17/12/2022
MEMURA VERİLEN DİSİPLİN CEZASINA İTİRAZ
İletişim: Olbers Hukuk
[email protected]
Devlet Memurları Kanunu madde 125 gereğince; devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller belirtilmiştir. Kanunda sayılan nedenlerden birinden dolayı uyarma, kınama ve benzeri bir ceza almanız halinde kararın tebliği tarihinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz hakkınız bulunmaktadır.
A) DİSİPLİN CEZALARI BAKIMINDAN İDARENİN TAKDİR YETKİSİ VE HAFİF OLAN CEZANIN UYGULANMASI
İdarenin takdir yetkisi kapsamında yine aynı kanunun 125.maddesi uyarınca; "Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir."
Danıştay 8. Dairesi, 28.10.1991 tarihli ve E 1991/1399, K 1911/1677 sayılı Kararında, "...şartların varlığın rağmen bir alt ceza uygulanmaması durumunda bunun nedeninin açıklanması gerektiğini belirtmiş, başarı belgesi alan, geçmiş hizmetleri olumlu ve sicili temiz olan personele gerekçe gösterilmeksizin bir alt ceza uygulanmamasını hukuka aykırı bulmuştur."
Danıştay 12. Dairesi, 30.10.2001 tarihli ve E 2000/2310, K 2001/3576 sayılı Kararında; "...bir derece hafif disiplin cezası verilmesi koşulları tartışılmaksızın verilen disiplin cezasını hukuka aykırı bulmuştur."
Kanun hükümleri idareye alt ceza uygulanması bakımından takdir yetkisi tanımaktadır. Danıştay kararlarından da görüleceği üzere kamu personeli hakkında disiplin cezası tesis edilirken alt ceza uygulanması için gereken şartların var olup olmadığının değerlendirilmesi, bu şartların varlığına rağmen alt ceza uygulanmıyorsa bunun nedenlerinin açıklanması gerekmektedir.
B) DİSİPLİN CEZASINI VEREN KİŞİYLE DİSİPLİN CEZASININ KONUSU OLAN OLAYIN TARAFLARININ AYNI OLMAMASI GEREKMEKTEDİR
Disiplin kurulları ve disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarının sağlıklı ve objektif olması, disiplin amirleri ve disiplin kurulları üyelerinin olayı objektif değerlendirmesiyle mümkün olduğundan, disiplin hukukunda, hakkında soruşturma yürütülen kişilerle arasında husumet bulunan, soruşturmada taraf pozisyonunda olan ve soruşturmayı yürüten kişilerin disiplin amiri sıfatıyla ya da disiplin kurulu üyesi olarak tesis edilecek disiplin cezası işlemine katılamayacakları kabul edilmektedir.
Danıştay 12. Daire Başkanlığı tarafından Karar:2015/5003 numarasıyla verilen kararda;
" Bakılan davada, dava konusu disiplin cezasını veren ve disiplin amiri konumunda olan il sağlık müdürüne karşı davacı tarafından, 29.11.2010 tarihinde yapılan toplantıda kendisine karşı yüksek ses tonuyla konuşarak toplantı havasını gerdiği, toplantı maksadı olan eşgüdümü engelleyerek toplantıdan verim alınmamasına neden olduğu ve görevin işbirliği içinde yapılmasına aykırı davranışlarda bulunduğundan bahisle il sağlık müdürü söz konusu olaya ilişkin olarak soruşturma yapılması için sağlık müdür yardımcılarından birini görevlendirilmek üzere valilik onayına sunduğu, görevlendirilen kişinin hazırladığı rapor sonucu getirilen teklif doğrultusunda yine bizzat il sağlık müdürü tarafından savunma alınarak dava konusu işlemi tesis ettiği anlaşılmakta olup, bu soruşturmanın açılmasını isteyen, bir başka ifadeyle davacıya isnat edilen fiilin muhatabı olan ve hakkında soruşturma yapılmasını isteyen kişi ile söz konusu soruşturma sonucu ceza veren kişinin aynı olması objektif ve tarafsız değerlendirmeyi olumsuz yönde etkileyeceğinden, dava konusu işlemde bu yönden hukuka uyarlık görülmemiştir." denilmektedir.
C) DİSİPLİN CEZASI VERİLEN MEMURUN BİR DE GÖREV YERİ DEĞİŞTİRİLEMEZ, AYNI SORUŞTURMA KONUSUNDAN İKİ CEZA VERİLEMEZ
Danıştay 2. Dairesi'nin 2009/3951 E.. 2012/6310 K. sayılı kararında; "Anılan maddelerle idarelere, kamu görevlilerinin kurum içinde veya başka yerlerdeki kadrolara atanmaları konusunda takdir yetkisi tanınmış ise de, idarelere tanınan takdir yetkisinin kullanımının mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu ve bu açıdan yargı denetimine tabi bulunduğu, ancak sözü edilen takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde bu durumun dava konusu idari işlemin sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği hususu yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edilmiştir."
Ayrıca Danıştay 2. Dairesinin 2012/2577 Esas ve 2014/12119 sayılı kararı ile de onanan Adana 1. İdare Mahkemesinin 2011/506 Esas, 2011/1819 Karar ve 05.12.2011 tarihli kararında da; ""Memurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık olup, bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek yapılabileceği fakat davacının atanmasında kamu yararı ve hizmet gereklerinin gözetilmediği ayrıca Atama işleminde kamu hizmetinin etkin ve verimli işlemesi amacı dışında bir başka amacın bulunmaması ve atama işlemlerinin bir alt ceza gibi uygulanmaması gerektiğinden ihtar ve aylıktan kesim cezası ile cezalandırıldığı anlaşılan davacının aynı fiiller nedeniyle bir de atama işlemine tabi tutulmasının kendisine ikinci bir disiplin cezası verilmesi anlamına geleceği görüşüyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır." denilmektedir.