu ülke siyasetinde,
Sormazlar mı:
Elleriniz kirli efendiler, önce ellerinizi temizleyin,
sonra yargının işi her halükârda azalır!
İhaleleri iç etmez, rüşvet yemezseniz, hak yiyerek kırsal kesim arsalarını zenginlere dağıtmaz, hukuksuz davranmaz ve idareyi kirletmezseniz,
YİM’in dava yükü de azalır, referanduma da gerek kalmaz.
Üstel, önce ellerini yıka, sonra etrafını, sonra da yargıyı rahat bırak.
Biz sizden arınalım, yargı da sizden arınsın.